Savunma sanayiinde yapılan yatırımlar meyvesini vermeye başladı.
Geçmişte ambargo nedeniyle hareket edemeyen Türkiye, artık bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir aktör olma yolunda ilerliyor.
The Jerusalem Post haber sitesi, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı dönüşüme dair dikkat çeken bir haber yayımladı.
TÜRKİYE İÇİN SURİYE’DE YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI
Haberde, Aralık 2024’te Esad rejiminin çöküşü, İran liderliğindeki “Direniş Ekseni” için stratejik bir yenilgi; Batı ve bölgesel ortakları için ise bir zafer, Türkiye için ise Suriye’de yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlandı.
Türkiye’nin kalıcı bir güç inşa ettiği, ancak bunu oldukça sessiz şekilde yaptığı ve Batılı ülkelerin henüz bunun farkında olmadığı ifade edildi.
ANKARA’NIN KARDEŞLİK VE DOSTLUK POLİTİKALARI ÖNE ÇIKTI
Türkiye’nin Suriye’nin siyasi altyapısının finansmanına katkı sağladığı ve yeni kurulan iktidarı desteklemek için adımlar attığı; bu politikanın Ankara’nın kardeşlik ve dostluk politikalarıyla uyumlu olduğu belirtildi.
Ayrıca Türkiye’nin Suriye’ye kaynak, güvenlik garantisi ve uluslararası destek sunarak ilişkileri güçlendirmeye yönelik adımlar attığı ifade edildi.
TÜRK KURUMSAL MODELİ SURİYE’DE YOL GÖSTERİYOR
Haberde, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden inşasına öncülük etmeye hazırlandığı; Suriye’deki havalimanları, otoyollar ve enerji hatlarının inşasına yönelik çalışmaların planlandığı aktarıldı.
Özel sektörün yanı sıra AFAD ve TİKA dahil olmak üzere Türk devlet kurumlarının, Türk kurumsal modelini örnek alan okullar, hastaneler ve mesleki eğitim merkezleri inşa ettiği; bunun da Türkiye ile Suriye arasındaki bağı güçlendirdiği belirtildi.
TÜRKİYE İHA SEKTÖRÜNDE LİDER
Türkiye’nin insansız hava sistemleri alanında küresel bir lider olduğu ve Suriye’nin kuzeyindeki yeniden yapılanma projeleriyle eş zamanlı olarak insansız hava aracı (İHA) altyapısına yönelik çalışmalar yürüttüğü ifade edildi.
Türkiye ile Suriye arasında gelecekte Akdeniz bölgesinde iş birlikleri yapılabileceği; Türkiye’nin ilan etmeye hazırlandığı “Mavi Vatan” denizcilik doktrininin, bu aşamada daha da öne çıkacağı ve iki ülke açısından önemli bir etken olacağı belirtildi.
TÜRKİYE’NİN YAPTIĞINI BAŞARAMADI
Haberde, İran’ın en güçlü olduğu dönem dahil olmak üzere daha önce hiçbir bölgesel aktörün Türkiye’nin yaptığı şeyi başaramadığı vurgulandı.
İran’ın bölgesel isteğini açıkça ilan etmesi nedeniyle koalisyonlar, yaptırımlar ve hava saldırılarıyla karşılaştığı ve bunun İran açısından olumsuz sonuçlar doğurduğu vurgulandı.
TÜRKİYE’NİN SESSİZLİĞİ GÜVENCE DEĞİL, SİSTEMATİK BİR STRATEJİ
Haberde, Türkiye’nin ise benzer bir söylem geliştirmediği ve daha sessiz bir yaklaşımı tercih ettiği belirtildi.
Bu sessizliğin bir güvence değil, aksine sistematik bir strateji olduğu ifade edildi.