"ORTAK ADAY" KİM?!

Cüneyt Şaşmaz
1974 sonrası ve/veya 1980 öncesi yaşanan süreç'in benzeri bir alacakaranlık kuşağı'nın içinden geçiyoruz.
Milliyetçi Cephe Hükümetleri.
Ya da 27 Mayıs öncesi'nin "Vatan Cephesi"!
Veyahut dış politika "arapsaçı", ekonomi ise "entübe" hasta'nın durum'undan farksız.
Hal böyleyken...
"Muharrem İnce yeni parti kuracak mı?" ya da "Ne zaman kuracak?" sorusunun yerini, Bahçeli'nin "Evine dön" çağrısı aldı.
Bu anlamda, cevap'ı merak edilen soru şu:
İYİ Partililer ev'lerine dönecekler mi dönmeyecekler mi!?
Demem o ki:
Gördüklerinin yarısına, duyduklarının hiçbirine!
Bahçeli MHP'si, "Cumhur İttifakı" içinde gözüküyor ama "Millet İttifakı"nın değirmeni'ne su taşıyor.
İYİ Parti, "Millet İttifakı" içinde gözüküyor ama Erdoğan'ın Ak Partisi ile ortak hareket ediyor.
Merkez sağ'daki boşluğu doldursun diye kurulan İYİ Parti, hayalkırıklığı yaratmış.
Yeni bir oluşum'a ihtiyaç var.
Yani?!
Bahçeli'nin ağzı ile İYİ Parti'lilere yapılan davet üzerinden bakıldığında, merkez sağ'da süreç birçok şeye gebe diye bakmak mümkün.
Nitekim...
Muharrem İnce, sosyal medya hesabından, "İşler kötüye giderken kendi hatalarını dış mihraklara bağlayanlarla, kendileri gibi düşünmeyenleri iktidarla ilişkilendirip ihanetle suçlayanlar aslında aynı yolun yolcusudur" dedi?!
Soru şu:
Ak Parti gibi "ağır yıpranmış", Erdoğan gibi "ağır hırpalanmış" bir isim'in karşısına çıkacak "Başkan/Cumhurbaşkanı" aday'ı, ürkek, çekingen ise mevcut şartlar içinde kazanma şansı nedir!?
Bu çerçeve'de, Muharrem İnce'nin açık'tan aday olduğunu ilan etmesi yerinde ve doğru bir yaklaşım!
Cumhuriyet değerlerine sahip çıkacak "meydan okuyan" bir ses'e ihtiyaç var!
Nüans?!
Kılıçdaroğlu "dostlarımız ile iktidar'a yürüyoruz" derken, dost'larının kim olduğu malum?!
O v'akit soru şu:
Millet ittifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim?!
Cevap, Ali Babacan ise saklayacak, saklanacak bir şey yok demektir.
Neticede, sandığa gidecek parti'liden aday kaçırılacak ve/veya saklanacak olur ise netice ne olur!?
Ali Babacan'a dün "hayır" diyen bugün "evet" demez ise o v'akit bir başka soru:
Usta bir köşe yazarı'nın'ın köşesi içinde adı sık sık anılan Cemil Çiçek ismine CHP'li seçmen nasıl bakar?!
Bu anlamda yapılmış bir anket ya da saha çalışması var mı?!
Hasılı:
Yeni CHP, adı gizlenen "ortak aday" için parti'nin tüm dinamik'leri ile oynadı ise cevap'ını arayan bir başka basit soru:
Neden, niçin, niye?!
Erdoğan gibi, ağır yıpranmış bir isim'in karşısında "kazanmak" için saklanmaya ihtiyaç var ise "ortak aday"ın günahları nedir ki, Erdoğan'ın karşısında bu kadar korkak ya da ürkek, çekingen?!
O v'akit aynı soru'yu ters'ten soralım:
Yeni CHP hangi nokta'larda büyük yanlışlar yaptı ki, Erdoğan art arda seçim kazandı!?
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığından başlayıp, Selahattin Demirtaş'a kadar bir liste üzerinden sorgulamak mümkün.
Ezcümle:
Aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuç'lar elde etmek mümkün değil ise 31 Mart ya da 23 Haziran gecesi kazanan CHP değildi.
Cumhuriyet'e şehla bakan oy'lar üzerinden "öteki"leştirilenler vb.
Madem her şey konuşulmaya başlandı, Kılıçdaroğlu kendisi aday değil ise Cumhurbaşkanlığı seçimi kapsamında "hangi aday"ı desteklediklerini önce CHP'lilerle, sonra da kamuoyu ile paylaşmalı!
Muharrem İnce'nin birçok nokta'da eksik'likleri olabilir ama bu nokta'da yüzde 100 haklı!
Kılıçdaroğlu, bunca hazırlığı Cemil Çiçek'in adaylığı için yapıyor ise...
Siyasal kürtçü İstanbul İl Başkanı ile yapılan danışıklı dövüş kapsamında parti'den Tuncay Özkan'a, Muharrem İnce'ye kapı gösterilmiş ise...
Nüans?!
Erdoğan'ın, Ayasofya'da Cuma Namazı çıkışı, Muharrem İnce'nin parti kurmasıyla ilgili soruya verdiği cevap da, aynı kapı'ya çıkıyor.
Erdoğan dört bir yandan çevrelenmiş.
Konuşan Erdoğan ama konuşturan, verdiği cevap üzerinden Muharrem İnce'nin ayağı'nın altına muz kabuğu attırıyor.
CHP tabanına, bu yeni parti hareketi, "Erdoğan'ın işine yarayacak" altyazısı ile servis ediliyor.
Velev ki, Erdoğan'ın işine yarıyor, o v'akit neden bunu açıkça ilan edip, pişmiş aş'a su katsın?!
Öte yandan...
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin "evine dön" çağrısına Nevşehir'den cevap verdi:
"Bir kez daha söyleyeyim sayın Erdoğan, ortağınızı üzerimize sardırmaktan alın!"
Öncelikle...
Akşener'in cevabını fazlası ile kadınsı buldum.
İlgisizlikten bunalan, bir anda ilginin odağı olunca şaşıran?!
Oysaki, Akşener aynı zamanda bir siyasi parti'nin genel başkanı!
Nüans?!
Bahçeli'nin davet'ine çok şık cevap'lar nakşedebilirdi!?
Örneğin, Tarım Bakanı'nı eleştirdi diye Enginyurt'u kovan Bahçeli MHP'si, yarın benzer bir eleştiri yapınca, İYİ Parti'lileri kapının önüne koymayacağının garantisini verebilir mi?!
Ya da İYİ Parti'ye "Evinize dön" diye çağrı yapmak için Enginyurt'u kovmalarına gerek yoktu, da denilebilirdi.
Kaldı ki, "Evine dön" derken hangi ev!?
Eskiden üyesi olduğu DYP mi, kurucuları arasında yer aldığı Ak Parti mi ve/veya "TSK sanık PKK tanık" süreç'inde görev aldığı MHP mi?!
"Ülkücü Hareket Önlenemez" sloganı atılırken, açılımlar yapılıyordu ve Bahçeli seyrediyordu.
Siyasal kürt'ler ile dağ'da halay'a durulan günler de çok eski değil.
Demem o ki:
Erdoğan, Ayasofya'daki Cuma Namazı çıkışında yaptığı basın açıklaması sırasında da görüldü ki, "Patron Bahçeli"!
Akşener, Bahçeli'nin açıklaması üzerinden "ortağınızı üzerimize sardırmaktan alın" derken, Erdoğan'ı görev'e davet etti.
Ne var ki, Cuma Namazı sonrası ortaya çıkan tablo: Sistem robot.
Erdoğan robot.

Erdoğan da, Bahçeli'nin daveti'ne "uygundur not'u" düştüğüne göre, Akşener bu tablo karşısında ne diyecek?!
Evet/Hayır!
Neticede, HDP, PKK, Barzani sarmalı yüzde 50'ye dayalı sistem'in şer eksen'i.
Demem şu ki:
Cumhur İttifakı içinde güven vermeyen ya da söylediği ile yaptığı farklı olan Bahçeli'ye karşılık, "arka kapı diplomasisi" üzerinden İYİ Parti ile iş tutmaya çalışan Ak Parti, MHP'nin, "Bahçeli'nin radar'ına yakalandı" diye bakmak da mümkün!
Ya da Bahçeli, Millet İttifakı'nın gizli ortağı!?
Neticede, HDP, Barzani, PKK oy'ları ile yanyana gelir ise siyaseten biter, onun için kulağı ters'ten gösteriyorlar.
Ve Bahçeli, 'Cumhur İttifakı'nın 'oy havuzu'ndan seçmen eksiltmek için kasıtlı olarak algı operasyonu çekiyor.
Cemal Enginyurt'un parti'den ihraç edilmesi ile başlatılan "kontrollü süreç" diyelim, o 'oy havuzu'nun içine açılan bir başka delik.
Enginyurt, Tuğrul Türkeş, Ahmet Davutoğlu iletişim zincirinin bir başka dişli'si.
Hasılı:
Gördüklerinin yarısına duyduklarının hiçbirine!
Bu anlamda, Ayasofya'da Cuma Namazı çıkışında konuşan Erdoğan'dı!
Ne var ki, görüntü ve ses Erdoğan'a ait olmasına rağmen, konuşturan Bahçeli'nin de içinde olduğu arka plan'dı.
Hal böyleyken...
Bahçeli, Erdoğan'ın sesi üzerinden aynı mesajı tekrar etti: "Patron benim"!
"Meteo: 28 Şubat" çerçevesi'nde, "Patron biziz" deniliyor ise Cemil Çiçek "ortak aday" olarak öne çıkmak için gün sayıyor.
Bakmak ve de görmek farkı diyelim.
Diğer yön'e gelince:
Tüm medya Erdoğan'ın kontrol'ünde ise Enginyurt medya'da nasıl yer buluyor?!
Cevap, konuşmalarında sık sık Bahçeli'ye, Erdoğan'a, damat Albayrak'a atıf yaptığı için ise bir diğer soru şu:
O v'akit ne diye kovuldu!?
Enginyurt'u kovanlar, Bahçeli'den, Erdoğan'dan daha mı güçlü!?
Nüans?!
Enginyurt'un misyon'u, Cumhur İttifakı'ndan oy eksiltmek, küskün kalmak.
Kaldı ki, "İYİ Parti'ye gider misiniz?" sorusuna verdiği cevap orta yerde dururken, oyun içindeki bir başka "fırıldak" da ortada:
Siyon Topaç dönmeye devam ediyor.
Hal böyleyken...
"Akşener'in misyonu" önümüzdeki süreç'te ortaya çıkacak!
Ağar'ın izinden mi gidecek yoksa Gökçek, Çiçek vs vs.
Hasılı:
Putin'in ayak izi'nden yürüyen "bir başka Saray'lı" bir başka referandum ve/veya karar'la "artık bu ülkede 2053'e kadar seçim yok" demez ise Türkiye adı konulmamış bir baskın seçim süreç'ine hazırlanıyor?!
Ezcümle:
"İyi bir oyunun son söze ihtiyacı yoktur."
William Shakespeare

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.