Kuraklaşmadaki Artış Biyolojik Çeşitlilik Ve İnsan Yaşamını Tehdit Ediyor

Dünya genelinde kuraklaşan alanlar çoğalırken uluslararası raporlar, biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamı üzerindeki tehditlerin de bununla doğru orantılı olarak arttığını ortaya koyuyor.

Her yıl 17 Haziran'da kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, arazi bozulumunun, kuraklığın ve çölleşmenin dünya genelindeki etkilerine dikkati çekmeyi amaçlıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, çölleşme, kuraklık ve arazi bozunumu yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik boyutları olan küresel bir kriz haline geliyor.

BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi'nin (UNCCD) 2024'te yayımladığı "Kuruyan Toprakların Küresel Tehdidi: Bölgesel ve Küresel Kuraklık Trendleri ve Gelecek Tahminleri" başlıklı raporuna göre, kuraklık arazi bozulumunu, çölleşmeyi, ekosistemin dayanıklılığını ve insan toplumlarını derinden etkiliyor.

Kuraklık bağlantılı arazi bozulumu ve su kıtlığı, gıda ve su güvensizliği, zayıf toprak verimliliği, mahsul ve bitki üretiminde kayıp, biyolojik çeşitlilikte azalma, ekosistemin bozulması, yoğun kum ve toz fırtınaları, orman yangınları, kötü sağlık koşuları ve büyük çaplı insan göçü ile bağlantılı.

Öte yandan, insan kaynaklı iklim değişikliği, dünya genelindeki kuraklığın değişmesinin başlıca sorumlusu olarak görülüyor.

- 2020'ye kadarki 30 yıllık dönemde daha kurak bir iklim yaşandı

Artan kuraklığın neredeyse her bölgede insanları ve çevreyi tehdit ettiği ortaya konulan raporda, dünya üzerindeki tüm kara parçalarının dörtte üçünden fazlasının, 2020'ye kadarki 30 yıllık dönemde, önceki 30 yıllık döneme kıyasla daha kurak bir iklim yaşadığı ifade edildi.

Ayrıca bu süreçte, küresel kurak alanlar yaklaşık 4,3 milyon kilometrekare genişleyerek (Avustralya/Okyanusya kıtasının yarısı büyüklüğünde bir alan) küresel kara parçalarının (Antarktika hariç) yüzde 40'ından fazlasını kapladığı belirtildi.

Raporda, sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarında başarısız olunursa, dünyanın nemli bölgelerinin yüzde 3'ünün daha bu yüzyılın sonuna kadar kurak alanlara dönüşmesinin öngörüldüğü de aktarıldı.

- Kurak bölgelerde yaşayan kişi sayısı son 30 yılda iki katına çıktı

Rapora göre, kurak bölgelerde yaşayan kişi sayısı son 30 yılda iki katına çıkarak 2,3 milyara ulaştı, bu da küresel nüfusun dörtte birinden fazlasına tekabül ediyor.

Oluşturulan tahmin modelleri, en kötü iklim değişikliği senaryosunda 2100'e kadar 5 milyara kadar insanın kurak bölgelerde yaşayabileceğini ortaya koyuyor.

- İklim göçleri ve çatışma riski

Dünya Bankasının 2021'de yayımladığı "Groundswell" raporuna göre, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle 2050 yılına kadar 216 milyon kişi kendi ülkeleri içinde yer değiştirmek zorunda kalabilir.

Öte yandan UN Water tarafından yayımlanan verilerde, kuraklığın çatışma riskiyle bağlantısına dikkat çekiliyor.

UN Water internet sitesinde yer alan çalışmalarda, "Su, barışın da savaşın da nedeni olabilir." ifadesi yer alıyor.

Çalışmalara göre, su kıtlığı ve eşitsiz erişim, mevcut toplumsal ve siyasi gerilimleri artırabiliyor. Sınır aşan su kaynaklarında iş birliği eksikliği, istikrar açısından risk oluşturuyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri