OĞUL BAKAN

Aşkım Tan

Tarım Ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ardı arkası kesilmeyen orman yangınları ile bir “dejavu” yaşatıyor bu millete. 

Yine bu bağlamda ister istemez bir sorgulama dürtüsü ile hatırlıyoruz maziyi. 

THK ile çalışmaktan tamamıyla vazgeçen Tarım Ve Orman Bakanlığı, bu yaz kullanılmak üzere uçaklar için yeni arayışa girmişti. 

Orman Genel Müdürlüğü’nün ihtiyaçları doğrultusunda yurtdışından uçak temin edilmesi ve alım ihalesinin Savunma Sanayii Başkanlığı’nca (SSB) yapılmasına karar verilmişti.

Yine bu kapsamda SSB’nin yürüttüğü ihale şartnamesine göre yangın söndürme uçaklarının hem suya, hem de karaya iniş-kalkış (amfibik) özelliğinin bulunması talep edilirken, uçakların nehirden su alabilmesi özelliği de aranacaktı. 

Bütün bunlar olurken ve ihalenin yapılarak amfibik özellikli uçakların alınması beklenirken, 13 Nisan 2020’de Kayyım tarafından yönetilen THK'nın 11 yangın söndürme uçağı sessiz sedasız satılıverildi. 

Satılan “Dromader” uçaklarımız sarp arazilerde, su noktalarından uzak olan ormanlarda, farklı noktalara konuşlanıp hızlı müdahale ile alevlerin kontrol altına alınmasını sağlıyordu. Zirai ilaçlamada da kullanılabilen bu uçaklar 2015’ten bu yana öylece atıl tutuluyordu.

Göl veya deniz kenarındaki büyük orman yangınlarında ise tam 35 yıl boyunca yine THK’nın işlettiği “CL-215 amfibik” yani hem suya hem de karaya inen uçaklar ile söndürme helikopterleri kullanıldı. 

THK’nın 6’sı faal 9 adet CL-215 uçağı iki yıldır hangarlarda bekletiliyordu. 

Orman Bakanlığı, tüm eleştirilere rağmen THK uçaklarının hangardan çıkmasına izin vermemişti ve bu nedenden dolayı müdahalede yetersiz kalınmıştı. 

Sadece İzmir’de 500 hektar orman kül olmuştu. 

Bu yıl 20 Şubat’ta açılan “Orman Yangını Söndürme Uçağı İhalesi”nde öyle bir şartname hazırlandı ki THK’nın “Ateş Kuşu” adı verilen 9 CL-215 uçağı –ne ilginçtir ki- ihaleye giremedi. 

THK’nın CL-215 uçakları “4 bin 900 litre” kapasiteliydi, ihaleye ise “5 bin litre” şartı konuldu.

İstatistiklere göre ise ülkemizde her yıl meydana gelen 4 bin yangında, 10 bin hektar orman yangınlarda zarar görüyor. 

Türkiye, orman yangınlarında Akdeniz'in riskli ülkeleri arasında kabul edilmektedir.

İnatlaşılan Türk Hava Kurumu üzerinden Rusya'dan iki adet yangın söndürme uçağı kiralanması ve satılan uçakların yerine 27 adet yangın söndürme helikopterinin görev alıyor olması oldukça düşündürücü bir durumdur.

Hani “balık hafızalı” bir millet olduğumuzdan birçoğumuz yaşanan olayları, söylenen sözleri unutmaya meyilliyiz. 
Zira doğan her yeni günde yaşanan olaylar bir önceki günü unutturmaya muktedirdir bu ülkede.  

Unutulmuş olabileceği düşüncesi ile oğul Bakan Pakdemirli’nin birkaç sözünü hatırlatmakta fayda var: 

  • “THK yangın söndürme uçakları İzmir’de Yunanistan yangınına yardım için hazır.” (24 Temmuz 2018)
  • “Uçakların saatlik maliyeti 71 bin lira iken helikopterlerin saatlik maliyeti 26 bin lira.”
  • “Benim THK’ya bir kuruş borcum yok ayrıca bu hizmeti almak zorunda da değilim.”
  • “3 tane uçak motoru arızalı şekilde duruyor 3 tanesi de yağ akıtıyor. Çalıştırabilenler varsa buyursunlar gelsinler çalıştırsınlar.”
  • “Bugün itibarıyla Türkiye’de bize hizmet verecek bir uçak filosu maalesef bulunmuyor.”
  • “Kim uçmak istiyorsa uçsun bunlarla. Benim THK'ye bir lira borcum yok. Biz kamu kurumuyuz, bu iş çocuk oyuncağı değil. Benim teşkilatım bunlarla uçmak istemiyor, nokta. Memuriyeti olanlar diyor ki 'Ben bu uçağa binmem.'
  • 'Bineceksin' dediğin zaman, 'Memuriyetten atın beni yine de binmem.' diyor. Bu uçaklar belge üzerinde ne olursa olsun, emniyetli olarak addedilmiyor. Hele ki bu saatten sonra devletin bir bakanı 'Biz bu uçakları emniyetli bulmuyoruz' demiş, konu bitmiştir.”
  • “Hani neredeymiş 20 tane uçak? 6 tane apronda uçak görünüyor, 3 tanesinin motorlarının içine kuşlar yuva yapmış. Motor yok, motor! Hani Vizontele'de vardı ya açıyorlar kaputu 'Motor yok' diyor. Böyle trajikomik tiyatroyla karşı karşıyayız.”

Şeklindeki ifadeleri ile konuya nokta koyduktan sonra farklı birkaç konuyu daha hatırlatmakta yarar var…
İthal edilen tarım ürünleri hakkında “Paramız var ki ithalat yapıyoruz” demiştir.

Oğul Bakana, “Türkiye hem kendi ihtiyacını karşılayabilecek hem de ihraç edebilecek kadar tarım ürünü üretme imkânına ve kapasitesine sahipken neden paramızı çarçur ediyorsunuz?” diye sormazlar mı?

Bir mitingde ahaliye, -AKP dışındaki partilere oy verecek vatandaşları kastederek- "Bu adilere cevabı sandıkta verecek misiniz?” diyen de yine kendileridir. 

İtibarda tasarruf olmaz diyen bir iktidarın Bakanı olarak siz uçak ile helikopter maliyetini hesaplarken, yanan ciğerlerimizi hesaba kattınız mı? 

THK’dan hizmet almak zorunda olmadığınızı söylerken, THK üzerinden uçak kıralarken kendinizle çelişmediniz mi?

FETÖ soruşturması kapsamında “Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” suçundan yargılanan Celal Bayar Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli’nin “oğul Bakan”ın kardeşi olduğunu ve bu oğulların ANAP dönemi eski Bakanlarından Ekrem Pakdemirli’nin oğulları olduğunu hatırlatmaya gerek var mıdır?
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.