İran'ın Hedef Gösterdiği Hürmüz'deki 7 İnternet Kablosu Bölgenin Dijital Kırılganlığını Gündeme Getirdi

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin aktığı Hürmüz Boğazı, İran'ın denizaltı internet altyapısını ve küresel teknoloji şirketlerini hedefe koyan açıklamalarıyla bu kez dijital bir gerilim hattına sahne oluyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi'nin Hürmüz Boğazı'nın altından geçen 7 büyük iletişim kablosunu açıkça hedef göstermesi, bölgedeki gerilimi enerji güvenliğinden küresel veri ve finans güvenliği boyutuna taşıdı.

Hürmüz'ün tabanına döşenen bu kritik fiber optik hatlar, yalnızca Körfez ülkelerinin internet erişimini değil, trilyonlarca dolarlık petrol ve gaz ticaretinin finansal işlemlerini ve askeri üslerin bazı lojistik veri ağlarını da etkiliyor.

Tahran'daki yetkililer ile İran devletine bağlı medya organlarının, ABD merkezli teknoloji devlerine "vergi ve lisans zorunluluğu" getirme ya da veri akışını kesintiye uğratma tehditleri, Basra Körfezi'nin kırılganlığını yeniden gündeme getirdi.

Hürmüz Boğazı'nın altındaki söz konusu 7 ana kablonun stratejik önemini, rota haritalarını, Körfez'in dijital mimarisine etkilerini ve olası bir kesintinin küresel çapta doğurabileceği sonuçları derledi.

Denizaltı kablolarının uzunluğu 1,5 milyon kilometreyi aşıyor

İnternetin tamamen kablosuz ağlar ve uydulardan ibaret olduğu yönündeki yaygın algının aksine, küresel veri trafiğinin yüzde 97'sinden fazlası okyanus ve deniz tabanlarına serilen fiziksel kablolar aracılığıyla taşınıyor.

Dünya genelinde toplam uzunluğu 1,5 milyon kilometreyi aşan ve gezegenin çevresini 37 defadan fazla dolaşabilecek büyüklüğe ulaşan bu devasa altyapı ağı, dış etkenlere karşı çok katmanlı özel bir zırh mimarisiyle korunuyor.

Kablonun merkezinde, verileri ışık darbeleri biçiminde ışık hızında ileten hassas optik fiber cam lifler yer alıyor. Bu çekirdeğin hemen üzerinde bulunan çelik teller, kabloya derin sulardaki basınca ve çekme kuvvetine karşı mekanik dayanıklılık kazandırıyor.

Kablonun güzergahı boyunca her 60 ila 100 kilometrede bir konumlandırılan sinyal güçlendiricilerin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi bakır kılıf katmanıyla kesintisiz şekilde sağlanıyor.

Sistemin tam su geçirmezliği yüksek yoğunluklu polietilen yalıtım katmanıyla sağlanırken, en dıştaki çelik zırh ise kabloyu özellikle sığ sularda sürüklenen gemi çapalarından ve balıkçıların dip tarama ağlarından koruyarak iletişimin güvenliğini sağlıyor.

Hürmüz'ün altındaki 7 kritik kablo nedir, nereden nereye uzanır?

TeleGeography ve Submarine Networks veri tabanlarına göre, küresel veri akışının yüzde 97'sinden fazlasını taşıyan denizaltı kabloları ağında Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi ekseninde en az 7 ana sistem bulunuyor.

FALCON (GCX), Basra Körfezi'ndeki neredeyse tüm Arap ülkelerini birbirine, Kızıldeniz üzerinden Mısır'a ve doğuda Hindistan'a bağlayan en kapsamlı omurga olarak öne çıkıyor. Doğrudan İran karasularından da geçen az sayıdaki hattan biri olarak biliniyor.

AAE-1 (Asia-Africa-Europe-1), 25 bin kilometre uzunluğundaki devasa konsorsiyum altyapısıyla Asya ile Avrupa'yı Körfez üzerinden birbirine bağlayan Orta Doğu'nun en yoğun veri arteri olarak öne çıkıyor.

Gulf Bridge International (GBI), Körfez ülkelerini kendi içinde birleştiren ve Irak üzerinden karasal olarak Akdeniz ile Avrupa'ya uzanan "Kuzey Koridoru"nun temel denizaltı ayağı olarak değerlendiriliyor; sistem aynı zamanda İran sularından da geçiş yapmasıyla tanınıyor.

Tata TGN-Gulf, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini Hindistan'ın Mumbai kenti üzerinden küresel ağa bağlayarak bölgedeki kurumsal şirketlerin, finans kuruluşlarının ve borsaların veri yükünü en yoğun sırtlayan hat olarak biliniyor.

SEA-ME-WE 5 (SMW5), Singapur'dan başlayıp Hint Okyanusu, Körfez, Kızıldeniz ve Süveyş üzerinden Fransa'nın Marsilya kentine kadar uzanan Doğu ile Batı arasındaki ana kıtalar arası veri otoyolu olarak öne çıkıyor.

2Africa (Pearls Kolu), Meta öncülüğünde inşa edilen ve Basra Körfezi ülkelerini de kapsayan dünyanın en büyük denizaltı kablo projesi olarak gösteriliyor; sistemin ana omurgası deniz tabanına serilse de bölgedeki gerilim nedeniyle karaya çıkış çalışmalarının askıya alındığı biliniyor.

Oman-Iran (POI), doğrudan İran'ın Çabahar ve Cask limanlarını Umman'a bağlayarak Tahran yönetiminin bölgedeki doğrudan veri akışında kullandığı ikili stratejik telekomünikasyon köprüsü olarak kayıtlara geçiyor.

Kabloların kesilmesinin bölgeye ve küresel ağlara etkisi ne olur?

Hürmüz Boğazı'nın altından geçen hatların zarar görmesi, bölgedeki aktörleri asimetrik bir şekilde etkileme potansiyeline sahip.

Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı, Asya ile Avrupa arasındaki toplam veri akışının yaklaşık yüzde 90'ını tek başına sırtlayarak küresel trafiğin ana arterini oluşturuyor. Hürmüz Boğazı ise dünya genelindeki toplam bant genişliğinin yüzde 1'inden azını oluştursa da Basra Körfezi'ndeki petrol üreticisi ülkelerin dış dünya ile dijital çıkış kapısı niteliğinde bulunuyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, petrole dayalı ekonomik modellerini dönüştürmek amacıyla son yıllarda milyarlarca dolarlık yatırımlarla veri merkezleri ve yapay zeka üsleri kurdu.

Bölgede Microsoft, Google Cloud, AWS, Oracle ve BAE merkezli G42 gibi küresel teknoloji devlerinin devasa altyapıları yükselirken, bu ülkelerin dış dünya ile internet bağlantısının yüzde 90'ından fazlası doğrudan Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'in altından geçen denizaltı hatlarına bağımlı kalmayı sürdürüyor.

Bu durum, söz konusu dar su yolunu Körfez'in yükselen dijital ekonomisi açısından tek bir noktadaki arıza veya saldırıyla tüm sistemi kilitleyebilecek en hassas güvenlik açığına dönüştürüyor.

Borsalar, petrol ve finans trafiği

Kabloların eş zamanlı olarak kopması veya devre dışı kalması, bölgenin ticaret ve finans damarlarını doğrudan hedef alma riski taşıyor.

Olası bir kesintide Dubai, Abu Dabi ve Doha merkezli finans piyasalarında işlemler durma noktasına gelebiliyor. Küresel petrol ve gaz kontratları, SWIFT üzerinden yürütülen uluslararası fon transferleri ve sınır ötesi bankacılık işlemleri ağır aksaklıklara uğrayabiliyor.

Bu ölçekteki bir iletişim krizi, enerji ticaretinin fiziki akışını lojistik açıdan aksatmanın yanı sıra günlük yüz milyonlarca dolarlık doğrudan finansal kayıp doğurabiliyor.

Hindistan'ın dış kaynak sektörü

Körfez'in ötesinde bu hatlar, Güney Asya ve özellikle Hindistan için de hayati bir köprü vazifesi görüyor.

Hürmüz altındaki veri arterlerinde yaşanacak derin aksamalar, Singapur gibi Asya merkezleri ile Avrupa arasındaki finansal veri akışını yavaşlatabileceği gibi, Hindistan'ın dünyaya hizmet veren milyarlarca dolarlık küresel bilişim, yazılım ve dış kaynak operasyonlarını da doğrudan etkileyebiliyor.

Olası bir askeri gerilim ya da sabotaj neticesinde bu bölgedeki kablo sistemlerinin tamamen devre dışı kalması, Körfez ülkelerinin dış dünya ile olan dijital bağlarını yüzde 90'ın üzerinde felç etme riski barındırırken, Hindistan ve Pakistan gibi bölgeyle doğrudan veri köprüsü bulunan ülkelerde ise ciddi gecikmelere ve finansal aksamalara yol açabiliyor.

İran'ın internet trafiğinin büyük bölümü karasal fiber optik şebekelerle karşılanıyor

Tüm bu denklemde İran ise komşularına kıyasla çok daha korunaklı bir altyapı avantajına sahip bulunuyor.

Tahran yönetiminin internet trafiğinin yaklaşık yüzde 60 ila 70'i Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan üzerinden gelen karasal fiber optik şebekelerle karşılanıyor.

Bu karasal hat güvencesi sayesinde Hürmüz Boğazı'nda meydana gelebilecek geniş çaplı bir denizaltı kablo sabotajı veya kesintisi, Tahran'a kıyasla güneydeki Arap komşularına çok daha yıkıcı bir ekonomik fatura çıkarıyor.

İran kabloları kesebilir mi?

İranlı yetkililerin tehditleri masada olsa da uzmanlar bu durumun uygulanabilirliği konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Hürmüz Boğazı'nın ortalama 50 ila 100 metreyi bulan sığ suları, derin okyanus tabanlarına kıyasla denizaltı kablolarını fiziksel müdahalelere çok daha açık bir konuma getiriyor.

CNN'in haberine göre, BAE merkezli Habtoor Araştırma Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Mustafa Ahmed, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, muharip dalgıç timleri, küçük denizaltılar ve su altı insansız araçlarıyla donatılmış İran Devrim Muhafızları Ordusunun bu kablolar için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve olası bir müdahalenin kıtalar arası bir dijital krizi tetikleyebileceğini belirtti.

Buna karşın uluslararası teknik uzmanlar böylesi bir sabotajın sahada uygulanmasını son derece şüpheli görüyor.

The Guardian'daki habere göre, ağ analiz kuruluşu Kentik'in internet altyapı uzmanı Doug Madory, Hürmüz Boğazı'nın ABD Donanması ve müttefik hava unsurlarınca kesintisiz izlendiğini hatırlatarak, İran'ın fark edilmeden bu kabloları kesebilecek gelişmiş gizli teknolojiye sahip olmadığını ve açık bir eylemin doğrudan bir intihar görevine dönüşeceğini vurguladı.

Tahran yönetiminin gündeme getirdiği geçiş harcı ve lisans talepleri ise hukuki ve teknik açılardan ciddi engellerle karşılaşıyor.

Bloomberg Economics Orta Doğu Lideri Dina Esfandiary, bu tehditlerin Tahran'ın Hürmüz üzerindeki nüfuzunu sergileme ve olası bir saldırıya karşı caydırıcılık oluşturma stratejisinin bir parçası olduğunu ifade etti.

En somut tehlike kabloların tamir süreci

Sektör temsilcilerine göre bölgedeki en somut tehlike kablonun bizzat kesilmesinden ziyade tamir sürecinin felç edilmesi ihtimalinde yatıyor.

TeleGeography Araştırma Direktörü Alan Mauldin, normalde bölgede görev yapan beş bakım gemisinden yalnızca birinin Basra Körfezi içinde kaldığını aktardı.

Kentik'in internet altyapı uzmanı Doug Madory ise kablo kopmalarının teknik arızalar veya gemi kazaları nedeniyle zaten sık yaşandığını ancak bakım gemilerinin hassas tamiratlar için günlerce sabit kalması gerektiğini hatırlattı.

Madory, İran'ın bu sivil gemileri hedef alması veya tehdit etmesi durumunda hiçbir firmanın güvenlik riski ve sigorta engelleri nedeniyle bölgeye giremeyeceğini, bunun da normalde birkaç günde giderilebilecek bir arızayı aylarca süren kalıcı bir dijital krize dönüştürebileceğini kaydetti.

Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki son gelişmelerin, modern savaşlarda petrol tankerleri ve boru hatları kadar deniz tabanındaki fiber optik kabloların da stratejik birer hedef haline geldiğini gösterdiğini belirtiyor.

Daha önce de kablo kesintileri internet erişimini etkilemişti

Şubat-Mart 2024'te Yemen açıklarında Husilerin füzeyle vurduğu İngiliz yük gemisi Rubymar batarken, deniz tabanında sürüklenen gemi çapası, AAE-1, Seacom ve TGN hatlarını kopardı.

Bu kaza, Asya ile Avrupa arasındaki internet trafiğinin yaklaşık yüzde 25 oranında kesintiye uğramasına neden oldu ve onarım çalışmaları aylarca sürdü.

Rusya ile NATO arasındaki tansiyonun yükseldiği dönemde, Baltık Denizi altındaki fiber optik iletişim kabloları ile Nord Stream ve Balticconnector gibi kritik altyapılar, şüpheli gemi hareketleri, sabotajlar ve çapa sürüklenmeleri sebebiyle devre dışı kaldı.

Ocak 2008'de Mısır'ın İskenderiye kenti açıklarında birden fazla uluslararası denizaltı kablosunun aynı anda kopması, son dönemin en büyük bölgesel iletişim krizlerinden birine yol açtı. Hadise nedeniyle Orta Doğu ve Hindistan genelindeki internet erişimi yüzde 70 oranında çökerken, veri akışının normale dönmesi ve fiziksel onarımlar haftalarca devam etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri