İran'ın misilleme saldırıları Ada'nın güneyinde taşları yerinden oynattı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İngiltere'nin "yetersiz iletişim" kurduğunu ve Akrotiri'deki İngiliz hava üssüne düzenlenen drone saldırısının bu yüzden gerçekleştiğini savunuyor. Ada'nın güney ucunda panik havası hakimken, İngiliz üslerinin varlığı yeniden tartışmaya açıldı.
Ortadoğu’daki ABD-İsrail ve İran savaşı, Kıbrıs Adası’nı doğrudan hedef tahtasına oturttu.
İran’ın, Amerikan askeri varlıklarının Kıbrıs’a kaydırıldığına dair istihbaratları ve ardından gelen saldırılar, Rum yönetimini ayağa kaldırdı.
AKROTİRİ ÜSSÜNE DRONE SALDIRISI VE İLETİŞİM KRİZİ
Güney Kıbrıs yönetimi ile Birleşik Krallık arasındaki gerilim "drone saldırısı" ile patlak verdi:
Rumların Suçlaması: Lefkoşa, İngiliz hükümetinin askeri faaliyetler hakkında yeterli bilgi paylaşmadığını, bu durumun Akrotiri Üssü’nü İran’ın ve vekil güçlerin açık hedefi haline getirdiğini öne sürüyor.
Üsler Tartışmaya Açılıyor: Yaşanan saldırı sonrası Rum kesiminde, İngiliz egemen üslerinin statüsünün yeniden müzakere edilmesi ve Ada’nın bir "sıçrama tahtası" olarak kullanılmaması gerektiği sesleri yükselmeye başladı.
Üsler Tartışmaya Açılıyor: Yaşanan saldırı sonrası Rum kesiminde, İngiliz egemen üslerinin statüsünün yeniden müzakere edilmesi ve Ada’nın bir "sıçrama tahtası" olarak kullanılmaması gerektiği sesleri yükselmeye başladı.
YUNANİSTAN SAVAŞ GEMİLERİNİ GÖNDERİYOR
Bölgedeki askeri hareketliliğe Yunanistan da dahil oldu:
Donanma Sevkiyatı: Atina, bölgedeki gelişmeleri takip etmek ve müttefiklerine destek vermek amacıyla Doğu Akdeniz'e savaş gemilerini gönderme kararı aldı.
GKRY Lideri Nikos Hristodulidis, panik havasını dağıtmaya çalışarak, "Ülkemiz herhangi bir askeri operasyona katılmak niyetinde değildir. Biz çözümün parçasıyız, çatışmanın değil" açıklamasında bulundu.
İRAN'IN İDDİASI: AMERİKAN VARLIĞI KIBRIS'A KAYDIRILDI
Tahran yönetimi, bölgedeki Amerikan lojistik ve askeri birimlerinin Kıbrıs'taki üslere konuşlandırıldığını iddia ederek Ada'yı açıkça tehdit etmişti. Bu iddiaların ardından gelen fiziksel saldırılar, Güney Kıbrıs'ta "savaşın içine çekilme" korkusunu zirveye taşıdı.