Prof. Dr. Seyithan Deliduman
İnsan hayatı, yaptığı tercihler kadar yapamadıklarıyla da şekillenir. Kimi zaman söylenen bir söz, kimi zaman ertelenen bir adım, kimi zaman da kontrol edilemeyen bir öfke insanın içinde derin izler bırakır. İşte bu izlerin ardından çoğu zaman sessiz bir muhasebe başlar. İnsan kendi kendine “keşke” der. Keşke kırmasaydım, keşke geç kalmasaydım, keşke daha farklı davranabilseydim…
Aslında keşke, insanın vicdanıyla hâlâ bağ kurabildiğini gösteren önemli bir işarettir. Çünkü insan yaptığı yanlıştan dolayı rahatsızlık duyuyorsa, iç dünyasında hâlâ canlı kalan bir ahlaki denge vardır. Bu nedenle pişmanlık her zaman zayıflık değildir. Bazen insanı yeniden toparlayan, onu daha dikkatli, daha merhametli ve daha olgun hâle getiren en önemli iç hesaplaşmadır.
Hayatta herkes hata yapabilir. İnsan bazen duygularına yenilir, bazen öfkesine teslim olur, bazen de en doğru olduğuna inandığı yerde yanlış bir karar verir. Kusursuzluk insana ait değildir. Ancak insanı değerli kılan şey, yaptığı yanlış karşısında vicdanını tamamen susturmamasıdır.
Çünkü insanın iç dünyasında hâlâ “keşke” diyebilecek bir yer varsa, orada değişim ihtimali de vardır. İnsan pişmanlık duyduğu ölçüde kendisini sorgular; sorguladığı ölçüde dönüşür. Bazen bir keşke, yıllarca süren bir savrulmanın ardından insanın yeniden kendisine dönmesini sağlar.
Fakat hayatın belki de en ağır noktası, artık insanın “keşke” bile diyememeye başlamasıdır.
Çünkü bir insan yaptığı yanlışlardan sonra hiçbir iç rahatsızlık hissetmiyorsa, kırdığı gönüller onu sarsmıyorsa, sebep olduğu zararlar karşısında vicdanında en küçük bir hesaplaşma yaşamıyorsa burada mesele artık yalnızca hata yapmak değildir. Burada insanın iç dünyasında bir hissizleşme başlamış demektir. Pişmanlığını kaybeden insan, zamanla kendisini düzeltme iradesini de kaybetmeye başlar.
Oysa insanı ayakta tutan şey kusursuz olması değil, eksiklerini fark edebilmesidir. Çünkü insan bazen en büyük olgunluğu başarılarından değil, hatalarının ardından yaşadığı derin muhasebelerden öğrenir. Vicdanın tamamen sustuğu yerde ise insan, zamanla kendi hakikatine yabancılaşır.
Bu nedenle keşkeleri yalnızca acı veren duygular olarak görmek doğru değildir. Bazı pişmanlıklar insanın yeniden inşa sürecinin başlangıcı olabilir. İnsan bazen en çok kırıldığı yerde olgunlaşır; en çok hata yaptığı yerde kendisini tanır.
Toplum hayatında da benzer durumlar yaşanabilir. Yanlışların sıradanlaşması ve vicdani duyarlılığın zayıflaması yalnızca bireyleri değil, toplumsal yapıyı da yıpratır. Ancak her toplumsal iyileşmenin temelinde yine insanın kendi vicdanıyla kurduğu ilişki vardır.
Belki de bu yüzden insan için en büyük tehlike hata yapmak değil, yaptığı hatadan sonra artık hiçbir şey hissetmemeye başlamaktır.
Sonuç olarak, keşkelerin tamamen bittiği yerde, çoğu zaman insanın kendisini yeniden inşa etme umudu da zayıflamaya başlar. Bu umut, giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. İşte asıl sessiz çöküş de çoğu zaman tam burada başlar.