İran Hürmüz Boğazı’nı mayınlayarak kapatabilir mi? Tek bir mayın dünya ekonomisini sarsabilir mi? Hürmüz Boğazı’nın mayınlanması ihtimali, askeri bir senaryodan çok küresel ekonomik bir kırılma riski taşımaktadır. Tarafların çelişkili beyanları kafa karıştırıyor. ABD Başkanı Trump her gün farklı beyanlar verirken diğer yandan İran da Hürmüz Boğazını açtım kapadım mealinde açıklamalar yapıyor.
Bu yazımda İran’ın olası bir mayın döküşü ve sonrasına ait ayrıntılı ve teknik bir kısım yorumlarda bulunacağım. Durum her gün yeni bir şekil alıyor. Anlık değişen taktik durum ise yapılan birçok değerlendirmenin çöp olmasına neden olabiliyor.
Bilinmezliğin ve istatistik biliminin bir tezahürü olan Mayın Harbinin yabancı bir deniz sahası için uzaktan ve açık kaynaklarla yorumlanması oldukça zor ve spekülasyonlara açık bir konu.
İran tarafından Hürmüz Boğazına yapılacak bir mayın döküşü, sadece ABD-İsrail koalisyonunun değil bölge ülkeleri ile birlikte tüm dünya ülkelerinin sorunu haline gelecektir. Konuya teknik açıdan iki ana problem üzerinden bakmaya çalışalım.
Birinci problem, İran Hürmüz Boğazını mayınlar mı? Mayınlar ise mayın döküşünü hangi alanlarda ve hangi vasıtalarla icra eder, hangi tip mayınları döker ve nasıl bir döküş tekniği kullanır?
İkinci problem ise İran’ın olası bir mayın döküşü sonrası Amerika tek başına mayın temizleme ve rehberleme harekâtı sorumluluğunu üstlenebilir mi?
Birinciden başlarsak; İran bir mayın döküş harekâtı icra eder mi?
Bu durum, İran açısından çok riskli bir karar. İran, bu önemli geçitte füzelerle tehdit yaratılması ve mayınlarla Boğazın kapatılması seçeneğini, şimdilik, ABD’yi baskı altında tutabilmenin bir yolu olarak düşünüyor olabilir. Savaşın gidişatına göre son kertede vereceği bir karar gibi görünüyor. Ancak az sayıda da olsa mayın döktüğüne dair iddialar da mevcut.
Önce Hürmüz Boğazını kısaca bir tanıyalım. Hürmüz Boğazına ait herhangi bir Boğaz Trafik Düzeni Tüzüğü ya da tüm taraflarca kabul görmüş bir Geçiş Talimatı bulunmamaktadır. Körfezde ve Boğazda kıyıdaş olan ülkelerin Hürmüz Boğazı’nda uygulanması gereken geçiş rejimi konusunda anlaşmazlık içinde olduğu bilinmektedir. Bu durum, hukukî bir geçiş rejiminin ortaya çıkmasına da engel olmaktadır. Ancak İran, Boğaz geçişinde kural koyucu ve sahiplenici bir tavır göstermeye başlamıştır. Bunu zaten ‘‘kapattım, açtım’’ durumuna getirmiş vaziyette.
Bununla birlikte, Hürmüz Boğazı’ndaki trafik ayırım düzeni, 1973 yılında kabul edilmiş ve 1979 yılında Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından revize edilmiştir. Bu nedenle, Hürmüz’deki trafik ayırım düzeni, küresel ölçekteki en eski separatör uygulamalarından biridir.
Bu trafik ayrımında ve çevresinde transit geçişe engel teşkil edecek bir mayın döküşü; harbin sonunda İran’ı hukuken masada zora sokacak bir husus olarak görülebilir.
Ancak, çatışan tarafların uluslararası sözleşmelere, insani ve ahlaki kurallara uymadığı bir ortamda; İran için 1907 Lahey Sözleşmesinin (VIII) deniz mayınları hükümlerinin ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki (UNCLOS) boğazlardaki seyrüsefer düzenlenmesine ilişkin hususlarının yorumlanması da şimdilik havada kalacaktır. İran, stratejik bir bekleme süresi sonunda mayın silahını kullanmaktan çekinmeyeceğinin emarelerini de göstermektedir.
Medyada yapılan İran’ın mayın döküş analizleri Hürmüz Boğazının ve Basra Körfezinin basit ve karikatürize edilmiş haritaları üzerinden yapılmaya çalışılıyor. Meseleyi anlayabilmek için açık kaynaklardan bulabildiğim bölgeye ait ölçeği belli olmayan iki deniz haritasını aşağıda sunuyorum. Umuyorum bir fikir verecektir.
Harita No-1: Hürmüz Boğazı
Harita No-2: Hürmüz Boğazı Trafik Ayrımları
Harita ölçeği büyüdükçe, Harita No-1’de referans olarak aldığım alan içinde ortaya çıkan derinliklerin, kıyılardaki sığ sular hariç, 100 metre ile 350 metre arasında değişkenlik gösterdiği anlaşılıyor. Dip tabiatı ise çoğunlukla kum ve çamur. Akıntı bilgileri görülmüyor.
Netice itibarıyla, bu açık kaynaklardaki sınırlı sabit çevresel şartlar; Hürmüz Boğazı deniz trafik ayrımlarının ve çevresinin mayın döküşüne elverişli olabileceğini gösteriyor.
Şimdi de İran’ın envanterindeki mayınları ele alalım. Elimizde kapalı resmi bilgiler yok. Bu konunun sürprizlere açık olduğunu unutmayalım.
Açık kaynaklardan elde edilen mayın cinsleri aşağıdaki gibi olup her bir tip mayının farklı modda versiyonları olduğu da bilinmektedir.
Tablo No-1: İran Mayınları
Kaynak: https://www.hisutton.com/Iranian-Naval-Mines.html
İran’ın demirli ve dip mayınlarını dökecek bir platformu var mı?
10 Mart 2026 tarihinde İran’a ait 16 adet mayın döküş özelliğine sahip harp gemisinin Amerikan uçakları tarafından vurularak hasar aldığı/batırıldığı haberleri açık kaynaklarda yer aldı. Ancak kimi bazı kaynaklar da İran’ın 10 adet mayın döktüğünü iddia ediyorlar. Bu döküşün bu çatışmalar öncesinde mi, esnasında mı ya da sonrasında mı olduğu tam olarak belli değil. Haber doğru ise kamuoyu açısından mevkileri ve türleri belli olmayan halihazırda 10 adet mayın başlı başına bir tehdit teşkil ediyor demektir.
Bu tarz açık bir bilginin mutlaka teyidi gerekmektedir. Ancak böyle bir haber bile eskilerin deyimiyle ‘‘şüyuu vukuundan beter’’ bir durum yaratır. Yani bir şeyin dedikodusunun çıkması, onun gerçekleşmesinden daha kötüdür. Olasılığa dayalı bir harp çeşidinde söylentinin bile dikkate alınması ve kıymetlendirilmesi gerekir. Üstelik bunun başka stratejik sonuçları da olacaktır. Tek bir mayının şüphesi bile küresel denizcilik sigorta primlerini etkileyebilecek ve dahası petrol fiyatları üzerinde de yıkıcı bir etki yaratabilecektir.
Bölge Amerika tarafından denizden ve havadan haftalardır kontrol altında tutuluyor. İran’ın önemli suüstü döküş platformlarının hasar aldığının görüntüleri var. An itibarıyla İran’ın mayın döküşüne uygun bir suüstü platformu bulup güvertede raylı bir sistem üzerinde mayınları patern ve döküş sırasına göre yerleştirerek denizde hassas bir mayınlama yapabilme ihtimali, şimdilik, zor gibi görünüyor. Bütün istihbarat sensörlerinin üzerine yoğunlaştığı bir dönemde mayınlar daha gemilere yüklenirken tespit edilebilir. Ama tekrar hatırlatalım Mayın Harbi sürprizlere açık bir konudur.
Tam teşekküllü bir yükleme ve mayın döküşü için gözden kaçırılabilir bir boşluk yaratılması ya da karşı tarafın bir istihbarat zafiyeti elbette her şeyi değiştirebilir. Bu kapsamda, yıllar öncesinde açık kaynaklara yansımış bir Amerikan istihbarat raporunda; İran’ın mayın dökücü unsurlarını tespit ve müdahaleden korumak maksadıyla karanlıktan, kötü hava koşullarından, ticaret gemilerinin sağladığı örtüden ve AWACS uçaklarının yakıt ikmali yaptığı zaman dilimlerinden faydalanabileceği belirtilmektedir. Bunu yapabilmesi için mutlaka bir askeri su üstü platformu olması da gerekmiyor. Ray diziminin sağlanacağı kıç kapaklı bir RORO hatta bir arabalı vapur bile bu iş için uygun hale getirilebilir.
Bununla birlikte, hava ve denizaltı vasıtalarının mayın döküşü için hazırlık durumlarının açık kaynaklardan yorumlamasının oldukça zor olduğunu ve yeterli bilgi olmadıkça yorumların gerçekçi olmayacağını düşünüyorum. 1984 yılında yayınlanmış umuma açık bir CIA raporunda RH-53 helikopterlerinden satıhtan 15 metre yükseklikte mayın döküşü gerçekleştirebildikleri bildiriliyor. Günümüzde de o yıllardaki çabaların uzantısını görmek mutlaka mümkün olabilir. Ancak, şu anda bir veri kısıtı söz konusu.
Diğer yandan televizyonlarda yapılan yorumlarda denizin altındaki mağaralarda saklı (!) İran’a ait hareket edebilen mayınlardan bahsediliyor. Bunlar internet bilgileri. Çin’den alındığı iddia edilen EM-52 roket güdümlü mayınlar kastediliyor. Ama bunlar torpido kovanlarına yerleştirilerek dökülen tipler. Bunların performansı tam olarak bilinmiyor. Üstelik kovanlı gemisi kaldı mı? Hedef geminin manyetik veya akustik izini tanıyıp seçebilen akıllı mayınlardan söz ediliyor. Ancak Rus ve Çin mayınlarında bu gelişimin ne kadar doğru olabileceği konusunun tartışmalı olduğu kanaatindeyim. Bu durum, varsa, ancak kapalı kaynaklarda yer alabilir.
Bir ihtimal de üçüncü bir tarafın platformuyla yapılacak bir döküş, ki bu durum koalisyon güçleri açısından durumu daha zor ve trajik bir hale getirebilir.
İran’ın onlarca mayını sistematik olarak dökecek bir platformu yoksa süratli küçük teknelerle, uygun zaman dilimlerinde, birerli ikişerli döküşlerle sürekli bir taciz mâniası oluşturarak sürpriz etkisi yaratması daha uygun ve mantıklı görünüyor.
İran bu şekilde yüksek bir tehdit yüzdesi yaratabilir mi?
Tabii ki hayır. Küçük süratli teknelerle dökülecek mayın miktarı ve bunların şarjları az olacaktır. Belirli bir periyotta sürekli ve ısrarlı bir mayın döküşünü küçük teknelerle sürdürmek İran için riskli olsa da koalisyon unsurlarının zarar görmesine ve yıpranmasına neden olabilir.
Küçük süratli teknelerle döküş yaptığında; Maham-1 isimli Antenli Demirli Kontakt Mayınının kullanılması daha uygun gibi gözükmektedir. Bu mayın, taşıdığı şarj miktarı dikkate alındığında, belki bir gemiyi batırmayacak ancak hasar aldırabilecektir. Açık bilgilerle duruma bakıldığında döküş için yapabileceği en garantili hareket tarzı buymuş gibi görünüyor.
Maham-1 demirli mayınlarının, 6,7 metre boyunda yüksek süratli Ashura sınıfı tekneler ile 1’er adet taşınabildiğine dair fotoğraflar açık kaynaklarda yer almaktadır. Fotoğraf No-1’de gösterilen teknenin mayın dökerken ağırlık nedeniyle alabora olabileceği akla geliyor. Mayın zarfının altında bulunan mayın arabasının mevcut düzenekte nasıl durduğu belli değil. Bu tip fotoğraflar yapay zekâ ürünü değil ise düzeneğin bir kol vasıtası ile önce mayını, sonra teli sağarak sonrasında mayın arabasını suya bırakması sağlanabilir. İskandil sistemi olmaksızın bu şekilde de atılıyor olabilir.
Bu yöntemle bile koalisyon Mayın Karşı Tedbir (MKT) unsurlarının zorlanmasına, yorulmasına ve sürekli temizlik harekâtı yapmasına sebebiyet verilebilir.
Fotoğraf No-1: Ashura sınıfı hızlı botlar
Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Ashura-class_speedboat
Diğer yandan Hindistan, Pakistan, Irak, Malezya ve Çin ticaret gemilerinin İran tarafından Boğaz trafik hattı yukarısındaki Larak Adasının kuzeyinden Hürmüz Boğazına giriş çıkış yapmasına izin verildiği görülüyor. Harita No-3’de gösterildiği şekliyle İran’ın bu anlamda Körfeze giriş ve çıkışlar için güvenli bir nakliye koridoru kurma peşinde olduğu anlaşılıyor.
Harita No-3: Larak Adası Kuzeyi İran Tasarımı Alternatif Nakliye Koridoru
Kaynak: Lloyd’s List Linkedln Hesabı
Dost olarak tanımladığı ülkelerin unsurlarını boğaz separatörlerinin bulunduğu alandan ayırma çabası içinde görünüyor. Öncesinde bu alanı kirlettiği iddialarını da güçlendiren bir durum yaratıyor.
Son defa hatırlatalım; Hürmüz Boğazı için yapılan bu yorumlar, ulaşılabilen açık kaynak bilgileri kapsamında yapılmıştır.
Son kertede Körfez içindeki Kharg Adası başta olmak üzere Boğazdaki diğer bir kısım adaların çevresine savunma maksatlı olarak Maham-1 ve sığ sular için Maham-7 mayınlarının da dökülebileceğini de dikkate almak gerekiyor.
İkinci problem; İran’ın olası bir mayın döküşü sonrası Amerikan donanması kendi MKT (Mayın Karşı Tedbir) platformları ile bir mayın temizleme ve rehberleme harekâtı sorumluluğunu üstlenebilir mi?
Bu şartlarda çok mümkün görünmüyor. Neden?
ABD tarafından kara harekâtı gündeme getirildikçe seçenek olarak olası bir amfibi harekâtın olup olmayacağı tartışılmaya başlandı. Bu durum doğal olarak mayın tehdidi ile karşılaşma riskini ön plana çıkarmış görünüyor. İran karasına denizden yaklaşmak gerekecek ise amfibi harekât öncesi amfibi gemilerin ve botların geçeceği temizlenmiş güvenli deniz kanallarına ihtiyaç duyulacaktır.
Güvenli deniz kanallarını hangi MKT vasıtaları ile açacak?
Avenger sınıfı mayın avlama gemilerinin büyük bir çoğunluğu hizmet dışına çıkarıldı. Buna karşılık, Fotoğraf No-2’deki Independence sınıfı 127 metre uzunluğunda, 31 metre eninde ve 4 metre drafta sahip LCS (Littoral Combat Ship-Kıyı Muharebe Gemisi) tipi gemilerin bazılarını modüler sistem adı altında tadil ederek birçok deniz harbini yapabilecek duruma getirmeye çalıştılar. Gemileri standart konteynerler içinde taşınabilen sistemlerle donattılar. Bu sistem, Suüstü Harbi ve Denizaltı Savunma Harbini icra edecek şekilde sürdürülebilirdi. Ancak bu gemilerin bir kısmının mevcut görevlerine Mayın Harbi de eklenince durum değişti.
Bu konu Amerikan kamuoyunda ayrıntılı olarak tartışıldı. Avenger sınıfı mayın avlama gemilerinde çalışmış subayların bir kısmı; LCS tipi gemilerdeki modüler sistemin MKT harekâtına uygun olmadığını ileri sürdüler. LCS'lerin, sayısız teknolojik kısıtlama ve arıza nedeniyle selefi kadar etkili olmadığı iddia edildi.
Meselenin modül tarafı bir yana Mayın harbi ister döküş ister avlama olsun diğer harp çeşitlerine göre farklılıklar gösteren bir konsepte sahiptir. Bir gemide diğer harp usullerini uygulayan personele ‘‘hadi şimdi Mayın Harbi icra edelim’’ denemez. Neden?
Mayın harbi ile diğer deniz harp çeşitleri arasındaki fark; kesin sonuç yerine, icra edilen harekât neticelerinin orantısal olarak yüzdelerle ifade ediliyor olmasıdır. Maksadınız, tercih ettiğiniz saha veya kanalın fiziki özellikleri, mayın istihbaratı, platform sayılarınız ve varsa zaman tahdidi gibi konular matematiksel bir modelleme üzerinde, istatiksel değerlendirmelere dökülür. Mayın döküşü veya mayın karşı tedbirleri harekatının sonuçları temizlik yüzdesi ve risk yüzdesi olarak ortaya çıkar. Bu sonuçlar planlayıcıların bir sonraki hareketi tasarlaması için bir veri haline gelir.
Çoklu görev platformu olarak tadil edilmeye çalışılan alüminyum gövdeli trimaran üç adet geminin sadece MKT kapsamlı sabit bir konfigürasyonda görev yaptıkları yönünde bilgiler var. Ancak bu durum teyide muhtaç. 127 metre boyunda üç adet geminin tek modül ve konfigürasyonda sadece MKT harekâtı için kullanılması fazla lüks bir yaklaşım. Çoklu görev sisteminin devam ettiğini ima eden başka kaynaklar da var. Acaba İran’la olan savaş nedeni ile mi bu üç gemide sadece MKT modülüne odaklandılar?
Körfezde görev yapması beklenen MKT modüllü gemilerin USS Canberra (LCS-30), USS Santa Barbara (LCS-32) ve USS Tulsa (LCS-16) olduğu ifade ediliyor. 2025 yılı ortalarında Basra Körfezinden ayrılan bu gemilerin an itibarıyla konumlarının açık kaynaklardan teyidi de mümkün olmamaktadır.
Bununla birlikte MKT görevlerini icra edecek personelin, bu gemilere özel olarak atandığı belirtiliyor. Bahse konu personelin Mayport ve San Diego’daki eğitim merkezlerinde sıkı bir eğitim aldığı bildiriliyor.
Fotoğraf No-2: Kıyı Muharebe Gemisi-Littoral Combat Ship (LCS)
Kaynak: Google Görsel
Hürmüz Boğazında mayınlara karşı alınacak önlemler için bu üç adet LCS tipi gemi yeterli olur mu?
Yeterli olamayacağı herkesin malumudur.
Teknik ayrıntısına girmeden bu gemilerde dronlardan, robotik su araçlarından ve helikopterlerden oluşan bir görev ağı oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Sonar donanımlı insansız su üstü araçlarından havadan lazer tespit unsurlarına kadar uzanan bu sistemin, mayınları güvenli bir mesafeden tespit edip imha ettiği bildiriliyor.
Bu özelliklerin hepsi kitabi bilgiler. Gemilerin etkinliği konusundaki gerçekler farklı olabilir.
Çünkü açık bir kaynakta, tarihi belli olmayan ve muhtemel San Diego açıklarında icra edilen bir tatbikat esnasında bu gemilere dair tespit edilen önemli zafiyetler ifşa edildi.
MKT modüllü LCS tipi gemilerin tespit edilen zafiyet noktalarının;
Her bir İnsansız Suüstü Aracının (Unmanned Surface Vessel-USV) görev öncesinde 4 saatten fazla bakıma ihtiyaç duyduğu,
USV’lerin suya indirildikten sonra 1,5 saatlik GPS/Sonar kalibrasyonu gerektirdiği,
Bazı görevlerde sonarın veri kaydetmediği ve personelin bu durumu ancak görev sonrası analizlerde fark ettiği,
USS Tulsa (LCS-16) ile yapılan bir uygulamada, kontrol dışına çıkan bir USV’nin Meksika karasularına doğru sürüklendiği ve geri alınamadığı,
Sualtı kamerası ile yapılan mayınların görsel teşhisinin Kaliforniya açıklarındaki nispeten daha berrak sayılabilecek sularda bile başarısız olduğu, bunun Basra Körfezi’nin bulanık sularında durumun çok daha kötü olabileceğinin değerlendirildiği,
Görev bölmesi (muhtemelen modül konteyner) ile hangar arasındaki kaldırma sisteminin, test bilgisayarlarının, vinç sistemlerinin ve yükleme ekipmanları gibi birçok kritik unsurun yedek sistemlerinin bulunmadığı ve bu sistemlerden biri arızalandığında harekatın durduğu,
LCS tipi bu 3 geminin aldığı diğer görevler nedeniyle personelin MKT görevlerine odaklanma sorunu yaşadığı gibi hususlar belirtiliyor.
LCS tipi gemilerin hizmete girmeleri ile birlikte elektrik ve jeneratör arızalarının müzmin bir hale geldiği ve akabinde değişik tadilatlar geçirdiği de biliniyor. İlk zamanlar bu gemilere ‘‘Little Crapy Ship – Küçük Berbat Gemi’’ şeklinde isim de takılmıştı.
Peki bu sorunlar halihazırda ne durumda ve gemilerin harekata hazırlık durumları ne aşamada? Şimdilik bilinmiyor.
Diğer bir konu da Hürmüz Boğazı ve çevresinde icra edilecek MKT Harekatının planlaması.
Geçmiş dönemde The Washington Institute isimli bir düşünce kuruluşu tarafından, Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi için 16 adet MKT gemisine ihtiyaç duyulduğu şeklinde bir analiz yayınlanmıştı. O dönemdeki Avenger sınıfı bolluğu üzerinden varsayılan gemi adedi ile yapılan hesaplamalarda kabul edilebilir temizlik yüzdesi olarak yüzde 98’e ulaşabileceklerini tahmin etmiş olabilirler. Ancak, Harita No-1 ve Harita No-2’deki deniz alanı içinde düşünülen saha/kanal, derinlikler, mayın bilgileri gibi hususlar bugüne göre farklı ve değişmiş olabilir. Sonuç olarak dünün ihtiyacı olan 16 adet MKT gemisi, bugünün de ihtiyacı olarak algılanmamalı. Ancak günümüzde bu yoğunluktaki bir harekât alanında MKT gemi sayısı bugünkü gibi asla 3 adet olmamalıdır. Gemi sayısı bilinen ve/veya tahmin edilen parametrelerle birlikte değerlendirilerek tespit edilir.
Hürmüz Boğazı için planlanan saha/kanalın ebatları, derinlikleri, mayın istihbaratı vb. bilgileri tam olarak bilmiyoruz. Ancak bu İran karşısında, diğer bilgiler değişkenlik gösterse bile 3 adet LCS tipi geminin, hasar almaksızın, yüzde 98 temizlik yüzdesine ulaşmaları imkânsız görünmektedir. Diğer yandan, üç gemideki lazer tespit sistemleri gibi teknoloji farklılıklarının harekâta katabileceği tempoyu da henüz bilmiyoruz. Bunu da not etmek lazım.
Ancak açık kaynaklardan bildiğimiz; San Diego merkezli yapılan bir tatbikatta modüler sistem ve personel sorunlarının devam ettiği ve bu gemilerin gerçek bir MKT Harekât tecrübelerinin olmayışıdır.
Farklı saha/kanallara girecek olan gemilerden birinin bile hasar alması/batması durumunda temizlik yüzdesi düşecek risk yüzdesi artacaktır.
Sonuç itibarıyla; LCS’leri destekleyecek başka MKT gemilerine şimdiden ihtiyaç duymaya başladılar. Japonya’nın Sasebo limanında, hizmet dışına çıkarılmadılarsa, 4 adet Avenger sınıfı mayın avlama gemisinin bekletildiği belirtiliyor. Ancak bunlar sahaya sürülse temizlik yüzdesi kapsamında sonucun değişmeyeceği kanaatindeyim.
Üstelik MKT harekâtında bu gemilerin karadan, denizden ve havadan gelecek tehditlere karşı korunması gerekecek. Umman açıklarında Uçak Gemisini korumakta zorlanan ABD’nin bu şartlarda İran’ın burnunun dibinde bu gemiler ile MKT harekâtı icra etmesi oldukça zor olsa gerek.
Bu kapsamda koalisyonun genişlemesi bir katkı sunabilir mi? Şu anki durum itibarıyla zor gözüküyor. MKT harekâtını başka bazı ülkelere ihale etmek istemeleri de ters tepti. Sahada tek bir mayının bulunması ihtimali bile deniz trafiği açısından oluşan riski kabul edilemez boyutlara yaklaştırdı. ABD açısından oluşturulan belirsiz ve İsrail güdümlü politik hedeflerin meseleyi ne hale getirdiğini ibretle takip ediyoruz. İran elindeki sınırlı silah ve araçlarla ciddi asimetrik etkiler yaratabileceğini gösterdi.
Kaynaklar:
Lott, Alexander, ‘‘The Legality of Iran’s Closure of the Strait of Hormuz’’, EJIL:Talk!, 10 Mart 2026, https://www.ejiltalk.org/the-legality-of-irans-closure-of-the-strait-of-hormuz/ (Son Erişim Tarihi: 23 Mart 2026)
Bertrand, Natasha, ‘‘Iran begins laying mines in Strait of Hormuz, sources say’’, CNN Politics, 11 Mart 2026, https://edition.cnn.com/2026/03/10/politics/iran-begins-laying-mines-in-strait-of-hormuz (Son Erişim Tarihi: 23 Mart 2026)
‘‘An Intelligence Assessment’’, The Iranıan Mine Warfare Threat, CIA, Kasım 1984, https://www.cia.gov/readingroom/docs/CIA-RDP85T00314R000300100002-7.pdf (Son Erişim Tarihi: 23 Mart 2026)
Spendley, Blake, Johnston, Carter, ‘‘Demining Hormuz: How the U.S. Navy Arrived at Worst-Case Scenario Unprepared’’, HUNTERBROOK, 13 Mart 2026, https://hntrbrk.com/demining-hormuz/ (Son Erişim Tarihi: 21 Mart 2026)
‘‘Why the Navy Ditched Its Legendary Mine Hunters’’, Youtube, 24 Mart 2026, https://www.youtube.com/watch?v=rET96MeWAQc (Son Erişim Tarihi: 27 Mart 2026)
Lagrone, Sam, ‘‘Navy Deploys First Operational LCS Mine Countermeasures Packages’’, USNI News, 18 Mart 2025, https://news.usni.org/2025/03/18/navy-deploys-first-operational-lcs-mine-countermeasures-packages (Son Erişim Tarihi: 21 Mart 2026)
Ceder, Riley, ‘‘The US has counter-mine ships homeported in the Middle East. Are they effective?’’ Navy Times, 24 Mart 2026, https://www.navytimes.com/news/your-navy/2026/03/23/the-us-has-counter-mine-ships-homeported-in-the-middle-east-are-they-effective/ (Son Erişim Tarihi: 24 Mart 2026)
Trevithick, Joseph, ‘‘U.S. Navy Minesweepers Stationed In Middle East Are Now In Singapore’’, The War Zone, 18 Mart 2026, https://www.twz.com/sea/u-s-navy-minesweepers-stationed-in-middle-east-are-now-in-singapore (Son Erişim Tarihi: 21 Mart 2026)