Nuray Başaran Yazdı: Bir İnsanın Ölümü!

Uzun zamandır seyahatlerim ve Ekim ayında yayına girmesini planladığımız NTelevizyon'un çalışmaları nedeniyle yazamadım. Oysa başta Hatay, İzmir, Kuşadası, Aydın, Muğla gibi iller ve beldelerinde gördüklerim ve yazmak için biriktirdiklerim var.

Keza Ankara'da son siyasi gelişmeler...Davutoğlu, Babacan, yeni bakanlar kurulu...

Ak Parti'nin içinde kaynayan kazan. Ve elbette bazı kurumların içinde oluşturulan yeni 'Çukurambar Borsaları'! Türk Hava Kurumu'ndan TİGEM'e. Sağlık Bakanlığı'ndan Ticaret Bakanlığı'na....

Velhasılı içerde ayrı yazılacak gündem var. Dışarda ayrı.

Keşmir'deki gelişmelerdeki tehdittten tutun da , Şanlı Urfa'ya gelen ABD'li 'Komutan' ile çizilecek olan 'güvenli bölge'nin sınırlarına...

İngiltere'nin bölgede ABD ile çatışan bölgesel çıkarları ile , 'kimlerle nasıl müttefiklik yeni dönemde tehdit olmaz?' ya da 'Türkiye hangi platformda ulus devlet modelini koruyabilir?'... gibi sorulara şimdi cevap bulma zamanı....

Bilgisayarın başına oturduğumda bu binbir konunun içinden birisini seçsem derken; ki AK Parti'nin 18. kuruluş yılında Ak Parti'nin durumunu, üç büyük şehrin belediyesini kazanan CHP'li belediye başkanlarının ilk icraatlarını yazmak da olabilir derken,  bugün İstanbul'a yağan şiddetli yağmur ve sonuçları haber merkezimize düştü....

Bu MEGA kentte hayat durdu. Yönetmek için yarıştığımız ve 'iki seçim ' yaptığımız İstanbul'da tramvay ve vapur seferleri iptal....

Kapalı çarşı'dan bir çok alt geçide kadar her yer kapandı.

Şimdi buna, 'CE-HA-PE Belediyeciliği' mi yoksa '23 yıllık A_KA_PE Belediyeciliği' mi diyeceğiz?

Bilmiyorum.

Peki hangisi doğru?

Hiçbiri!

Herhalda siyasilerimiz bunların tümünü kullanacaktır.

Ama siyasette bu dönemi geride bırakıp,  ben bugün UN KAPANI ALT GEÇİDİ'ndeki su baskınında BİR İNSANIN ÖLÜMÜNÜ konuşalım diyorum.

Bugün Un Kapanı Alt Geçidinde ekiplerin su tahliye çalışmaları sırasında bir insanın cansız bedeni bulundu!

Bugün bu haber,  kaç televizyonda kaç dakika haber olur? Ya da kaç gazete manşetine taşır? Bilmiyorum.

Çünkü uzun zamandır- böyle bu yüzyılda yapılmayacak hatalardan dolayı -kimbilir kaç kişi sessiz sedasız öldüler. Ve biz onlara birşey yapamadık. Haber bile olmadılar çoğu kez. Ve biz onlara üzülmedik, üzülemedik.

Hatta kendimize ait egolarımız ve korumak zorunda olduğumuz koltuklarımız için görmezden geldik...Onlar için canımız acımadı. Göz yaşı dökmedik. Hatta gözyaşımızın akmasının değerini ve önemini çoktan yitirdik! Taşlaştırdığımız şehirlerimiz bedenlerimizi ve kalplerimizi de çoktan taşlaştırdı...

Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki; siyasetin ve kapitalizmin vahşi mahallelerinde,  her gün ölen insanların farkına varılmayacak bir iklim her geçen gün yayılarak kalıcılığa doğru ilerliyor. Ve bizler, arada dünyadaki iklim değişikliklerini tartışırken duygularımızın iklimindeki değişiklik daha tehlikeli bir hal almışken İNSANLAR ÖLÜYOR....

Ülke olarak 'ÖLÜYORUZ' ....Değerlerimiz ile çatışarak, iktidar kavgasında birbirimizin gözünü çıkararak.  Başkasının acısından yarattığımız MUTLULUK ile yaşadığımızı zannederek. Ve bizden olmayan yaşamayı hak etmiyor felsefesi ile yaşadığımızı iddia ediyoruz. Yaşam yaratabileceğimize inanıyoruz.

 BUGÜN BİR İNSAN ÖLDÜ!

Yağmur sularından!

İNSANLAR ÖLÜYOR!

OYSA ÖLEN İNSANLIĞIMIZ!

Ben de, sizler de bir gün ÖLECEĞİZ. ÖLMEDEN YAPABİLECEKLERİMİZ OLMALI!!!!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri