Ve bugün Putin Pekin’de.
‘’Rusya ve Pekin’in ‘sınırları olmayan dostluğu’nun sırrı ne?’’ diye insan sormadan edemiyor.
Ve bu gezi de üstelik Rusya ile Çin arasında imzalanan İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının 25. yılına denk geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Şi'yi ziyaret ettiğinde altın yemek takımlarıyla verilen ziyafetler ve antik bir tapınak gezisiyle karşılanmıştı.
Putin'in öncesinde çok bilgi paylaşılan ziyareti ise çok daha sade görünüyor.
Çin ve Rusya son yıllarda ilişkilerini "sınırları olmayan bir dostluk" olarak tanımladı.
Peki bu neye dayanıyor ve bu yakınlık sürecek mi?
Çin, Rusya'nın en büyük ticaret ortağı; Rusya ise Çin'in uluslararası ticaretinin yalnızca %4'ünü oluşturuyor.
Çin, Rusya'ya diğer tüm ülkelerden daha fazla ihracat yapıyor ve ekonomisi Rusya'dan çok daha büyük.
Batı yaptırımlarının yıllar içinde Moskova'yı giderek Pekin ile ticari ilişkilere yöneltmesiyle, ABD tarafından yaptırıma uğrayan ve İngiltere hükümetinin incelemesi sonrası Birleşik Krallık'ın 5G ağlarından çıkarılan teknoloji devi Huawei, Batılı şirketlerin yokluğundan yararlanarak Rusya'nın telekomünikasyon sektöründe artık kilit bir unsur.
Batı ile bağlarının giderek kopmasıyla Çin, teknolojik, bilimsel ve endüstriyel olarak, uzmanlık için ilk başvurulan adres haline geldi.
Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinden bu yana da, Moskova'nın savaş makinesi Çin bileşenlerine giderek daha fazla bağımlı hale geldiği gerçek.
Bloomberg'in yakın tarihli bir raporu, Rusya'nın yaptırıma tabi teknolojisinin %90'dan fazlasını Çin'den ithal ettiğini, önceki yıla göre de %10'luk bir artış gerçekleştiğini ortaya koydu.
Rusya'nın Ukrayna'daki uzun savaşı birçok açıdan yük olabilir ancak aynı zamanda Pekin için de bir varlık sebebi. Zira Pekin, Tayvan'a olası müdahale seçeneklerini de değerlendiriyor.
Batılı analistler Çin-Rusya ortaklığını genellikle iki şekilde tasvir ediyor:
Ya Batı'yı yenme isteğiyle birleşmiş bir "otoriterlik ekseni" ya da sürekli çöküşün eşiğinde olan kırılgan bir kardeşlik.
Ancak bunların hiçbiri, farklılıklarına ve dengesizliklerine rağmen hayati çıkarları paylaşan iki komşu ülke arasında giderek vazgeçilmesi zor hale gelen bu ilişkinin gerçek niteliğini tam olarak yansıtmıyor.
Analiste göre Rusya, ABD'yi tamamen devre dışı bırakacak bir dünya düzeni kurmak istiyor; Çin ise daha temkinli ve pragmatik.
Pekin'in ani kararlar almaktan kaçındığı ve uzun vadeli sonuçlar için sabır ve aşamalı kazanımları önceliklendirdiği düşünülüyor.
Çin'in ABD'nin İran'daki eylemlerine tepkisine bakıldığında; Trump'ın ziyareti için hazırlıkları iptal etmemesi ve ölçülü soğukkanlı duruşunu görmek mümkün.
Çin Rusya'nın yaklaşımından farklı biçimde, Washington ile iletişimi açık tutmak ve gereksiz tahrikten kaçınmak bir yana Trump’a işbirliği önerdiğine de bakılırsa; yakın zamanda sürpriz ittifaklar ile karşı karşıya olacağımızı söylemek mümkün.
Bakalım Rusya ile Çin’in ‘sınırları olmayan dostluğu’ Trump’ın İran’ı Rusya ve Çin’e pozisyonladığında da iki ülke arasındaki sınırsızlık dostluğu taşıyabilecek kadar güçlü kalabilecek mi?
Alanda epey mayın var.
İran içindeki Devrim Muhafızları ve Pezeşkiyan ve Mücteba Hamaney dengesini kim nasıl karşılayacak?
Zira İran’da son zamanlarda Pezeşkiyan ve Mücteba’nın birlikteliğine karşı, içerdeki Devrim Muhafızlarının bu ikiliden ayrı hareketini görebilmek çok önemli. Devrim Muhafızlarının aynı zamanda parayı ve petrolü kontrol ediyor olması da ayrıca önemli. Kuşkusuz tüm bunlar Trump’ın işine yarayan durumlar. Ama Rusya ve Çin için farklı anlamlar ifade ediyor.
Ancaaakkkk…
Her şarttta Türkiye çok önemli.
Erdoğan ve Türkiye’nin önemi azalmayacak ve artacak.
Trump için Erdoğan çok önemli ki, bunu tüm dünyaya sık sık ilan ediyor.
Rusya ve Putin çok önemli.
Artık Çin ve Şi de çok önemli.
Bu arada da İsrail de BAE ve Hindistan ile ilişkilerini geliştiriyor.
Nasıl ittifaklar ama?…
Bundan sonra ne mi olacak?
İkinci aşamada ; Rusya-Belarus ve Libya’ya sıra gelecek.
Yarın 3. Bölümle devam edeceğiz.