Mavi Vatan'ın Savunmasında Kritik Bir Dönemeç ve/veya İstif Sınıfı Fırkateynlerin İhracatı ve Jeopolitik Gerçekler?!
…
“Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devleti’nin Donanması da mühim ve büyük olmak gerektir.
O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
…
Haber şu:
Emekli Amiral Cem Gürdeniz'in son paylaşımında vurguladığı üzere, MİLGEM İstif sınıfı fırkateynlerden TCG İzmir (F-516) ve TCG İçel (F-518)'in Endonezya'ya satılması kararı, Türk Deniz Kuvvetleri'nin modernizasyon sürecinde ciddi bir sapma olarak değerlendirilmelidir.
Bu gemiler, yaşlanan G sınıfı fırkateynlerin (45 yaş üzeri 8 adet) ve Yavuz sınıfının yarattığı boşluğu doldurmak üzere tasarlanmıştı.
Proje, merhum Oramiral Özden Örnek'in vizyonuyla başlayan MİLGEM korvetlerinin evrimi olarak, TF-2000 hava savunma muhriplerine geçişte kritik bir basamak teşkil ediyordu.
TCG İstanbul'un 2024'te hizmete girmesinin ardından, İzmir'in 2026, İzmit ve İçel'in 2027'de filoya katılması planlanmıştı.
Ancak bu satış, donanmanın 16 fırkateyninden 12'sinin 39 yaş üzeri olduğu bir dönemde, yenileme takviminde en az dört yıllık bir gecikme yaratacaktır.
Bu, sadece bir ekonomik tercih değil, ulusal güvenlik stratejisinde bir zafiyet noktasıdır.
Amiral Gürdeniz'in bakış açısını destekleyen en güçlü argüman, jeopolitik konjonktürdür.
Dünya, askeri güce dayalı yeni bir düzenin eşiğinde; sivil tersanelerin %20'lik daralması anlaşılır bir kaygı olsa da, kuvvet planlaması ekonomik dengelere göre değil, jeopolitik zorunluluklara göre şekillenmelidir.
Bu satış, kısa vadeli rahatlama sağlasa da, uzun vadede donanmanın vurucu gücünü zayıflatır.
Bilinmeyen veya az vurgulanan bir detay:
Satış, TAIS konsorsiyumu aracılığıyla Katar'ın Barzan Holdings şirketi üzerinden gerçekleştiriliyor ve yaklaşık 1 milyar USD değerinde.
Gemiler, Türk Donanması için inşaa edilmiş olup, doğrudan ihracata yönlendiriliyor; benzer şekilde, daha önce Akhisar karakol gemisi Romanya'ya satılmıştı.
Bu, MİLGEM projesinin ihracat başarılarını (Pakistan, Ukrayna, Malezya ve Endonezya'ya korvet satışları) takdir etmekle birlikte, iç ihtiyaçları göz ardı eden bir pattern oluşturuyor.
Başka bir bilinmeyen katman, Doğu Akdeniz'deki stratejik çevreleme çabalarıdır.
Amiral'in işaret ettiği ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde 45-2 oyla geçen Eastern Mediterranean Gateway Act (Doğu Akdeniz Geçidi Yasası), yakında yasalaşacak ve Türkiye'yi sistematik olarak dışlayan bir çerçeve kuruyor.
Bu yasa, India-Middle East-Europe Economic Corridor (IMEC) projesini temel alarak, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır'ı enerji, kablo, liman ve güvenlik ağlarında birleştiriyor.
ABD'nin Yunanistan'daki üsleri, GKRY limanları ve İsrail'in istihbarat kapasitesi tek bir operasyonel şemsiye altına alınırken, Türkiye Doğu Akdeniz'de yalnızlaştırılıyor.
Sevilla Haritası mantığı, oldu bittiyle sahaya taşınıyor; GKRY fiilen silahlandırılıyor ve Türkiye'nin deniz yetki alanları baskı altına alınıyor.
Bu, sadece enerji rekabeti değil, askeri bir kuşatma stratejisidir; İsrail'in Yunanistan ve GKRY ile hızlı askeri destek gücü oluşturma girişimleri, Türkiye'yi Suriye ve Gazze ötesinde çevrelemeyi hedefliyor.
Hükümetimize uyarı:
Bu konjonktürde donanma gücümüzün duraksamaya tahammülü yoktur.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın 2003-2022 raporunda denizyoluna ayrılan %1'lik pay (2 milyar USD), karayoluna ayrılan 112 milyar USD ile kıyaslandığında, asimetrik bir öncelik dağılımını gösteriyor.
Tersanelerin sipariş açığı, ulusal güvenlikten üstün tutulmamalı; MİLGEM gibi milli projeler, ihracat için değil, öncelikle iç ihtiyaç için korunmalıdır.
Benzer satışlar (misal, Malezya'ya Ada sınıfı korvetler), başarı olsa da, donanmanın yaşlanan filosunu riske atıyor.
Jeopolitik tehditler artarken - Doğu Akdeniz'de Çin'in Belt and Road alternatifi IMEC, Türkiye'yi dışlayarak ilerliyor - bu kararlar, Mavi Vatan'ı savunmasız bırakabilir.
Yol gösterici öneriler:
- Kuvvet planlamasını önceliklendirin:
İstif sınıfı için yeni gemilerin inşasını hızlandırın; TF-2000 projesine acil fon aktarın.
Donanmanın 2030 hedeflerini revize ederek, yaşlanan gemileri milli imkanlarla yenileyin.
- Tersanelere uzun vadeli destek:
%1'lik deniz yatırımı payını %5'e çıkarın; teşvik, finansman ve sipariş mekanizmalarıyla sivil tersaneleri güçlendirin.
Katar gibi aracılar yerine, doğrudan G2G anlaşmalarıyla ihracatı yönetin, ama iç ihtiyaçları ihmal etmeyin.
- Jeopolitik diplomasiyi güçlendirin:
Eastern Mediterranean Gateway Act'e karşı lobi faaliyetlerini artırın; EMGF (East Mediterranean Gas Forum) gibi forumlarda Türkiye'yi dahil eden karşı inisiyatifler başlatın.
Yunanistan ve GKRY ile diyalog kanallarını açın, ama Sevilla Haritası'na karşı hukuki ve askeri caydırıcılığı sürdürün.
- Milli savunma sanayisini entegre edin:
- Milli savunma sanayisini entegre edin:
MİLGEM'in ihracat başarılarını (Endonezya dahil) kutlayın, ama gelirleri donanma modernizasyonuna yönlendirin.
STM gibi firmaların teknik müzakerelerini (misal, Malezya LMS Batch 2) iç projelerle senkronize edin.
Unutmayalım:
Ulusal güvenlik, her şeyin üstündedir.
Mavi Vatan'ı korumak, jeopolitik zorunluluktur.
Bu kararlar gözden geçirilmezse, yarın pişmanlık duyulabilir.
Ezcümle:
Amiral Gürdeniz'in uyarısı, bir vatandaşın kaygısı değil, stratejik bir çağrıdır.
Harekete geçme zamanı şimdi.
Cüneyt Şaşmaz