KURTLARI BİTİRMEK

Bestami Bozkurt

Halide Edip Adıvar’ın “Dağa Çıkan Kurt” adlı birinci dünya savaşını masallaştırarak anlattığı hikayesi, Türk milletinin yaşadığı tarihsel sürecin pitoreskini yansıtmaktadır.

Bir gün ormanda tüm hayvanlar derin öfke ve homurtularla toplanır. Aslanların kükremesi, kaplanların saldıracakmış gibi tavırları, çakalların uluyuşu arasında kurtlar inlerinden fırlar ve büyük bir kavga kopar. 

Tırnakları ve gagalarıyla yüzyıllık kartallar kara ormanın parçaladıkları kuşlarından kan ve kanat parçalarını ortalığa yağdırırlar. Isıran, parçalayan, koparan, kemiren, pençeleyen hayvanlar her yeri kan ırmakları ve hayvan parçaları haline getirirler. Ortada ne sağlam bir in ne de durgun bir pınar kalır. 

Uzun bir süreden sonra hayvanlar tekrar ırmak kenarında toplanırlar. Hepsinin bir yanı sakatlanmış, acılarını birbirinden çıkarmak istercesine homurdanırlar.

Halide Edip Adıvar’ın imgelediği orman tasviri ile insanların kendi dünyalarına sığamayışları arasındaki bağlantı çok güçlü frekansları barındırır. 

En büyük hayvan olan fil, Amerika’nın da savaştan sonra yaptığı gibi artık hayvan dünyasında savaşın, hilenin, bir bir avlanmanın yapılmayacağını anlatır. 

Küçük hayvanlar büyük olanlar tarafından ne haraca kesilecek ne de besinleri alınacaktır. 

20.yüzyıl başlarında Avrupa ülkelerinin yüzyıllardır sahada baş edemeyip masada yıkmayı başardıkları Türk milletini bir av, sömürülecek bir yem olarak seçerler. Ancak kurt beklemedikleri yerden doğrulur.

Ormanda irili ufaklı tüm hayvanların kurtları düşmanlaştırması ve av olarak seçmesi hepsinin işine gelmektedir. Böylece kurtlar yalnız ve tek başlarına tüm ormanla mücadele etmek zorunda kalmıştır. 

Tarihsel süreci de hesaba katarsak kurtlara (Türklere) müebbet hüküm giydirilir; inleri çiğnenir, yavruları çalınır, dişileri parçalanır, erkek kurtlar avlanır. 

Bu öylesine zalimce ve orantısızca yapılır ki tarihte eşi benzeri görülmemiş ittifaklar toprakları yağmalar Türk erkekleri tek tek öldürülür, çocukları kaçırılır, kadınları kötü davranışlara maruz kalır. 

Adıvar, tarihselciliğin psikolojik varsıllarını sonuna kadar masallaştırmış, Türk-Kurt metaforuyla kaleme dökmüştür. 

Kurda sormuşlar: Neden boynun kalın? Kendi işimi kendim yaparım, demiş.

Türklerle kurtların yapısal frekansları örtüşüyor. 

Duygusallığı ve estetiği savaşkan yapısıyla birleştirebilen Türkler mertliği ve asaleti barındırır. 

Ancak ormandaki çakallar çakallıktan geri durmayacak, tilkiler kurnazlığı bırakmayacak, akbabalar leş beklemekten geri durmayacak… 

Tarihte yaşadığımız acıların, kayıpların öğretilerini bugün kullanmazsak telafisi olmayacak hasarlara sebep oluruz ki akbabalar her zaman gözlüyor ve bekliyor.

Türk’ün, Türk’ten başka dostu yoktur mottosu bize yaşadığımız onca zorlu dönemlerin bırakıtı olarak kaldı. Burada antrparantez şunu da belirtelim: Türk derken bir ırkçılık olarak algılanmamalı, Anadoluya kendini ait hisseden her vatandaş Türk çatısı altında yer alır. Biz millet olarak çeşitli milletlerle, ırklarla aynı toprakları bile-isteye-seve paylaştık ve paylaşmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. 

Birbirimizle uğraşmak yerine fillere odaklanmalı, çakallara fırsat vermemeli, akbabalara yem olmamalıyız. 

Unutulmamalı ki bir aileyi dışarıdan biri yıkamaz, içerideki kavga aileyi yok eder. Anadolu Türklüğü ırkçılığa indirgenirse fillere malzeme vermiş oluruz, köpekleri havlatırız, aile içi kavga gibi kendi ayağımıza kurşun sıkarız ve tarihsel bir kayıp olarak fillerin tepiştiği akbabalara yem olduğu harabe topraklara döneriz. 

Biz harap olursak baykuşlara bayram ettiririz. 

Halbuki bu postu asırlardır deldirmedik, dembedem hüsrana uğrasak da doğrulmasını bildik.

Adıvar’ın metaforunda olduğu gibi orman kurda düşman. 

Yıllardır Filistin diyoruz ama bakıyorsunuz fillerin yanında yer alıyor.  

Herkesin ittifak ettiği şey kurtları bitirmek…

Kurtlar biterse kendi dünya düzenlerinde adaleti tesis edeceklermiş!!!

Yersen…

Bundan sonra dağlardan sarı ay ve sarı ateş gözlerden, siyah servi duvarının arkasından, boş ufuklardan, korkunç bir uluma bütün ormandaki kurtların uluması ile her yere bir anda korku salarak yayılır.

Ziya Paşa ile bitirelim:

Zalimleri adlin ne zaman hak edecektir?
Mazlumların çıkmadadır göklere ahı!
(Adaletin ne zaman zalimleri yerle bir edecektir? Mazlumların ahı göklere çıkmaktadır!)


twiiter.com/bestamibozkurt
facebook.com/thebestbozk
linkedin.com/bestami-bozkurt
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.