Kızı Son Anlarını Anlattı

Hayatını kaybeden tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, katıldığı yayında babasının hastanedeki son dönemine ilişkin duygusal açıklamalarda bulundu.

İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, babasının son dönemine ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı. Babasının evde oturmayı hiç sevmediğini belirten Ortaylı, hastanede yanında olabilmesini bir “veda şansı” olarak nitelendirdi.

“GÜZEL BİR VEDA ŞANSI OLDU”

13 Mart 2026 tarihinde çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeden tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, babasının sağlık sorunlarına rağmen seyahat etmekten vazgeçmediğini anlattı. İlber Ortaylı'nın hastalık ve tedavi süreçlerinde dahi gezmeye devam ettiğini belirten kızı, babasının son dönemine ilişkin şunları söyledi:

“Babam çok seyahat ediyordu. Bütün hastalıklara ve bütün tedavi süreçlerine rağmen bile hala gezmeye devam ediyordu. Evde oturmayı hiç sevmezdi. Babamın naaşını bir yerden uçakla toplayıp getirmem gerekeceğinden çok emindim. Hastanede yanı başında olmak, benim için de güzel bir veda şansı oldu.”

DEFNEDİLECEĞİ YER İÇİN FARKLI İSTEKLERDE BULUNMUŞ

Tuna Ortaylı, babasının son 15 yıl içerisinde defnedileceği yere ilişkin farklı isteklerini de anlattı:

“Defnedilmek istediği yerle ilgili son 15 yıl içinde çok farklı yerler talep etti. Önce, 'Biz Kırım Tatarıyız. Onun için ben Karadeniz'e bakan bir yere gömüleyim' dedi. Sonra bir dönem Cunda'ya çok gidiyorduk, 'Beni Ayvalık'a defnedin' dedi. Sonra Gelibolu dedi.”

İlerleyen yıllarda ise farklı bir yerin öne çıktığını belirten Tuna Ortaylı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halil Hoca, Kemal Hoca, Semavi Hoca teker teker Fatih Haziresi'ne defnedilince, Fatih Haziresi fikri de pek bir hoşuna gitmeye başladı. Bana çok net, 'Fatih Camii ya da Sultanahmet Camii'nden kaldırın benim cenazemi. Çünkü kalabalık olur' demişti.”

7 EVİNİN HİKAYESİNİ DE ANLATTI

Mirgün Cabas'ın youtube kanalına konuk olan Tuna Ortaylı, babasının kullandığı 7 eve ilişkin de konuştu. Bu evlerin farklı hayatları deneyimleme isteğiyle bağlantılı olduğunu ancak çoğunlukla kitaplara ev sahipliği yaptığını belirtti:

“Biraz öyle seviyordu. Farklı hayatlar olsun, bir deneyim olsun, bir şekilde bir tecrübe edilmiş olsun diye. Ama kendi değil, daha çok kitaplar yaşamış oluyordu tabii o hayatları. Mesela Yeşilköy'de bir evi vardı. Yeşilköy İstanbul'da ilk geldiği yer olduğu için küçük bir ev vardı orada. Bir tane kütüphane evi olarak kullanıyordu orayı. Günün sonunda kendisi esasen Baltalimanı'nda yaşıyordu."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri