Medicana Kadıköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, gençlerde yaygınlaşan kontrolsüz kulaklık kullanımının işitme kaybı, kulak çınlaması ve dış kulak yolu enfeksiyonlarına zemin hazırladığını belirtti.
Medicana Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, uzun süre yüksek sesle kulaklık kullanımının işitme kaybı ve kulak çınlaması riskini artırıyor. Özellikle sınav döneminde saatlerce kulaklıkla ders çalışan gençlerde, fark edilmeden yükselen ses seviyesi iç kulaktaki hassas hücrelerde kalıcı hasara yol açabiliyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yalçınozan, kulakta çınlama, dolgunluk hissi ve geçici işitme azalmasının kulak sağlığı açısından erken uyarı işaretleri arasında yer aldığını aktardı.
Son yıllarda özellikle gençler arasında kulaklık kullanım süresinin belirgin şekilde arttığına değinen Yalçınozan, akıllı telefonlar, video platformları ve çevrim içi eğitim alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla kişisel ses cihazlarının günün büyük bölümünde kullanılır hale geldiğini kaydetti.
Yalçınozan, özellikle sınav dönemlerinde uzun saatler kulaklıkla ders çalışan gençlerde yüksek sese bağlı işitme kaybı riskinin giderek arttığını ifade etti.
Yüksek sesin yalnızca geçici rahatsızlıklara değil, kalıcı işitme kayıplarına da neden olabileceğine dikkati çeken Yalçınozan, işitme sisteminin iç kulakta bulunan hassas hücreler sayesinde çalıştığını ancak yüksek sese uzun süre maruz kalındığında bu hücrelerde geri dönüşü olmayan hasarlar oluşabildiğini belirtti.
Yalçınozan, özellikle kulak içi kulaklıkların sesinin doğrudan kulak kanalına iletmesi nedeniyle riskin daha da arttığını vurgulayarak, gençlerde en sık karşılaşılan sorunlardan birinin çevresel sesi bastırmak amacıyla kulaklık ses seviyesinin giderek yükseltilmesi olduğunu aktardı.
Kalabalık ortamlarda veya toplu taşımada ders çalışırken ses seviyesinin fark edilmeden artırılabildiğini belirten Yalçınozan, bu durumun iç kulakta yer alan işitme hücrelerini yüksek desibele uzun süre maruz bıraktığını ifade etti.
Yalçınozan, yüksek sesin başlangıçta yalnızca geçici çınlama ya da kulakta dolgunluk hissi oluşturabileceğini kaydederek, zaman içinde bu durumun kalıcı işitme kayıplarına dönüşebileceğine dikkati çekti.
Uzun süreli kulaklık kullanımının yalnızca işitme kaybına değil, dış kulak yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırlayabildiğini ifade eden Yalçınozan, kulak kanalında oluşan nem artışının enfeksiyon riskini artırdığını vurguladı.
Yalçınozan, işitme kaybının çoğu zaman yavaş ilerlediği için başlangıç döneminde fark edilmesinin zor olabileceğini aktararak, özellikle genç yaşta görülen kulak çınlaması şikayetlerinin dikkate alınması gerektiğini ve sessiz ortamlarda hissedilen ince tiz seslerin, uğultuların veya kısa süreli işitme azalmasının kulağın yüksek sese maruz kaldığını gösteren erken belirtiler arasında yer alabildiğini kaydetti.
Gürültü engelleyici teknolojilere sahip kulaklıkların dış ortam sesini azaltarak daha düşük ses seviyesinde kullanım avantajı sağlayabildiğini belirten Yalçınozan, buna rağmen uzun süreli kullanım alışkanlığının her tür kulaklıkta risk oluşturabileceğini aktardı.
Yalçınozan, saatlerce kesintisiz kulaklık kullanımının işitme sağlığını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
Özellikle oyun oynarken kullanılan yüksek kaliteli kulaklıkların da risk oluşturabileceğine değinen Yalçınozan, silah sesi, patlama ve çığlık gibi ani ve yüksek ses efektlerinin kulağa yakın mesafeden iletilmesinin işitme sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ifade etti.
Yalçınozan, işitme sağlığını korumak amacıyla kişisel ses cihazlarında ses seviyesinin düşük tutulmasının önem taşıdığını, günlük müzik maruziyetinin azaltılması ve gürültülü ortamlarda mümkünse aktif gürültü engelleme özelliği bulunan kulaklıkların tercih edilmesinin daha düşük ses seviyesinde kullanım sağlayabileceğini belirterek, ses seviyesinin maksimum kapasitenin yüzde 80'ini aşmaması gerektiğini aktardı.