Nişasta Bazlı Şeker Tehlikesi 10 Kat Aşıldı

İstanbul merkezli 8 ilde nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreticilerine yönelik dev operasyon düzenlendi. Yasal kotayı 10 kat aşarak halk sağlığıyla oynayan ve sahte faturalarla milyarlarca liralık vurgun yapan 25 şirket mercek altına alındı.

İstanbul merkezli düzenlenen "Şeker soruşturması" devlet tarafından belirlenen kotayı aşarak nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretip yurt içine süren firmaların milyarlarca liralık vurgun yaptığını ortaya koydu. 8 ilde 25 şirketi kapsayan "Şeker soruşturmasının" detayları ortaya çıktı. Soruşturma, Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı ve Vergi Denetim Kurulu’nca hazırlanan raporların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesiyle başladı.

YASALARI TAKMADILAR

2022, 2023 ve 2024 yıllarında yapılan incelemeleri kapsayan raporlarda, NBŞ sektöründe faaliyet gösteren bazı firmaların, kota ve sınırlamaları ihlal ederek iç piyasaya satılmaması gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki ürünleri piyasaya sürdükleri belirtildi. Bazı ürünlerin gerçek mahiyetinin ise 'maltodekstrin', 'glikoz', 'nişasta', 'fruktoz' ve benzeri adlarla faturalandırılarak gizlendiği yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildi.

KAÇAK NBŞ TEZGAHI

Soruşturmada adı geçen firmaların usulsüzlükleri ile konuya ilişkin yapılan ihbarlara da raporlarda yer verildi. Rapora göre denetimde Sakarya’da faaliyet gösteren bir firmanın yasal zorunluluğa rağmen bildirimde bulunmadan 2,5 yıldır NBŞ üretimi yaptığı belirlendi. Ayrıca lisanslı bir depoda ele geçirilen mısırların, yöneticilerin inkarına rağmen şirkete ait olduğu tespit edildi.

İHBAR MEKTUBUYLA ÇARKI ANLATTI

Listede bulunan bir başka firma ile ilgili ihbar da kaçak NBŞ çarkını ortaya koydu. Rapora giren ihbarda, “Firmanın kayıt dışı olarak ürettiği glikozları (şerbetleri) faturasız olarak Türkiye geneline pazarladığı, yapılan söz konusu kayıt dışı satışlara ilişkin olarak, elden nakit tahsilat yaptığı, bu yolla hatırı sayılı tutarda vergi kayıp ve kaçağına neden olduğu” belirtildi.

16 BAYİİ PAZARLIYOR

İhbarda bu şirketin ürettiği malların isimleri tek tek verilen 16 bayii tarafından satıldığı, ürünler için nişasta ve un faturası düzenlendiğini anlatıldı. Daha önce bu firmada çalıştığını beyan eden ihbarcı, “Çalıştığım dönemde günlük 400-450 ton glikoz üretilip kayıt dışı olarak satılıyordu. Tahsil edilen paralar kurulan bir vakfa yapılan bağış gibi gösterilerek sisteme sokuluyordu” dedi.

FİYATLARI ORTAK BELİRLİYORLAR

Raporda açıklamalarına yer verilen bir başka sektör temsilcisi Ö.G.G. de, soruşturmada adı geçen bir firmanın ürettiği kayıt dışı NBŞ’yi, şekerli gıdalar üreten ünlü firmalara sattığını vurguladı. Ayrıca şeker fabrikası kuran başka bir firmanın da yurt içine kayıt dışı olarak sattığı glikoza şeker faturası kestiğini aktardı. Ö.G.G. Soruşturmada adları geçen 4 firmanın, belli sürelerle toplanıp glikozu aynı fiyattan satma konusunda anlaştıklarını iddia etti. Operasyon kapsamında adı geçen ve ana aktörlerden birisi de bir diğer şirketle ilgili de detaylar dosyaya girdi. Raporda yer alan ihbarda bu şirketin de çiftçilerden faturasız mal alıp kayıt dışı silolarda depoladığı, ardında da glikoz üretip teneke ve tankerlerle kayıt dışı olarak sattığı ifade edildi. Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde mamul üreticisi bazı şirketlerin, lokum, kürek helva, kurabiye ve reçel gibi ürünlerinde nişasta bazlı şeker kullandığı ancak paketlerde yer alan içindekiler bölümünde bu ürünü beyan etmediği belirlendi.

8 İLDE OPERASYON DÜZENLENDİ

Dosyaya giren bilgiler doğrultusunda operasyon için düğmeye basıldı. İstanbul merkezli olarak Kocaeli, Sakarya, Ankara, Konya, İzmir, Gaziantep ve Adana’da kayıt dışı veya kota fazlası NBŞ üreten, kullanan ve toptancılığını yapan 25 şirkette arama ve el koyma işlemi yapıldı. Bu şirketlerin yöneticisi konumundaki 47 şüphelinin ifadesi alınarak serbest bırakıldı. Milyarlarca liralık vurguna ilişkin soruşturmanın ifadeler doğrultusunda genişleyebileceği belirtiliyor.

Düzmece faturayla piyasaya sürülüyor

Soruşturma dosyasına giren Vergi Denetim Kurulu raporunda, nişasta bazlı şekerin nasıl kayıt dışı üretilip satıldığı şu örnek bir zincirle anlatıldı:

"…. adlı firma kayıt dışı olarak üretip NBŞ’yi toptancıya sattı. Ancak faturada NBŞ yerine maltodekstrin maddesi satılmış gibi gösterildi. Toptancı firma ise aldığı ürünü şekerleme üreten firmaya sattı ama yine ürün ‘maltodekstrin’ olarak fatura edildi. Yine aynı şekilde soruşturmada tüketiciyle buluşan nihai üründe kayıt dışı NBŞ kullanan firmanın bunu Maltodekstrin olarak fatura ettirdiği belirlendi."

Ülke ekonomisi için büyük kayıp

Vergi Denetim Kurulu’nun hazırladığı raporda NBŞ üretiminde yaşanan kayıt dışı genişlemenin kristal şeker piyasasını daralttığı, bu yüzden kamuya ait bulunan kristal şeker fabrikalarının ve dolasıyla devlet hazinesinin zarara uğradığı vurgulandı. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

“Ayrıca, NBŞ piyasasında görülen kayıt dışı üretim ve fiyatları etkileme, tekelleşme gibi davranışlar da, piyasa aktörlerini ve vatandaşları olumsuz yönde etkilemektedir. Yine kayıt dışı satış amacıyla üretilen ürünler ilgili kuruluşların denetiminden yoksun olduğu için hangi koşullarda üretildiği ve muhafaza edildiği de pek tabii bilinmemektedir. Kayıt dışı üretim, devletin en büyük gelir kaynağı olan KDV, ÖTV, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi gibi kalemlerde büyük kayıplara yol açabilmektedir. Bu durum kamu hizmetlerinin(eğitim, altyapı, güvenlik) kalitesinin düşmesine, sürdürülebilirliğine veya kayıtlı mükellefler üzerindeki vergi yükünün orantısız artmasına neden olur.”

Tatlandırıcı ithalatı şeker sektörünü baltalıyor

Yüksek yoğunluklu tatlandırıcı (YYT) ithalatındaki hızlı artış, Türkiye’nin şeker piyasasında yerli üretim açısından dikkat çekici bir baskı unsuru haline geldi. Veriler, ithal edilen tatlandırıcıların beyaz şeker ve şeker pancarı eşdeğeri üzerinden hesaplandığında, yurt içinde üretilen şekerin karşı karşıya olduğu rekabetin boyutunu ortaya koyuyor. YYT ithalatı 2019 yılında 3 bin 300 ton seviyesindeyken, 2024'te 6 bin 743 tona yükseldi. Böylece altı yıllık dönemde ithalat miktarı yaklaşık iki katına çıktı. Aynı dönemde ithal YYT'nin beyaz şeker eşdeğeri de 390 bin 521 tondan 846 bin 889 tona yükseldi. Asıl dikkat çekici artış ise şeker pancarı eşdeğerinde görüldü. 2019'da 2 milyon 273 bin ton olan şeker pancarı eşdeğeri, 2024'te 5 milyon 785 bin tona ulaştı. Bu, yaklaşık yüzde 154'lük bir artış anlamına geliyor.

Birçok hastalığın ana kaynağı

SINIR GETİRİLSE DE HÂLÂ İLK 5’TEYİZ

Tüm dünyada şeker ve nişasta bazlı şeker kullanımının giderek artması nedeniyle birçok ülkenin, bu ürünlerin üretimine kota getirdiğine işaret eden Satman, "Türkiye’de 2001 yılından beri şeker ve nişasta bazlı şeker üretimi sınırlandırılmaktadır. Önceleri yüzde 10 olan nişasta bazlı şeker üretim kotası, 2018'de yüzde 5'e ve 2024'ten itibaren de yüzde 2,5'e indirilmiştir. Ancak Avrupa'da yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımının en yüksek olduğu 5 ülke Macaristan, Slovakya, Bulgaristan, Belçika ve Türkiye'dir" diye konuştu.

Kayıt dışılık yerli üretime darbe

PANŞEK BAŞKANI ORHAN CAN

Sektörde yıllardır süren haksız rekabete dikkat çeken üreticiler, yürütülen dev operasyonla kayıt dışı çarkın kırılmasını memnuniyetle karşıladı. Skandalın boyutuna ve yerli sanayinin uğradığı zarara işaret eden Pancar Şekeri Üreticileri Derneği (PANŞEK) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Can, soruşturmanın sektör açısından son derece kıymetli olduğunu belirtti. Yıllardır stoklardaki olağan dışı birikimin kayıt dışı üretime işaret ettiğini ilgili mercilere raporlarla ilettiklerini bildiren Can, kayıt dışı üretimin fatura ticareti ve farklı şirket isimleri üzerinden piyasaya sürüldüğünü kaydetti. Yaşanan durumun yerli pancar şekerinin satışını engellediğini vurgulayan Can, şöyle devam etti:

DENETİMLER SAYESİNDE SAĞLIKLI BİR YAPI OLUŞUR

"Geçen yıl resmî kayıtlarda 750-800 bin ton görünen devreden pancar şekeri stokunun fiilen 1 milyon tonun üzerinde olduğunu tahmin ediyoruz. Yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatı da yıllık yaklaşık 850 bin ton pancar şekerine karşılık geliyor. İthalata getirilen kısıtlamaların olumlu sonucu görülmeye başlandı. Nişasta bazlı şeker ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar denetim altına alınırsa üreticinin önünü görebildiği, sağlıklı ve sürdürülebilir bir piyasa oluşur.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri