Müslüman Devletlerin Sessizliği ve Jeopolitik İkiyüzlülük?!

Cüneyt Şaşmaz
Lavrov'un Tokat Gibi Sorusu ve/veya 170 Kız Çocuğunun Ölümünü Kınayan Müslüman Devlet Olmadı mı?!
...
Bugün aslında dündü.
Dün bugünün gölgesinde.
Öncelikle...
"Yurtta sulh, cihanda sulh."
Mustafa Kemal Atatürk
Nitekim...
Bu söz, barışın hem içeride hem dışarıda bir zorunluluk olduğunu haykırır.
Hal böyleyken...
Jeopolitik çıkarlar sıklıkla bu ideali ayaklar altına alıyor.
Şunu hatırlayalım:
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırı dalgasının ilk gününde,
İran’ın güneyindeki Minab şehrinde Şajareh Tayyebeh kız okuluna isabet eden füze,
165-170 civarında masum can aldı!
Çoğu 7-12 yaş arası kız çocukları...
İran kaynakları doğrudan hedef alındığını söylüyor..
ABD soruşturması ise “muhtemel hedefleme hatası” diyor ama resmi kabul hâlâ yok.
Trump dönemi retoriğiyle İran suçlanmaya çalışıldı, kanıtlar ise tam tersini işaret ediyor.
Demem o ki:
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu trajediyi Arap büyükelçilere karşı en keskin silah yaptı.
Arap temsilciler Moskova’dan “İran’ı durdurun” diye ricada bulununca, Lavrov şu tokat gibi soruyu sordu:
“ABD ve İsrail’in yaptıklarını kınadınız mı?!
Misal, bir okulda 170 kız çocuğunun ölümünü kınadınız mı?!”
Nüans?!
Bu soru, sadece diplomatik bir çıkış değil; Müslüman devletlerin sessizliğinin çıplak ifşası.
Hasılı:
Saldırı, savaşın en ağır sivil kayıplarından biri oldu.
Okul sabah derslerindeyken vuruldu, beton bina yerle bir oldu!
Kız çocuklarının çığlıkları gökyüzüne yükseldi...
Lavrov, Arapların “İran’ı kınayın” talebine karşı bu gerçeği suratlarına vurdu:
“İran’ın hiçbir şey yapmaya hakkı olmadığını söylemek, aslında ABD ve İsrail’i devam etmeye teşvik etmektir.”
Demem o ki:
Rusya İran’ı destekliyor, Arapları bölmeye çalışıyor ve bu soru tam bir propaganda ustalık eseri.
Netice:
Arap ülkelerinden - Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Ürdün - ortak bildiri geldi.
İran’ı “sorumsuz” diye damgaladılar ama okul katliamı?!
Tek kelime yok?!
Arap Birliği de aynı sessizlikte?!
Demem şu ki:
Lavrov’un dediği doğru çıktı; 170 kız çocuğunun ölümünü kınayan Müslüman devlet olmadı.
Öncelikle…
Neden bu kadar derin bir sessizlik?!
Komplo teorilerine kapılmadan, somut gerçeklere bakalım.
- Arap-İran Rekabeti:
Sünni Arap monarşileri, Şii İran’ı en büyük tehdit görüyor.
Yemen’den Suriye’ye, Lübnan’a kadar İran destekli gruplarla çatışma halindeler.
Hal böyleyken...
İran’a darbe vurulması onların lehine bir “denge” olarak algılanıyor.
Bahreyn misillemeleri kınadı ama okul?!
Görmezden geldiler.
- ABD ve İsrail’e Bağımlılık:
Bu ülkeler ABD’den silah, para, güvenlik alıyor.
Abraham Anlaşmaları’yla İsrail’le kucaklaşıyorlar.
Demem o değil şu deme:
ABD veya İsrail’i kızdıracak bir kınama, milyarlarca dolarlık anlaşmaları riske atar.
Lavrov da tam bu ikiyüzlülüğü vuruyor: İran’ı kınamaya hazırlar, müttefiklerini değil.
- Bölgesel Bölünmeler ve Sessizlik Kültürü:
İslam İşbirliği Teşkilatı genel laflar ediyor ama spesifik bu olayda?!
Sessizlik.
Gazze’de bile benzer çifte standartlar gördük.
Hülasa:
Müslüman devletler arasındaki birlik zayıf, ulusal çıkarlar (petrol, ekonomi, güvenlik) her şeyin önünde.
Nitekim...
Lavrov’un sözü propaganda ama gerçek bir yarayı deşiyor:
Müslüman dünyanın birliği yok, emperyal güçlere alan açılıyor.
Netice:
Lavrov’un sorusu hâlâ kulaklarda çınlıyor.
170 kız çocuğunun ölümü, jeopolitik hesapların masumiyetini yok ettiği bir utanç tablosu.
Atatürk’ün barış ilkesi gibi, bu olay bize uluslararası ilişkilerde samimiyetin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmalı.
Eğer gerçek birlik kurulamazsa, benzer trajediler döngüye devam edecek.
Ezcümle:
Çözüm, savaşın bitmesi için ortak cephede yatıyor.
Sadece İran için değil, tüm mazlum coğrafya için.
Nüans?!
Sessizlik devam ederse, yarın bugünün gölgesinde daha da koyulaşacak.
Cüneyt Şaşmaz

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.