“Çalışmalar devam ediyor…” “Son aşamaya geldik…” “Her an müjdeli haber gelebilir…” kuyruklu yalan...
Değerli arkadaşlar,
Kıymetli kaderdaşlarım;
Yine uzun soluklu bir köşe yazısıyla karşınızdayım.
Derdim çok. Çok dertliyim. O yüzden yazım uzun kusuruma bakmayın. Okumanızı tavsiye eder. Ve okuduktan sonra arkadaşlarınıza Paylaşmanızı beklerim
2014 yılından bu yana kısaca neler yaşadık sizlerle paylaşmak istiyorum .
11 yıl önce mecliste konuşmadığımız görüşmediğimiz milletvekili bakan kalmadı.
Çünkü her gittiğimizde, bayağı Kalabalık milletvekili ile görüşmelerde bulunuyorduk.
Sadece görüşmelerde bulunuyorduk.
Sonuç hiçbir zaman. Olumlu ve somut bir şekil yada vücut alamamıştı.
Samimi olduğumuz bir milletvekilimiz bize. Hukuk yolunu tavsiye etti ve hukuk yolunu gösterdi.
Çünkü sizinle (yani vazife malulü unvanı alamayan hafif yaralı diye bilinen) ilgili bütün çalışmalar yapılmış. Kanunlar çıkartılmış.
Mecliste, "herhangi bir değişikliğe gidilecek ya da Yasa teklifi verilecek, bir ortam bulunmamaktadır" dedi.
Ve derneklerdeki aktif görevimi bırakarak sosyal medya da "Adalet Platformu" sayfası açarak “Bir dava uğruna yola çıkmak mı önemlidir, yoksa varmak mı?
Belki de asıl önemli olan, o yolda onurla yürümektir…” diyerek bu mücadeleye çıktık...
Değerli gazilerim;
Biz sonucu garanti görerek değil, haklı olduğumuza inanarak yürüdük.
“Varırsak şükrederiz, varamazsak da en azından mücadele ettik deriz” dedik.
Uzun bir maratona çıktık dedik ve bu yolda yürümeye devam ettik.
Tam 11 yıldır… Yaklaşık 300’e yakın gazimizin sevincine ortak olduk.
Kazandığımız davalarda herkesin duasını aldık, bazen sevinçten bir evladın gözyaşını gördük. Bazen kazandığımız hâlde bile eleştirildik, beddua işittik.
Ama hiçbir zaman geri dönmedik.
Çünkü biz bu mücadeleyi alkış için değil, hak için verdik.
11 yıl önce derneklerdeki aktif görevlerimizi bırakıp hukuk mücadelesine başladığımızda derneek başkanları bize: “Olmaz…” “Mümkün değil…” “Bu iş ancak siyasetle çözülür…” dediler.
Biz ise susmadık.
Yıllarca gazilerimizin Dosyalarını hemen mahkemelere taşıdık. Ve bugün bir kez daha gördük ki: Haklı olan bizdik.
Her zaman hukuk yolunun mümkün olduğunu anlattık.
İnsanlara umut vermedik
Ümit de vermedik haklılığınız için Mücadeleyi örgütledik.
Sonucu Kararlılıkla yürüttük.
Sonuçta yüzlerce gazimizin, ailesinin ve çocuklarının hayatına dokunduk.
Evet… Yaklaşık 500 dava da kaybettik.
Ama biz hiçbir zaman sadece kazandığımız davaları anlatanlardan olmadık. Kaybettiğimiz davaları da aynı açıklıkla söyledik.
Çünkü bizim mücadelemiz reklam değil, vicdan mücadelesiydi.
Değerli arkadaşlar;
Meclisteki milletvekillerinden ve meclise giden dernek başkanlarından
Yıllardır aynı cümleleri duyuyorsunuz:
“Çalışmalar devam ediyor…” “Son aşamaya geldik…” “Her an müjdeli haber gelebilir…”
Aylar geçti… Yıllar geçti…
Ve maalesef bir ömür beklemekle tüketildi, mahkemeye vermeden kaç kişi hayata veda etti.
Bu dünyadan vefat etti ahirete göçtü...
İnsanların umutlarıyla bu kadar uzun süre oynanması gerçekten çok acı.
Biz her yerde her doğruyu konuşamıyoruz. Her bildiğimizi anlatamıyoruz. Ama şunu açık söylüyoruz:
Evet, Meclis’te çalışmalar oldu. Bakanlıklarda girişimler yapıldı. Görüşmeler gerçekleştirildi.
Fakat sizler 11 yıldır telefon açtığınızda hep aynı sözleri duydunuz:
“Çalışmalar sürüyor son aşamaya geldik her an müjdeli haber gelir …”
Peki ne zamana kadar?
Kaç yıl daha?
Kaç ay daha?
Kaç seçim daha?
Eğer bu mücadele fotoğraf çekinmekle çözülecek olsaydı;
inanın bugün en çok fotoğraf paylaşanlardan biri ben olurdum.
Haksizmiyim?
11 yıldır taş binaya gidiyorum.
Milletvekilleriyle oturuyorum konuşuyoruz. Danışmanlarla görüşüyoruz.
Bakanlarla konuşuyoruz.
İsteseydim her gün bir fotoğraf paylaşır, her kareye umut cümlesi eklerdim.
Ama yapmadım.
Çünkü biliyordum… Her paylaşılan fotoğraf sizde yeniden umut olacak, bekleyiş olacak, sonra da hayal kırıklığına dönüşecekti.
Ben hiçbir zaman insanların umutları üzerinden kendime alan kurmadım.
Yalan yazmadım.
Algı yapmadım.
Kimseyi kandırmadım.
Çünkü bu mücadele; sadece bir sonuç mücadelesi değildir.
Bu mücadele; emek mücadelesidir. Sabır mücadelesidir. İnanç mücadelesidir. Onur mücadelesidir.
Ve bugün elde edilen her kazanım; yıllarca verilen emeğin, susmadan yürütülen mücadelenin, birlikte taşınan yükün sonucudur.
Bu onurlu mücadelede emeği olan, dua eden, destek veren, sabırla yanımızda duran herkese teşekkür ediyorum.
Biz yolumuzdan dönmedik. Bugünden sonra da dönmeyeceğiz.
Son olarak şunu açık ve net söylemek istiyorum:
Temmuz ayında Meclis kapanacak.
Ekim ayında yeniden açılacak.
Ardından bakanlıkların bütçe görüşmeleri başlayacak.
Demem odur ki; 2026 yılı içerisinde de somut bir sonuç çıkmasını şahsen beklemiyorum.
Elbette yine “çalışmalar” olacak… Yine toplantılar yapılacak… Yine görüşmeler gerçekleştirilecek…
Ama yıllardır olduğu gibi sizler telefon açtığınızda yada meclise gittiğinizde
Dernek başkanlarından aynı cümleleri duymaya devam edeceksiniz:
“Çalışmalar sürüyor…” “Her an sonuçlanabilir…” “Son aşamaya gelindi…”
Millet artık bıktı bu yalanları duymak istemiyor. Hayatımız Kemal Sunal filmi gibi oldu. Şıhçılara diyorum ki
"Bu hava yağmaz"
Artık insanlar şunu bilmek zorunda:
Bazı çalışmalar çözüm üretmek için değil, umutları diri tutmak, tepkiyi azaltmak, insanları biraz daha bekletmek için yapılıyor.
Haksizmiyim?
Çünkü vicdanen size söylemeleri gereken sözler bunlar.
Ama gerçekler 11 yıldır hiç değişmedi...
Bir ömür daha beklemekle geçti.
Yıllar geçti. İnsanlar yoruldu.
Umutlar yıprandı.
Bu yüzden kimsenin peşinden körü körüne gitmeyin.
Her duyduğunuza herkese inanmayın.
Her fotoğrafı sonuç sanmayın.
İstesem size fotoğrafın kralını çekerim..
Benim karakterime yakışmaz,
Her verilen sözü de gerçek kabul etmeyin.
Çünkü bu mücadelede en ağır bedeli; bekleyenler ödedi.
Haksızmıyım?..
Artık yaralı gönlü kırık gönlü yorgun olan gazilerimize gerçekleri söyleyelim.
Bırakalım yağdanlık olmayı yalakalık yapmayı teşekkür etmeyi dua etmeyi temennide bulunmayı lütfen özümüze dönelim.
Karakteri olgun ve oturmuş İstanbul beyefendisi olarak herkesin karşısına çıkalım..
İtiraf edelim dernek aidatlarını toplamak için sizlere yıllardır yalan söyledik diyelim pişmanız diyelim.
Gazilik
Ne bir derneğin tekelinde
Nede bir vekilin tekelinde
Nede bir bakanın tekelinde
Asla değildir....
Yarın bu ilgili arkadaşlar gidince yerlerine bir başkaları gelince film yine yeniden başlicak
Haksızmıyım?
Söylemek istediğim bu kadar
Ben akıllı olana aklını kullanana ve akıllı hareket edene yol gösterir tavsiyede bulunur yardımcı olurum..
Yazmaya devam edeceğim...
Bizi takip etmeye devam edin
Her zaman bir adım öndesiniz.
Her zaman Doğru yerdesiniz
Herzaman bizimle berabersiniz...
Mustafa GAZİM
1995 yılında Hakkari Dağ ve Komando Tugayında görevli iken kuzey Irak'ta metina kampında teröristlerin açmış olduğu. Ateş sonucu yaralanmış. Fakat 1953 yılında nereden geldiği belli olmayan ve ülkemize uyarlanan düzenlenen 1053 nizamname hukuk ölçü birimine göre 6 dereceden birine giremeyen. En az %40 uzuv kaybı ( 08 ) olmadığından Vazife Malulü unvanı alamamıştır.
Gazi ve Şehit Aileleri Haklarını Koruma Derneği Başkan Yardımcısı