Bu hafta sonunu (13-14 Haziran2026) aile olarak Manisa-Gördes’te Karakeçili köyünde misafir olarak geçirdik. İzmir’de yaşıyor olup, daha önce Gördes’e girmemiş olmak benim kusurum, baştan kabul ediyorum.
Derhal yoldan başlayarak gördüklerimi, deneyimlediklerimi ve bir Halk Sağlığı uzmanı, bir akademisyen olarak aklımda beliren projeyi sizinle paylaşmak istedim.
Güzergâh:
Akhisar'dan Gördes'in Karakeçili köyüne doğru kendi aracınızla seyahat ederken ana güzergâh Akhisar-Gördes Yolu üzerinden ilerler. İzmir-İstanbul çevre yolundan ilerleyip Akhisar’dan çıkış yaptıktan sonra sırasıyla ana geçiş noktaları ve yakınından/içinden geçilen belli başlı yerleşim yerleri ile duraklar şunlardır: Kavakalan, Hacıosmanlar, Boyalı, Yakaköy, Çiğiller, Dereçiftlik ve Bayat. Yol yapımı sürdürülen kısımlar var ancak büyük bir sorun teşkil etmiyor. Gördes ilçe merkezine varmadan önce (genellikle Fundacık / Bayat civarından sonra) Karakeçili köyü yol ayrımına sapılır. Köye varana kadar yol açısından sıkıntı yok.
**
Pekmezciler Kahvesi:
Pekmezciler Kahvesi’nden geçerken yol kenarında kiraz satışını görünce durduk.
Pekmezciler Kahvesi (veya bölgedeki yaygın kullanımıyla Pekmezci Kahveleri / Pekmezci Mevkii), özellikle Akhisar- Gördes Yolu üzerinde seyahat edenlerin hafızasında çok önemli bir yeri olan tarihi ve coğrafi bir mola mevkiidir.
Bu mevki hakkında öne çıkan detaylar ve taşımış olduğu anlamlar şu şekildedir:
Coğrafi Konumu ve Ulaşımdaki Yeri
Mevki, Akhisar'a bağlı olan Pekmezci Köyü (Mahallesi) sınırları içerisinde, Akhisar-Gördes yolunun yaklaşık 35-38. kilometreleri arasında, Ahmet Oluğu bölgesi yakınlarında yer alır. Akhisar'dan Gördes'e (ya da Gördes'ten Akhisar ve İzmir yönüne) giden eski ve virajlı dağ yollarının tam geçiş noktasında bulunur.
Günümüzde yolların genişletilmesi, asfalta kavuşması ve araç teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte eski zorunlu uzun molaların cazibesi azalmış olsa da mevki halen Akhisar-Gördes hattında seyahat edenlerin yön bulmak, konum tarif etmek veya kısa bir nefes almak için kullandığı simgesel bir referans noktasıdır. Ayrıca Pekmezci Köyü çevresi, son yıllarda lavanta çiftlikleri ve doğal tarım faaliyetleriyle de ön plana çıkmaya başlamıştır.
**
Karakeçili Aşireti:
Köye vardık. Köy Karakeçili Aşireti’ne ait olduğundan bu ismi alıyor. Elbette Karakeçililer hakkında bilgi sunmamız gerek:
Karakeçili Aşireti, Türk tarihinin coğrafi olarak en geniş alana yayılmış, köklü ve simgesel önemi en yüksek Oğuz boyu yapılanmalarından biridir. Osmanlı Devleti’nin kurucu çekirdeğini oluşturan bu aşiret, günümüzde de Türkiye'nin dört bir yanında varlığını sürdüren güçlü bir Yörük-Türkmen kimliğini temsil eder.
Kökeni ve Osmanlı Devleti’ndeki Tarihi Rolü
Karakeçililer, Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundandır. Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi ile birlikte Söğüt ve Domaniç bölgesine gelen, Osmanlı’nın kuruluş harcını karayan ana unsurdur.
"Öz Evlat" Unvanı: Osmanlı saray geleneğinde Karakeçililere her zaman ayrı bir ehemmiyet verilmiştir. Padişahlar bu aşireti kendi akrabaları, "öz evlatları" olarak görmüşlerdir.
Ertuğrul Gazi Türbe Muhafızlığı: II. Abdülhamid döneminde, padişahın güvenliğini sağlamak amacıyla tamamen Karakeçili gençlerinden oluşan özel bir muhafız birliği (Söğüt Alayı / Karakeçili Öncüleri) kurulmuştur. Her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi’yi anma törenleri, yüzyıllardır süren bir Karakeçili geleneğidir.
Karakeçililer, yüzyıllar süren konar-göçer yaşam tarzları ve Osmanlı’nın uyguladığı iskân (yerleştirme) politikaları nedeniyle homojen bir şekilde tek bir yerde kalmamış, Anadolu’nun stratejik noktalarına dağıtılmışlardır. Bugün Türkiye'de başlıca üç büyük kolları bulunur:
Batı Anadolu (Söğüt- Ege Bölgesi): Bilecik, Kütahya, Bursa, Balıkesir, Eskişehir ve Manisa (Gördes, Turgutlu çevresi) hattındaki Karakeçililer, Yörük kültürünü en canlı tutan gruptur. Gördes’teki Karakeçili köyü de bu tarihi göç ve iskân hareketinin bir parçasıdır.
İç Anadolu Bölgesi: Kırıkkale (adını bu aşiretten alan Karakeçili ilçesi vardır), Ankara ve Çankırı civarında yoğun bir yerleşik nüfusa sahiptirler.
Güneydoğu Anadolu (Siverek Grubu): Diyarbakır, Şanlıurfa (Siverek) ve Mardin bölgesindeki Karakeçililerdir. Yavuz Sultan Selim döneminde bölgenin güvenliğini sağlamak ve sınır boylarını korumak amacıyla iskân edilmişlerdir. Bu kol, zamanla bölgedeki sosyolojik yapı gereği Kürtçe/Zazaca konuşmaya başlasa da "Milli Aşireti" blokajı içinde kendi öz kimlik ve şecerelerini (Kayı/Türkmen kökenlerini) korumuşlardır.
Kültürel Özellikleri ve Yaşam Tarzı
Aşiret, adını yetiştirdikleri ve göç esnasında yanlarında taşıdıkları kara keçilerden almıştır. Kendine has dokuma, folklor ve yaşam pratikleriyle bilinirler:
Kilim Kültürü: Karakeçili kadınlarının dokuduğu kilimler, Türk el sanatlarında özel bir yere sahiptir. Yoğunlukla kırmızı, lacivert ve koyu yeşil renklerin hâkim olduğu geometrik motifler (koçboynuzu, hayat ağacı), boyun ve aşiretin köklü sembollerini barındırır.
Geleneksel Şenlikler: Her yıl Eylül ayında Bilecik Söğüt’te ve Kırıkkale Karakeçili’de uluslararası düzeyde kültür şenlikleri düzenlenir. Bu şenliklerde atlı okçuluk, cirit oyunları sergilenir ve geleneksel şifalı pilav ikram edilir.
Karakeçili kimliği; devletine sadakati, misafirperverliği ve yerleşik hayata geçse bile yayla-kışlak hafızasını koparmayan güçlü folklorik yapısıyla Anadolu kültür coğrafyasının en önemli yapı taşlarından biridir.
**
Gördes Karakeçili köyünde yıllık hayır yemeği:
Bu yıl, haziran ayının ikinci haftası pazar gününe denk gelen geleneksel bir etkinlik.
Manisa’nın Gördes ilçesi ve çevre köyleri (özellikle Çiğiller, Köseler, Boyalı ve Karakeçili gibi Yörük kökenli yerleşimler), Anadolu’nun asırlık imece ve dayanışma ruhunu yansıtan "Geleneksel Köy Hayırları" (Köy Hayır Yemeği) kültürünü en canlı tutan bölgelerden biridir.
Karakeçili köyünde ve çevre mahallelerde her yıl ilkbahar sonu- yaz başı (genellikle nisan sonu ile haziran başı arasındaki pazar günleri) düzenlenen bu geleneksel hayır yemeklerinin öne çıkan özellikleri şunlardır:
Amaç: Bereket, Şükür ve Dayanışma:
Bu hayır yemekleri sadece bir yemek ikramı değil, köklü bir Yörük-Türkmen geleneğidir. Temel amaç; geçmişlerin ruhuna dua etmek, yeni hasat dönemi öncesi ürünlerin bereketli olması ve kazasız belasız bir yıl geçirmek için Allah'a şükretmektir. Aynı zamanda şehir dışına göç etmiş köylülerin, çevre ilçe esnafının ve akrabaların köye dönerek hasret giderdiği devasa bir sosyal dayanışma ve kavuşma günü işlevi görür.
İmece Usulü Hazırlık:
Hayrın bütçesi ve hazırlığı tamamen köy halkının ortak katkılarıyla (nakdi yardımlar, hayvan bağışları veya un/yağ gibi malzeme destekleriyle) karşılanır.
Yemekten bir gün önce köyün erkekleri ve kadınları bir araya gelir.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte dev kazanlar kurulur, odun ateşleri yakılır. Yemeklerin hazırlanmasında genellikle bölgenin deneyimli aşçıları ve köyün gençleri omuz omuza çalışır.
Geleneksel Hayır Menüsü
Gördes yöresindeki köy hayırlarında binlerce kişiye ikram edilen menü neredeyse standartlaşmış asırlık lezzetlerden oluşur. Karakeçili ve çevre köylerin hayırlarında başköşeyi şu yemekler alır:
- Keşkek: Odun ateşinde saatlerce dövülerek hazırlanan, hayrın olmazsa olmaz simge yemeğidir.
- Tas Kebabı veya Güveç: Genellikle bağışlanan büyükbaş/küçükbaş hayvanların etleriyle hazırlanan ana yemek.
- Çorba, Nohut / Kuru Fasulye ve Pilav
- Yöresel Mantı (Kulak Çorbası/Mantısı)
- Tatlı olarak: Genellikle irmik helvası, kadayıf veya saraylı tatlısı.
Biz de bu pazar bu menüden rızıklandık.
**
Program Akışı:
Hayır günü öğle namazı öncesinde köy camisinde veya hayır alanında bölgenin tanınmış hafızları ve mevlithanları tarafından Kur'an-ı Kerim tilaveti, Mevlid-i şerif ve ilahiler okunur. Topluca yapılan duaların (özellikle yağmur ve bereket dualarının) ardından, çevre ilçelerden (Gördes, Akhisar, Demirci, Manisa) ve komşu köylerden gelen binlerce misafire gün boyu kesintisiz yemek ikramı yapılır.
Bu etkinlikler, Karakeçili aşiretinin yüzyıllar öncesinden taşıp gelen "birlik olma, misafiri baş tacı etme ve lokmayı paylaşma" felsefesinin günümüzdeki en somut yansımasıdır.
**
Karakeçili'de yaklaşık 600 yıllık bir ağaç:
Etkinlik bu ağacın gölgesinde gerçekleştirilmektedir.
Manisa’nın Gördes ilçesine bağlı Karakeçili köyündeki (mahallesindeki) asırlık ağacı, bölgenin simge niteliğindeki en önemli doğal ve tarihi miraslarından biridir. Çevre halkı tarafından derin bir saygı gören ve korunan bu devasa ağaç, bölgenin Yörük-Türkmen tarihiyle de doğrudan bağdaştırılır.
Yörük Kültürü ve "Gölge" Geleneği:
Karakeçili aşireti göçebe bir Yörük kültürüyle yoğrulduğu için, asırlık ulu ağaçlar onlar için sadece bitki değil, kutsal birer buluşma ve sığınma noktasıdır.
Yayla ve Mola Yeri: Geçmiş yüzyıllarda sürülerini otlatan Yörüklerin, sıcak yaz günlerinde bu devasa ağaçların gölgesinde serinlediği, obaların bu ağaçlar çevresinde meclisler kurduğu bilinir.
Köyün Hafızası: Köy halkı, ağacı köylerinin kurucu atalarından kalan canlı bir miras ve köyün adeta "yaşayan en yaşlı ferdi" olarak görür.
İnanç ve Sosyal Yaşamdaki Yeri:
Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Karakeçili’de de bu ulu ağaç sosyal yaşamın merkezindedir.
Köyde düzenlenen geleneksel köy hayır yemeklerinde, dualarda ve yağmur dualarında bu ulu ağacın çevresi veya yakındaki alanlar bir toplanma merkezi işlevi görür.
Altında edilen sohbetler, köy büyüklerinin gençlere geçmişi anlattığı bir nevi "açık hava kültür merkezi" gibidir.
Bu ağaç anıt ağaç kapsamına alınmış mı?
Köylülerimizden aldığımız bilgiye göre hayır.
Anadolu'da bu tarz ulu ağaçlar genellikle iki şekilde korunur:
Halk Tarafından (Örfî Koruma): Karakeçili gibi köklü Yörük köylerinde, bu tür ağaçlara atalardan kalan birer emanet ve köyün sembolü gözüyle bakıldığı için resmi bir tescil olmasa dahi kimse dokunmaz, dalını dahi kesmez. Ağaç doğal bir koruma altındadır.
Resmi Tescil: Bir ağacın hukuken "Anıt Ağaç" statüsü kazanması ve tabelalandırılması için üniversitelerin, yerel yönetimlerin veya köy muhtarlığının başvurusu üzerine uzmanların (orman mühendisleri ve botanikçilerin) gövde çapı, boy ve yaş tespiti yapması gerekir.
Bu ulu ağacın resmi koruma statüsünü kesinleştirmek için, Manisa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü (Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğü) veya Gördes Orman İşletme Şefliği’ne başvurulması için bu yazımızla bir duyuru yapmış olalım.
**
Aklımıza gelen bir proje taslağı.
Üniversite- Köy İş birliği Programı Taslağı:
İhtiyaç olduğu köylülerimizle kısa sohbetler sonucunda ortaya çıkıyor. Köylüler köye sahip çıkmaya çalışıyor. Yabancılara köyden ev satışı yapmak taraftarı değiller. Böylece kültürel doku korunuyor. Ancak gençler şehir merkezlerine geçimlerini sağlamak üzere taşınıyor. Toprak ile olan bağlarını da koparmak istemiyorlar. Ancak hafta sonları gelerek çiftçilik ile uğraşmak çok zor.
Karakeçili köyünde günümüzde Cevizcilik revaçta olmuş. Büyük zahmet ile ceviz ağaçları yetiştiriliyor. Sonrasında her yerde olduğu gibi köylünün çiftçilikten yeterince kazanmaması toprakların elden çıkarılması düşüncesine sürüklüyor köylülerimizi. Böyle olmamalı. Satılan topraklar asla geri alınamayacak! Yaşanan örnekler var. Dur denilmeli ve köylümüzün köyünde kalması sağlanmalı. Akro politika, şehirlerden köylere göçün başlatılması ve modern, doğal ve sağlıklı üretimin köylerimizde yapılmasıdır. Çiftçimizin kazanması ve ülkemizin topraklarında yetişen en kaliteli ürünlerin dışa ihraç edilmesinin önüne geçilmesi gereklidir. Türkiye topraklarının en güzel ürünlerini Türklerin tüketmesinden daha doğal bir talep olabilir mi? Öyleyse bir taslak proje sunalım:
"Toprağı Koruyan, Üretimi Geleceğe Taşıyan Bilim Köprüsü"
1. Projenin Arka Planı ve Gerekçesi:
Son yıllarda artan girdi maliyetleri, pazarlama kanallarına ulaşımda yaşanan zorluklar ve geleneksel tarım yöntemlerinin katma değer yaratmakta yetersiz kalması, kırsal bölgedeki üreticilerimizi ekonomik olarak zorlamaktadır. Manisa Gördes ve çevresindeki köyler başta olmak üzere, birçok kırsal yerleşimde çiftçilerimiz tarım arazilerini elden çıkarmak zorunda kalmakta ve genç nüfus kentlere göç etmektedir.
Üniversitelerin ziraat, gıda mühendisliği, iktisat, sosyoloji ve halk sağlığı gibi farklı disiplinlerdeki akademik birikiminin sahaya indirilmesi; köylünün üretim gücüyle birleştiğinde hem sürdürülebilir kalkınmayı sağlayacak hem de tarım topraklarının satılmasını engelleyerek üreticiyi yeniden toprağına bağlayacaktır.
2. Projenin Amacı:
- Toprak Kaybını Önlemek: Çiftçinin üretimden kar etmesini sağlayarak tarım alanlarının satılmasını engellemek.
- Katma Değerli Üretim: Geleneksel tarım ürünlerini bilimsel yöntemlerle işleyerek (coğrafi işaret, markalaşma, tıbbi-aromatif bitki üretimi vb.) gelir seviyesini yükseltmek.
- Genç Girişimciliği Teşvik Etmek: "Tersine göç" mekanizmalarını tetikleyerek gençlerin köyde kalmasını ve tarımsal girişimci olmasını sağlamak.
- Bilgi Transferi: Üniversite öğrencilerinin ve akademisyenlerin sahada araştırma yapmasını sağlarken, köylünün de modern ve sürdürülebilir tarım teknikleriyle buluşmasını gerçekleştirmek.
**
3. Hedef Kitle ve Ortaklar:
- Ana Yararlanıcılar: Gördes Karakeçili ve çevre köy sakinleri, yerel çiftçiler ve kırsal bölge gençleri.
-
Proje Ortakları:
- Bölge Üniversiteleri (Ziraat, Tıp, İktisadi ve İdari Bilimler, Sağlık Bilimleri Fakülteleri)
- Gördes Belediyesi ve Manisa Büyükşehir Belediyesi
- İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri
- Yerel Ziraat Odaları ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri
**
4. Temel Eylem Planı ve Faaliyet Alanları:
A. Bilimsel Toprak ve Ürün Analizi (Ziraat & Çevre Odaklı):
- Üniversitelerin ilgili bölümleri tarafından köyün toprak, su ve iklim haritası çıkarılacaktır.
- Küresel iklim değişikliği de göz önüne alınarak, az su tüketen ve yüksek gelir getiren alternatif tarım modelleri test edilecektir.
B. Akademik Eğitim ve Danışmanlık Seraları/Sahanlıkları
- Köyde bir "Üniversite-Köy Eğitim Noktası" kurulacaktır. Akademisyenler ve son sınıf öğrencileri düzenli olarak köye gelerek; doğru gübreleme, ilaçsız tarım (biyoteknik mücadele), sulama teknikleri ve kooperatifçilik üzerine eğitimler verecektir.
C. Markalaşma, Coğrafi İşaret ve Pazarlama Desteği (İktisat & İletişim Odaklı):
- Köylünün ürettiği ürünlerin (örneğin; Karakeçili geleneksel hayır yemeklerinde sunulan keşkeklik buğday, el dokuması kilimler (kilimcilik-halıcılık uğraşının gittiğimiz köyde maalesef bittiğini öğrendim), yerel zeytinyağları veya tarhana) markalaşma süreci üniversite eliyle yürütülecektir.
- Dijital pazarlama ve e-ticaret kanalları kurularak, aracıların ortadan kaldırılması ve doğrudan tüketiciden üreticiye bir gelir modeli oluşturulması sağlanacaktır.
D. Kırsal Sağlık ve Sosyal Yaşamın Desteklenmesi (Halk Sağlığı Odaklı):
- Üniversitelerin sağlık birimleri iş birliğiyle köylerde dönemsel sağlık taramaları, sağlıklı beslenme ve tarım ilaçlarının güvenli kullanımı üzerine bilinçlendirme programları yürütülecektir. Köyde yaşam kalitesinin artması, göçü engelleyen en büyük faktörlerden biridir.
5. Beklenen Çıktılar ve Sürdürülebilirlik:
- Ekonomik Güçlenme: Çiftçinin hane halkı geliri optimize edilerek toprak satış ihtiyacı ortadan kaldırılacaktır.
- Model Köy Uygulaması: Karakeçili ve çevre köylerde başarıya ulaşan bu model, Türkiye genelindeki diğer üniversite-şehir iş birlikleri için "Örnek Kırsal Kalkınma Modeli" olarak tescillenecektir.
- Akademik Literatür: Proje süresince elde edilen verilerle kırsal sosyoloji, tarım ekonomisi ve halk sağlığı alanlarında uluslararası yayınlar üretilerek bilime katkı sunulacaktır.
**
Elbette yukarıdaki proje, hızla üretilmiş bir taslaktır. Başta köylülerimiz olmak üzere tüm olası paydaşlar tarafından değerlendirilmeli ve geliştirilmelidir.
**
Aklımdaki konulardan biri köylülerin evlerini ya da tarlalarını satıp şehir merkezlerinde iş tutmalarındansa bu köy evlerinin ve tarımsal arazinin turizme açılabilmesidir. Özellikle İstanbul’dan bölgeye gelen ve gelmeyi düşünen doğa ve köy tutkunu turistler bölgede pansiyon olarak işletilecek köy evlerinde konaklayabilir ve tarımsal arazilerde tatil periyodu süresince bir program dahilinde çiftçilik deneyimleyebilirler.
Üniversitelerin iş birliğinde yürütülen programlarda, ilgili akademisyenler Üniversitenin görevlendirmesi ve ücretleri karşılamasıyla köy evlerinde, köyde kalıp köyün ve köycülüğün geliştirilmesi için projeler yürütebilir ve bilimsel yayınlar çıkarabilirler.
**
Bugünlük aklıma gelenler bunlar. Yapılamaz mı? Elbette yapılabilir. Önce tartışılmak zorunda.