Yeşilırmak Havzası'nın verimli toprakları üzerinde kurulan ve Kalkolitik ile Tunç Çağı'ndan itibaren kesintisiz yerleşim görülen şehir, Antik Çağ'da Hititlerin hakimiyetine girdi.
Hititlerin ardından Frigler, Kimmerler, Medler ve Perslerin egemen olduğu Tokat, Persler döneminde önemli ticaret yolları üzerinde bulunmasıyla stratejik bir merkez haline geldi.
Büyük İskender'in Anadolu'yu fethetmesi sonrası Helenistik kültürün etkisi altına giren bölge, daha sonra Pontus Krallığı'nın yönetimine geçti. Milattan önce 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine giren Tokat'ta şehirleşme gelişti. Bizans döneminde ise özellikle askeri bir kale kenti olarak önem kazandı.
Malazgirt Zaferi sonrası Türklerin Anadolu'ya yerleşmesiyle Danişmendliler tarafından fethedilen Tokat'ta ilk Türk İslam eserleri inşa edildi. Ardından Anadolu Selçuklu Devleti'nin hakimiyetine giren şehir, medreseler, hanlar ve kervansaraylarla önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldi.
Osmanlı topraklarına 1392'de katılan Tokat, bu dönemde bakır işçiliği, yazmacılık ve ipek ticaretiyle öne çıkan önemli üretim merkezlerinden biri oldu. Şehir, hanlar, hamamlar, camiler ve medreselerle mimari açıdan da zenginleşti.
Ballıca Mağarası
Tokat, doğal ve tarihi zenginlikleriyle ziyaretçilerine geniş bir keşif alanı sunuyor. Şehir merkezine yaklaşık 26 kilometre uzaklıktaki Ballıca Mağarası, milyonlarca yılda oluşan ve nadir görülen soğan sarkıtları ve dikitleriyle dikkati çekiyor.
Tur rehberi Eyüp Bahçeci, Ballıca Mağarası'nın 2019'da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girdiğini söyledi.
Geçici listeye girmesindeki en büyük faktörlerden birinin mağaraya da ismini veren soğan sarkıtları olduğunu belirten Bahçeci, "1995 yılında turizme açıldı. Turizme açılmadan önce Ballıca Mağarası'nın ismi İndere Mağarası'ydı. Mağaranın hemen yan tarafından akan dereden alıyordu ismini ve köyün ismi de Abayel Köyü'ydü. Araştırmaları yapan Prof. Dr. Baki Canikli Hoca içerideki soğan sarkıtlarını bal kayasına benzettiğinden dolayı ismini Ballıca Mağarası olarak değiştirdi. Çünkü bu bal kayasının en büyük özelliği kristalize kalsit taşıdır. Işığı tuttuğunuz anda etrafındaki kayayı bal rengine büründürür ve Ballıca Mağarası ismini bu oluşumdan almıştır." dedi.
Bahçeci, mağarada yaz kış sıcaklığın değişmediğine değinerek, "17 ile 24 derece arasında. 17 ile 24 derece arasında. Salonlar arasında değişkenlik gösteriyor. Mutlak nem oranı ise yüzde 45 seviyesinde. Mağara çıkışına en yakın kısım yüzde 45 seviyesinde." diye konuştu.
Mağaranın çok çeşitli oluşumlara sahip olduğuna işaret eden Bahçeci, "Pırasa sarkıtlar, soğan sarkıtları, ebru desenli sarkıtlar, travertenler bunların yanında da dünyanın en uzun ve en ağır iki sarkıtına ev sahipliği yapıyor. Bunlar aykırı sarkıt olarak geçiyor. Yerle teması tamamlanmamış, oluşumu hala devam eden, bitmemiş aykırı sarkıtlar. Ortalama altı buçuk yedi ton ağırlığa sahip ve yedi metre uzunluğunda bu iki sarkıt dünyanın en uzun ve en ağır iki sarkıtı olma özelliğine sahiptir." ifadelerini kullandı.
Yağıbasan Medresesi
Danişmendliler döneminde inşa edilen Yağıbasan Medresesi, Anadolu'nun ilk medreselerinden biri olarak öne çıkarken artık Türk İslam ve Bilim Tarihi Müzesi olarak hizmet veriyor.
Yağıbasan Medresesi, 12. yüzyılda Danişmendliler döneminde Nizameddin Yağıbasan tarafından yaptırıldı. Anadolu'nun ilk medreselerinden biri olarak kabul edilen Tokat Kalesi'nin eteklerinde yer alıyor.
Kapalı avlulu planı ve kubbeli yapısıyla dikkati çeken medrese, erken dönem Türk İslam mimarisinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor.
Osmanlı döneminde önemli devlet adamlarının yetiştirildiği yapıda dini ilimlerin yanı sıra matematik ve astronomi gibi derslere ağırlık verildi.
Tokat Müzesi
Müzecilik faaliyetlerine 1926'da
Anadolu Selçuklu dönemine ait tıp medresesi olan Gökmedrese binasında 1926'da müzecilik faaliyetine başlayan ve bugünlerde Osmanlı dönemine ait Arastalı Bedesten'de hizmet veren Tokat Müzesi farklı medeniyetlere ait eserleri bir araya getirerek kentin tarihini bütüncül şekilde yansıtıyor.
Önemli bir arkeoloji ve etnografya müzesi olan yapıda binlerce yıllık medeniyetlere ait eserler sergileniyor.
Taşhan
Osmanlı döneminin önemli ticaret yapılarından Taşhan ve Deveciler Hanı, geçmişte kervanların konaklama ve ticaret merkezi olarak kullanılırken artık turistik ve kültürel mekanlar arasında yer alıyor.
Tokat Taşhan 17. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilen önemli bir ticaret hanı. İki katlı yapısı, geniş avlusu ve çok sayıda dükkanı ile tüccarların konaklama ve ticaret merkezi olarak kullanıldı.
Melik Ahmet Gazi Türbesi
Melik Ahmed Danişmend Gazi ile ilişkilendirilen türbenin kitabesi olmadığından yapım tarihi ve banisi kesin olarak bilinmiyor.
Türbe, kareye yakın dikdörtgen planlı, tek katlı ve kubbeli yapısıyla dikkati çekiyor. Kuzeydeki ahşap kapıdan girilen iç mekanda ortada bir sanduka bulunuyor. Kubbesi sekizgen kasnak üzerine oturaran yapıda geçiş Türk üçgenleriyle sağlanıyor.
Roma Arsenali ve Niksar Kalesi
Roma dönemine ait askeri depo olarak bilinen Niksar'daki Roma Arsenali ile Antik Çağ'dan Osmanlı'ya kadar kullanılan Niksar Kalesi, şehrin askeri ve stratejik geçmişine ışık tutuyor.
Tuğla örgülü kemerli girişleri bulunan arsenalin (mühimmat deposu) özellikle Bizans tarafından müdahaleler gördüğü düşünülüyor. 11 odalı yapıdaki kazılar sırasında insan kemiklerine rastlandı. Restorasyon çalışmaları devam eden yapının turizme kazandırılması hedefleniyor.
Niksar Kalesi, Antik Çağ'dan Osmanlı dönemine kadar kullanılan, stratejik konumuyla öne çıkan önemli bir savunma yapısı olarak ziyaretçileri ağırlıyor.
Pontus Krallığı döneminde inşa edildiği düşünülen kale, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Danişmendliler, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar tarafından kullanıldı.
Kale, Danişmend Ahmet Gazi Türbesi, Yağıbasan Medresesi, askeri kışla ve hastanesiyle Danişmendliler döneminde başkent olan Niksar'ın önemli simgeleri arasında yer alıyor.
Esnaf ve zanaatkarların faaliyet gösterdiği tarihi çarşı Niksar Arasta'nın, Osmanlı döneminde yaklaşık 17-18. yüzyıllarda inşa edildiği düşünülüyor. Şehrin ticari hayatında önemli rol oynayan yapı, kültürel miras olarak varlığını sürdürüyor.
Ulu Camii
İlk olarak Danişmendliler döneminde inşa edilen dikdörtgen planlı Ulu Cami'de, doğu ve batı yönünde iki adet son cemaat yeri bulunuyor.
Almus Baraj Gölü
Almus Baraj Gölü, doğayla iç içe manzarası ve rekreasyon alanlarıyla Tokat'ın önemli turizm noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Gölün çevresindeki botanik park ziyaretçilere dinlenme imkanı sunuyor.
Yeşilırmak üzerinde kurulan Almus Barajı ile oluşan yapay göl, sulama, enerji üretimi ve balıkçılık açısından öneme sahip.
Almus Botanik Parkı ise Almus Baraj Gölü yakınında yer alan, yürüyüş yolları, piknik alanları ve çeşitli bitki türleriyle doğa içinde dinlenme imkanı sunan önemli bir rekreasyon alanı.
Yöresel lezzetler
Tokat mutfağında Tokat Kebabı, Tokat Yağlısı, Tokat Çökeleklisi, Tokat Katmeri, Pehlili Patlıcan, Keşkek, Bakla Dolması, Bat ve Erik Çiri Tatlısı öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor.