Program kapsamında ilk olarak “Türk Dünyası Diyalogları: Ortak Gelecek, Ortak Vizyon” başlıklı panel düzenlendi. Programın açış konuşmaları Türkiye’nin Kazakistan Büyükelçisi Mustafa Kapucu tarafından gerçekleştirilirken Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran katılımcılara video mesaj ile hitap etti.
İletişim Başkanı Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin, Türk dünyasının birlik, dayanışma ve iş birliğinin güçlendirilmesine verdiği önemi vurgulayarak ortak tarih, dil ve kültür mirasının Türk dünyasını bir araya getiren güçlü bağ olduğuna dikkat çekti.
Küresel krizler karşısında TDT bünyesindeki ortak çalışmaların geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan İletişim Başkanı Duran, medya ve iletişim alanındaki iş birliğinin stratejik önemine işaret ederek dezenformasyonla mücadele, yapay zekâ ve dijital iletişim alanlarında ortak kapasitenin artırılması çağrısında bulundu.
İletişim Başkanı Duran, yaklaşan Ankara Zirvesi’nin Türk dünyasının kurumsal bütünleşmesi ve küresel görünürlüğünün artırılması açısından önemli bir dönüm noktası olacağını belirtti.
Uluslararası Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Bayram moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, L.N. Gumilyov Avrasya Millî Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Janat Momınkulov, L.N. Gumilyov Avrasya Millî Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Talgat Moldabay ve Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Suat Beylur değerlendirmelerde bulundu.
Panelde, Türk devletleri arasındaki çok yönlü iş birlikleri, karşı karşıya kalınan güncel sınamalar, Teşkilatın geçmişten bugüne kat ettiği mesafe ve ortak alfabe konuları ele alındı. Ayrıca ekonomik ve siyasi alandaki gelişmelerin yanı sıra iletişim ve yapay zekâ meselelerine ilişkin görüşler de Türk devletleri özelinde tartışıldı.
Panelin moderatörlüğünü yapan Uluslararası Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Bayram, değişen dünya düzeninde Türk devletleri arasındaki iş birliklerinin çeşitlendirilerek artırılmasının gerekliliğini belirtti. İletişimden ekonomiye, diplomasiden dijitale kadar geniş bir çerçevede Türk devletleri arasında geliştirilebilecek büyük iş birliği potansiyelleri olduğunu vurgulayan Bayram, farklı Türk toplumlarının da birbirini sosyal ve kültürel anlamda tanımasının önemine dikkat çekti.
Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, bazı Batı merkezli iletişim kanallarında uzun zaman boyunca Türkistan’ın yeni kriz merkezi olacağına dönük haberler yapıldığına ancak bunun yaşanmadığına bilakis istikrar ve kalkınmanın öne çıktığına dikkat çekti. Türk Devletleri Teşkilatı sayesinde kurumsallaşmanın önemli bir safhasının aşıldığına değinerek Teşkilat bünyesinde kurulan çok sayıda kurumun birlik fikrine sunduğu katkıları aktardı. Türk dünyasında her başkentin kendine özgü tarihî tecrübesi ve birikimi olduğunu vurgulayan Karasar, bu stratejik tecrübenin ortak zeminde paylaşılması gerektiğini ifade etti.
L.N. Gumilyov Avrasya Millî Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Janat Momınkulov, “Değişen küresel konjonktürde Türk dünyasının önündeki fırsatlar ve tehditler nedir?” sorusu üzerinden uluslararası iş birliklerinin Türk devletleri açısından bir zenginlik ifade ettiğini belirtti. Farklılıkların Türk halklarının gücü olduğuna değinen Momınkulov “Bütün Türk devletleri Avrasya’yı Avrupa’ya bağlayan transit ülkelerdir. Türk devletleri bu transit ülke olma özelliğini kullanmalı.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin hem Doğu hem Batı ekseninde iş birliklerini çeşitlendirmesinin Türk ve İslam dünyasındaki gücünü perçinlediğini ifade etti. Aynı şekilde Kazakistan’ın da bu anlamda iş birliklerini çeşitlendirerek Çin başta olmak üzere çeşitli ülkelerle ekonomik, diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirdiğini aktardı.
L.N. Gumilyov Avrasya Millî Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Talgat Moldabay, Ortak tarihin Türk devletleri arasındaki temel bağ olduğunu vurguladı. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlıların bizi birleştiren temel tarihî bileşenler olduğu vurgusunu yapan Moldabay ortak tarih, ortak siyasi ve devlet kültürünün ortak gelenekleri de beraberinde getirdiğini ifade etti. İsmail Gaspıralı’nın dil ve eğitim birliğine değinen Moldabay, Türk dillerinden ortak bir terminoloji havuzu kurulması gerektiğini ve buradan hareketle ortak dilin oluşturulabileceğini ifade etti.
Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Suat Beylur, Türk dünyasında hareketlilik ve iletişim meselelerini ele aldığı konuşmasında, Türk dünyasındaki güçlü iletişim temellerinin 9. yüzyıla dayandığını belirtti. Beylur, 8. ve 12. yüzyıllar arasında Türk dünyasında bir Rönesans dönemi yaşandığını; Farabi, Kaşgarlı Mahmud ve Yusuf Has Hacib gibi önemli düşünür, edip ve bilim insanlarının bu dönemde yetiştiğini belirterek, söz konusu dönemin Türk dünyasında iletişim hareketliliği ve bilimsel gelişim açısından önemli bir aşama teşkil ettiğini vurguladı. Ayrıca İsmail Gaspıralı ve ardından yetişen önemli aydınların Türk dünyasındaki etkileşimi modern dönemde de artırdığını ifade etti. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından da bu hareketliliğin devletler arası iletişim şeklinde hızlandığını belirten Beylur, iletişimin tek taraflı bir mesele olmadığını dile getirdi. Türk dünyasında iletişim merkezlerinin genişlemesi gerekliliğine değinen Beylur, Türk dünyasından çok sayıda öğrencinin Kazakistan'da eğitim almasının önemli bir gelişme olduğunu belirtti.
Panel programının ikinci bölümünde basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda panelistler, gazetecilerin sorularını yanıtlayarak özellikle Türk devletleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesinde TDT’nin rolü ve ortak alfabe çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Soru-cevap formatında gerçekleştirilen basın toplantısında akademisyenler, TDT’nin mevcut ve gelecekteki rolüne ilişkin görüşlerini Türkiye ve Kazakistan perspektiflerinden paylaştı. Yoğun katılımın olduğu panel programı Kazak medyasından da büyük ilgi gördü.i