Bu yazımızda, en değerli varlıklarımızdan “ormanlar” konusu üzerinde duracağız. İnsanın doğa ile ilişkisinden giriş yapıp orman varlığımıza ve ormanlarımızı tehdit eden risklere odaklanacağız. İklim değişikliği mi iklim değiştirilmesi mi? Bilimsel literatüre iklim değişikliği diye geçen sürecin ormanlarımız üzerindeki etkilerini ve orman yangınlarının yarattığı olumsuz etkileri özetleyeceğiz. Elbette bir yazıda konunun tüm detayları ele alınamaz. Temel amacımız duyarlılık ve farkındalığımızı yüksek seviyede tutmak, yakın tarihli literatürden haberdar olmak.
İnsanın doğa ile olan ilişkisinde iki yol kendisini belli eder. İnsanın doğa üzerine hâkim olduğu görüşü üzerinden İnsan Merkezcilik (Antroposantrizm) ve insanın doğanın bir ürünü olarak doğa yasalarına bağlı ve saygılı bir şekilde yaşaması gerektiği görüşü; Doğa Merkezcilik (Ekosantrizm). İnsan merkezcilik, insanı evrenin merkezi ve diğer tüm canlılardan üstün olarak görür. Doğayı, insan ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda kullanılacak bir kaynak olarak değerlendirir. Antik Yunan felsefesi ve Hümanizm insan merkezcilik düşüncesini güçlendirmiştir. Orta Çağ Hristiyanlığı, doğayı insanın hizmetinde ve Tanrı’nın yansıması olarak konumlandırmıştır. Sanayi Devrimi ile kapitalist ideolojiler doğanın metalaştırılmasını yaygınlaştırmıştır. Doğa merkezcilik, doğanın insan dışındaki tüm varlıklarla birlikte içsel bir değeri olduğunu öne sürer. Bu yaklaşım ekosistemlerin korunmasını ve türlerin çıkarlarının dengelenmesini savunur, doğaya saygıyı etik bir sorumluluk olarak görür. Derin ekoloji, Arne Naess'in geliştirdiği; doğanın içsel değerini savunan, biyosferik eşitliği ve insanların doğayla sınırlı etkileşimini öngören kapsamlı bir ekolojik yaklaşımdır. Doğayı yalnızca kaynak olarak değil, saygı gösterilmesi gereken bir varlık olarak ele alır; materyalizme karşıdır. Ayrıca, çevre sorunlarının çözümü için etik, ekonomik ve politik dönüşümlerin gerekliliğini vurgular (Erkan, 2025). Erkan (2025) “Mononoke-hime” isimli bir Japon anime filmini “İnsan-Doğa ilişkisi”nin bir örneği olarak sunar. Mononoke-hime filminde hayvanlar ve orman ruhları, zekâ, duygu ve özerklik taşıyan varlıklar olarak betimlenerek, derin ekolojinin biyosferik eşitlikçilik ilkesini somutlaştırır ve doğanın içsel değerini güçlendirir. Ashitaka, insan ve doğa arasındaki çatışmada dengeyi sağlamak için arabuluculuk yaparak, karşılıklı anlayış ve uzlaşının mümkün olduğunu gösterir. Onun rolü, sürdürülebilir bir insan-doğa ilişkisi için etik sorumluluğun ve saygının gerekliliğini vurgular.
Ormanlar; insanlığa gıda, yakıt, barınak, temiz hava ve su, ilaç, gelir kaynağı, istihdam, dinlenme ve peyzaj gibi sayısız maddi-manevi ekonomik, ekolojik ve sosyokültürel faydalar sunan doğal kaynaklardır. Bir ekosistem olarak orman, belirli bir kapalılıkta ağaçlar, çeşitli bitki ve hayvan toplulukları ile toprakta bulunan gözle görülmeyen diğer organizmaların, cansız çevreyle belli bir denge içinde karşılıklı olarak etkileşimde bulunduğu canlı bir sistem ve topluluktur. Ormanlar; su havzalarının ve tatlı su kaynaklarının korunmasında, biyolojik çeşitlilik ve gen kaynaklarının muhafazasında, fotosentez yoluyla ekolojik süreçlerin sürdürülmesinde ve yerel, ulusal, bölgesel ile alt bölgesel düzeylerde ekolojik dengenin sağlanmasında hayati bir rol oynar (Aydoğdu, 2023). T. C. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2020 yılında hazırlanan “Türkiye Orman Varlığı” isimli kitapçığa göre, ormanlık alanlar (ağaçsız orman alanları hariç) Türkiye’nin 78 milyon hektarlık yüzölçümünün %29,4’ünü kapsamaktadır (OGM, 2020).
Türkiye’nin toplam 22.933.000 hektar olan ormanlık alanı ülke yüzölçümünün %29,4’ünü oluşturur; bunun %58’i normal, %42’si ise boşluklu kapalı ormandır. 1973-2020 arasında yaklaşık 2,7 milyon hektar orman artışı ve 744 milyon m³ ağaç serveti artışı kaydedilmiştir. Yıllık cari artım 1973’te 28,1 milyon m³ iken 2020’de 47,4 milyon m³’e yükselmiştir. Ormanların %48’i iğne yapraklı, %32’si yapraklı, %20’si karışık türlerdendir ve en yaygın ağaç meşedir. FRA (Küresel Orman Kaynaklar. Değerlendirmesi) 2020 raporuna göre Türkiye, orman varlığı açısından dünyada 27. Sıradadır (ilk 5 sıra; Rusya, Brezilya, Kanada, ABD, Çin). Ayrıca, Türkiye 2010-2020 arasında yıllık ortalama 114.000 hektarlık artış ile dünyanın en çok orman büyümesi gösteren 6. Ülkesidir (ilk 5 sıra; Çin, Avustralya, Hindistan, Şili ve Vietnam) (Aydoğdu, 2023). Türkiye'deki orman fidanlıkları, ekosistem yenilenmesinde, biyolojik çeşitlilik korumasında ve sürdürülebilir ormancılık uygulamalarında vazgeçilmez altyapı sağlayarak hem çevresel hem de toplumsal faydalar sunmaktadır. Orman fidanlıkları, tahrip olmuş alanların ağaçlandırılması ve biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli fidanları üretir. Ekosistem sağlığını destekler, sürdürülebilir ormancılık uygulamalarında rol oynar ve kentleşme ile iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı ağaçlandırma projelerine kaynak sağlar. Ayrıca, çevre bilincini artırarak toplumsal fayda sunar. Türkiye genelindeki 102 orman fidanlığı, 30 Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı olarak incelenmiş ve odunsu türlerin çeşitliliği, büyüme formları ve biyocoğrafik statüleri detaylı şekilde analiz edilmiştir. Bitki taksonları, World Flora Online veri tabanı kullanılarak uluslararası standartlarda sınıflandırılmış ve coğrafi dağılım haritası ile görselleştirilmiştir. Bu kapsamlı veri toplama ve sınıflandırma süreci, fidanlıkların ekolojik sürdürülebilirlik potansiyelini değerlendirmek için kritik bir temel oluşturmuştur (Bayraktar ve ark., 2023).
Bayraktar ve arkadaşlarının (2023) Türkiye’deki Orman Fidanlıklarının Ekolojik Rolü üzerine yaptıkları çalışmada analiz ve değerlendirme sonuçları şöyle özetlenebilir: Fidanlıklardaki odunsu türlerin çoğunluğunu egzotik bitkiler oluşturmaktadır; bu oran türlerin büyüme formuna göre değişmekte ve egzotiklere estetik ve ekonomik nedenlerle öncelik verilmektedir. Bu durum, yerel ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik açısından sürdürülebilirlik sorunlarına yol açabilir. Türkiye’deki orman fidanlıklarında egzotik türler (%69.59) doğal türlere (%30.41) kıyasla baskın durumda. Sarılıcı-tırmanıcı türlerde egzotik türlerin oranı %94.87 ile en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Bu durum, sürdürülebilir ekosistem yönetimi açısından önemli bir risk teşkil etmektedir. Egzotik türlerin baskınlığı ne tür ekolojik risklere neden olur sorusuna şu cevap verilmektedir: Egzotik türler, yerel ekosistemlerin dengesini bozarak biyolojik çeşitliliği azaltır ve ekosistem hizmetlerini zayıflatır. Bu durum, yerel türleri hastalık ve zararlılara karşı savunmasız hale getirirken, ekolojik direnci ve Türkiye'nin biyoçeşitlilik potansiyelini de tehdit eder.
Konunun peyzaj açısından ele alınması: Doğal türler ekolojik dengeyi koruyarak biyolojik çeşitliliği destekler, kurakçıl peyzajlarda su tasarrufu sağlar ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunur. Bu türlerin sürdürülebilir peyzaj yönetiminde kullanımı hem çevresel hem de toplumsal açıdan kritik öneme sahiptir. Türkiye’deki orman fidanlıklarında sarılıcı-tırmanıcı türlerin %94.87’sinin egzotik olması, bu bitkilerin peyzaj tasarımında estetik ve işlevsel olarak yüksek tercih edildiğini göstermektedir. Egzotik türlerin hızlı adaptasyon ve görsel çekicilikleri, peyzaj projelerinde yaygın kullanımını desteklemektedir. Ancak bu durum, yerel ekosistem dengesi ve biyoçeşitlilik açısından riskler barındırmaktadır. Yapılması gereken: Kentsel peyzajlarda doğal ve egzotik türlerin dengesinin kurulmalıdır! Doğal Türlerin Teşviki ve Sürdürülebilirlik: Kentsel peyzajda doğal türlerin kullanımını artırmak için bilinçlendirme ve eğitim önemlidir. Yerel yönetimler, doğal türleri teşvik etmeli ve egzotik türlerin kontrolünü sağlamalıdır. Doğal ve egzotik türler dengeli şekilde kullanılmalıdır.
Bayraktar ve arkadaşları (2023) Türkiye orman fidanlıklarında tür üretim eğilimleri ve sürdürülebilirlik analizi açısından şu değerli mesajları vermektedirler: Türkiye’deki fidanlıkların %69,59’u egzotik türler üretirken, %30,41’i doğal türlerden oluşmaktadır. Egzotik türler ekonomik ve estetik avantajları nedeniyle yaygın olarak tercih edilmektedir; ancak bu durum yerel ekosistemlere zarar verebilir. Sürdürülebilirlik açısından, doğal türlerin üretimi artırılmalıdır. Sürdürülebilirlik İçin Stratejik Öneriler: 1) Doğal tür üretiminin arttırılması, 2) Ekosistem koruma ve yönetim stratejileri, 3) Yerel biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, 4) Politika ve İş birliği geliştirme.
İklim değişikliğinin ormanlara etkinliği konusuna girerken Orman ekosistemlerinin önemi konusuna değinelim:
Biyolojik Çeşitlilik: Ormanlar, milyonlarca bitki, hayvan, mantar ve mikroorganizma türüne ev sahipliği yaparak dünya karasal biyolojik çeşitliliğinin %75’inden fazlasını barındırır.
Karbon Depolama: Ormanlar, atmosferdeki karbonu depolarak küresel ısınmayı yavaşlatır ve iklim dengesinin korunmasında kritik rol oynar.
Doğal Dengenin Korunması: Ormanlar, su döngüsü, toprak erozyonunun önlenmesi ve hava kalitesinin iyileştirilmesi gibi ekosistem işlevlerinin sürdürülebilirliğini sağlar.
İnsan Yaşamı ve Ekonomik Katkı: Ormanlar, yakacak odun, gıda, tıbbi bitkiler gibi kaynakların yanı sıra milyonlarca insana iş ve gelir sağlar, ekosistem hizmetleriyle yaşam kalitesini artırır (Ünlü, 2025).
Orman ekosistemlerinin ikili rolünü açıklayalım: Ormanlar, atmosferdeki karbondioksiti tutarak iklim değişikliğini yavaşlatır. Ancak ormanların yok olması ve yangınlar, depolanan karbonun salınmasına ve sera gazlarının artmasına neden olur. Bu yüzden ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi önemlidir. Ülkemizde durum nedir? Artan sıcaklık ve azalan yağışlar Türkiye'de orman yangını riskini artırmakta; 1961-1996 arasında 2,3 milyon hektar orman yanmıştır. Akdeniz Bölgesi'nde iklim değişikliği biyolojik çeşitliliği tehdit ediyor ve yangın yönetimini güçleştiriyor. Bu nedenle İklim Akılcı Ormancılık (İKAKO) kavramı geliştirilmiştir, İKAKO iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı ormanların dayanıklılığını artırmak ve sürdürülebilir yönetimini sağlamak için geliştirilen stratejiler bütünüdür. İKAKO’nun temel amacı, orman ekosistemlerinin işlevselliğini koruyarak iklim değişikliğine uyum sağlamak ve sera gazı salımlarını azaltmaktır. İKAKO; (1) İklim değişikliğine uyum, (2) İklim değişikliğinin azaltılması ve (3) Sosyal boyut olmak üzere üç ana prensip üzerine kuruludur.
İKAKO'nun Orman Yönetimine Katkıları:
- Uyum Sağlama Kapasitesi: İKAKO, ormanların iklim değişikliğine karşı adaptasyon yeteneğini artırır; dayanıklı ağaç türlerinin seçimi ve orman yapısının iyileştirilmesiyle ekosistem direnci güçlendirilir.
- Azaltım Stratejileri: Ormanların karbon depolama kapasitesinin artırılması ve fosil yakıt kullanımının odun ürünleriyle ikamesi, sera gazı emisyonlarının azaltılmasında İKAKO'nun temel yaklaşımlarıdır.
- Ekosistem Hizmetleri: İKAKO, biyolojik çeşitliliğin korunması, su döngüsü ve toprak sağlığının desteklenmesi gibi ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlar, ormanların fonksiyonlarını güçlendirir.
- Sosyal Boyut ve Katılım: Yerel toplulukların ve paydaşların İKAKO süreçlerine dahil edilmesi, karar alma mekanizmalarının şeffaflığı ve kapsayıcılığı ile başarılı uyum ve azaltım sağlanır.
İKAKO'nun Karbon Döngüsüne Katkıları:
Ormanlar, atmosferden karbon tutarak sera gazı etkisini azaltır. İKAKO stratejileri sürdürülebilir yönetimle karbon depolama kapasitesini artırır ve odun ürünleri fosil yakıtların yerini alarak emisyonları düşürür. Bu sayede ormanların iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı güçlenir.
Uyum Stratejilerinin Göstergeleri: Ormanların iklim değişikliğine uyum kapasitesini değerlendirmek için kaynaklar, ağaç türü çeşitliliği, meşcere yapısı ve orman yol ağlarının yoğunluğu gibi göstergeler kullanılır.
Ağaç türü çeşitliliği ve göçü: Uyum sürecinde kuraklığa dayanıklı ve iklim değişikliğine uygun yerli ve yabancı türlerin teşviki, sağlıklı ve dirençli orman yapılarının oluşturulmasında önemlidir.
Adaptasyon Yaklaşımları: Ormanların mevcut durumu ile hedeflenen uyum durumu arasındaki farkın ölçülmesi, bozulma direncini ve yapısal parametreleri dikkate alan yönetim planları geliştirilmesini sağlar.
İKAKO'nun Geleceği ve Gelişim Süreci: İklim Akılcı Ormancılık (İKAKO), iklim değişikliğine uyumlu ve esnek yönetim stratejileri geliştirir. Farklı ağaç türlerini teşvik ederek ve paydaşlarla iş birliği yaparak ormanların adaptasyon kapasitesini artırır, sürdürülebilir orman yönetimini amaçlar (Sargıncı & Beyazyüz, 2022).
Orman Yangınları:
Orman yangınları ekosistemi ve insan sağlığını etkileyen en öenmli konulardan birisidir. Orman yangını, orman ekosistemindeki yanıcı materyallerin (odun, yaprak, dal vb.) ve canlı ağaçların tutuşması sonucu ortaya çıkan kontrolsüz yanma olaylarıdır. Orman yangınları hızlı yayılabilir ve ekosistem üzerinde yıkıcı etkiler bırakabilir. Yangın türleri üç ana kategoriye ayrılır: Toprak yangını, orman zeminindeki organik maddelerin yanmasıdır ve genellikle yavaş ilerler. Örtü yangını, bitki örtüsünün yüzey kısmında meydana gelir ve daha hızlı yayılır. Tepe yangını ise ağaçların tepelerinde ve yüksek dallarında çıkar; rüzgar etkisiyle çok hızlı ve geniş alanlara yayılabilir. Bu yangın türleri, yangının şiddetini, yayılma hızını ve müdahale zorluklarını belirler. Orman yangınlarının önlenmesi ve erken müdahalesi için bu kategorilerin bilinmesi kritik öneme sahiptir.
Orman Yangınlarının Yeryüzüne Dağılımı:
Küresel Yangın Sıklığı ve Etkileri: 2001-2018 yılları arasında yılda ortalama 400 milyon hektardan fazla alan yangınlardan etkilenmiş, toplamda 7,2 milyar hektar alan yanmıştır. Boreal ormanlarda yangın riskinde artış görülmekte olup, dünya karasal karbon depolarının %30-40'ını oluşturan bu alanlar kritik öneme sahiptir.
Bölgesel Dağılım ve Türkiye Örneği: Tropikal ormanlarda tarımsal genişleme yangınları artırırken, ılıman ve subtropikal bölgelerde iklim değişikliği nedeniyle yangın sayısı artmaktadır. Türkiye’de özellikle Akdeniz iklim kuşağında orman yangınları yaygın olup, Antalya, Muğla ve İzmir gibi iller en fazla etkilenmektedir.
Orman Yangınlarının Artış Nedenleri:
Artışın Başlıca Nedenleri: Küresel ısınma sıcaklıkları yükselterek kuraklığı artırıyor ve yangın riskini büyütüyor. Yangınların %85’i insan faaliyetlerinden kaynaklanırken, arazi kullanımı değişiklikleri ve doğal tetikleyiciler de yayılmayı kolaylaştırıyor ve sıklığı artırıyor.
Olumsuz Etkiler ve Zorluklar: Orman yangınları ekosistem dengesini bozmakta, biyolojik çeşitliliği ve hava kalitesini olumsuz etkilemektedir. Yangınların artması sağlık sorunlarına, arazi tahribatına ve küresel ısınmanın hızlanmasına yol açarken, önleme konusunda bilinçlendirme ve denetim eksikliği yaşanmaktadır.
Türkiye’de Orman Yangınları ve Nedenleri:
Türkiye’de orman yangınlarının %85’i insan kaynaklıdır; en çok Akdeniz’deki illerde görülür. 2021 Manavgat yangını, 60.000 hektarlık alanla ülke tarihinin en büyük yangınıdır. 2022’de yangınların %41,2’sinin nedeni bilinmezken, %31,5’i ihmal ve %4’ü kasıt sonucu çıkmıştır.
Orman Yangınlarının Çevresel ve Sağlık Üzerindeki Etkileri:
Ekosistem Üzerindeki Etkiler: Orman yangınları bitki örtüsünü yok ederek habitat kaybına ve biyolojik çeşitlilikte azalmaya yol açar. Toprak yapısı zarar görür, su döngüsü bozulur ve ekosistem dengesi uzun vadede etkilenir.
Hava Kalitesi ve Sağlık: Yangınlar PM2.5, karbon monoksit ve kükürt dioksit gibi zararlı maddeleri atmosfere salar. Bu durum solunum yolu hastalıkları ve kardiyovasküler sorunlara yol açar, duman haftalarca kalabilir.
Biyoçeşitlilik ve İklim Etkileri: Orman yangınları biyolojik çeşitliliğin %15’ini tehdit eder. Karbon salınımı küresel ısınmayı hızlandırır ve ekosistem hizmetlerinin kaybına neden olur.
Orman Yangınlarının Yönetimi ve Önleme Stratejileri:
Afet Yönetimi: 1960'lardan sonra yara sarma yerine zarar azaltma stratejisi benimsendi. BM, afet yönetimini ulusal ve uluslararası düzeyde yapılandırdı.
Yangın Önleme: Riskli alanlar belirlenip önleyici tedbirler alınır. Toplum eğitilir, bilinçlendirilir ve yangın önleme planları hazırlanır.
Erken Müdahale: Yangın büyümeden tespit edilip müdahale edilir. Drone, İHA ve hava araçları kullanılarak müdahale süresi kısaltılır.
Rehabilitasyon: Yangın sonrası alanlar soğutulur, hasar tespit edilir ve ekolojik restorasyon yapılır. Psikososyal destek sağlanır.
Orman Yangınlarıyla Mücadelede Teknolojik Gelişmeler:
Drone ve İHA’lar, orman yangınlarında erken tespit, anlık takip ve zor alanlara müdahalede etkin rol oynar. Yapay zeka ile risk haritaları hazırlanır ve önleyici adımlar daha verimli planlanır. Teknolojik çözümler kaynak tasarrufu sağlar ve çevresel etkileri azaltır.
Toplumsal Farkındalık ve Eğitim:
Orman yangınlarını önlemede halkı bilinçlendirmek çok önemlidir. Eğitim ve bilgilendirme kampanyaları, kurumların iş birliğiyle uygulanmalı ve yangına karşı toplumsal farkındalık artırılmalıdır (Ünlü, 2025).
Ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için yangın önleme, erken müdahale ve toplumsal bilinçlendirme şarttır.
Kaynaklar:
Aydoğdu, O. (2023). Orman Biyoçeşitliliği. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü.
Bayraktar, S., Ulus, A., Yener, Ş. D., & Sökmen, E. D. (2025). Türkiye’deki Orman Fidanlıklarının Ekolojik Rolü: Doğal ve Egzotik Türlerin Çeşitliliği ve Peyzaj Üzerindeki Etkileri. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 39(1), 187-201.
Erkan, F. G. (2025). İnsan ve Doğa İlişkisini Yeniden Düşünmek: Mononoke-hime Anime Filminin Ekoeleştirel Analizi. SineFilozofi, (20), 230-246.
OGM, 2020. Türkiye Orman Varlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Ankara.
Sargıncı, M., & Beyazyüz, F. (2022). İklim değişikliğinin ormanlar üzerindeki etkisi: İklim akılcı ormancılık bakış açısı. Anadolu Orman Araştırmaları Dergisi, 8(2), 142-149.
Ünlü, M. (2025). Orman varlığı ve orman yangınlarının etkisi. International Journal of Geography and Geography Education, (55), 212-229.