İBB davasında çapraz sorgusu devam eden Ekrem İmamoğlu, İETT'de para havuzu oluşturulduğu ve villa devri yapıldığı yönündeki iddiaları reddetti. İmamoğlu, “Ben namusumla ticaret yaptım. İki villa alacağım diye 35 yıllık ticaret hayatımı yere gömemem” dedi. Mahkeme Başkanı'nın “Aziz İhsan Aktaş'la tanışıyor musun?” sorusuna ise “Allah korusun” yanıtını verdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada savunması alınan Ekrem İmamoğlu'nun çapraz sorgusu sürüyor. Mahkeme Başkanı, duruşmada İmamoğlu'na elden para alındığı iddiasından belediyedeki görev dağılımına, operasyon öncesinde para ve belgelerin taşınmasının istendiği öne sürülen görüşmeden villa devrine kadar çeşitli konularda sorular yöneltti.
“100 BİN DOLAR ELDEN ALINDI” İDDİASINI REDDETTİ
Mahkeme Başkanı, Yakup Öner'in anlatımında yer alan 100 bin doların elden alındığı iddiasını İmamoğlu'na sordu. İddianın doğru olmadığını belirten İmamoğlu, “Öyle bir şey yok. Bu iddiayı kesinlikle kabul etmiyorum” dedi.
Başkanın, Yakup Öner'in maaşı dışında kendisinden elden başka bir ödeme alıp almadığını sorması üzerine de İmamoğlu, herhangi bir para tesliminin söz konusu olmadığını ifade ederek, “Öyle bir şey yok. Ne şahsen böyle bir teslimim var ne de böyle bir durum söz konusu” yanıtını verdi.
Yakup Öner'in belediyedeki konumuna ilişkin soruları da yanıtlayan İmamoğlu, Öner'in başkan danışmanından ziyade teknik danışman olarak görev yaptığını belirtti. Başkan danışmanlığının özel bir statü olduğunu söyleyen İmamoğlu, daha önceki soru-cevaplarda bu statüyü kimlere verdiğini anlattığını hatırlatarak, “Yakup Öner onlardan biri değildir” ifadelerini kullandı.
Öner'in belediyedeki resmî görevinin sorulması üzerine İmamoğlu, “Başkan danışmanı statüsünde, daire başkanı kadrosunda görev yapıyordu” dedi.
Yakup Öner'in belediyeden maaş aldığını da doğrulayan İmamoğlu, onun devlet memuru statüsünde görev yaptığını belirterek, “Daire başkanı statüsünde devlet memuruydu ve bu şekilde tanımlanmıştı. Yani öyle kapıdan giren biri değildi” diye konuştu.
“BUNUN ADI SİSTEM DEĞİL, LİDERLİK ANLAYIŞIM”
Duruşmada Mahkeme Başkanı, Yakup Öner'in 10 Temmuz 2025 tarihli ifadesinde yer alan anlatımları da gündeme getirdi. Öner'in, İmamoğlu'nun belediyedeki yapılanmasını Fatih Keleş, Murat Ongun ve Ertan Yıldız üzerinden tarif ettiği; Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Köksal'ı ise “sistem dışındaki adamlar” olarak nitelendirdiği aktarıldı.
İmamoğlu, söz konusu anlatımlara karşı çıkarak belediyedeki görev dağılımının ve yetkilendirmenin olağan çalışma düzeninin bir parçası olduğunu savundu.
Bir dosyanın ilgili kişiye verilmesi durumunda o kişinin dosyayla ilgilendiğini, sorumluluğunu üstlendiğini ve konuyla bağlantılı kişilerle görüşerek kurumun söz konusu işi yapıp yapamayacağını değerlendirdiğini anlatan İmamoğlu, Yakup Öner'in İBB'nin bir işi yapıp yapamayacağı konusunda kendisinden başka kimseden talimat almadığını söyledi.
İmamoğlu, “Yakup Bey'e bir dosya verdiğimiz zaman elbette o dosyayla ilgilenir, sorumluluğunu üstlenir. İlgili kişilerle görüşür, ne istediklerini anlamaya çalışır ve kurumun bunu yapıp yapamayacağını değerlendirir. İBB'nin bir işi yapıp yapamayacağı konusunda Yakup Bey benden başka kimseden talimat almaz” ifadelerini kullandı.
Fatih Keleş ile Ertan Yıldız arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İmamoğlu, Keleş'in Yıldız'a talimat verdiği iddiasını reddederek, “Fatih Bey'in ona talimat vermesi söz konusu değildir” dedi.
Belediyedeki çalışma düzeninin bir sistem olarak nitelendirilmesine karşı çıkan İmamoğlu, kendi yönetim anlayışını anlatarak, “Bunun adı sistem değil, Ekrem İmamoğlu'nun liderlik anlayışıdır. İnsanlara bir çalışma alanı tanımlarsınız. Ben de Fatih Bey'e talimat vermiyorum; 'Şuna bakar mısın?' diyorum. Fatih Bey benim memurum değil. Kendisiyle bütün seçimlerimde omuz omuza çalıştığım bir kardeşim, bir arkadaşımdır” diye konuştu.
İmamoğlu, soruşturma kapsamında ifade veren kişilerin savcılığa getirilme ve sorgulanma yöntemlerine ilişkin de eleştirilerde bulundu. Bazı kişilerin usulsüz yöntemlerle savcılığa getirildiğini ve kendilerine telkinlerde bulunulmaya çalışıldığını öne süren İmamoğlu, ifadelerin hangi koşullarda alındığının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
İfade veren kişilerin özgür iradeleriyle konuşup konuşmadığının ve sorgulama yöntemlerinin hukuka uygun olup olmadığının dikkate alınmasını isteyen İmamoğlu, “İnsanların özgür iradeleriyle ifade verip vermediğini, sorgulama yöntemlerinin usule uygun olup olmadığını da değerlendirmeniz gerekir” dedi.
Kendisinin belediyedeki organizasyonuna ilişkin iddiaları yeniden reddeden İmamoğlu, “Benim cevabım nettir: Ekrem İmamoğlu'nun organizasyonu usule uygundur. İçinde 'sistem' diye tarif edilen bir yapı yoktur” ifadelerini kullandı.
“OPERASYON ÖNCESİ PARA VE BELGELERİ TAŞIYIN” İDDİASINA YANIT
Mahkeme Başkanı, Adem Soytekin'in ifadesinde yer alan, operasyon öncesinde para ve belgelerin başka bir kişiye emanet edilmesinin istendiği iddiasını da İmamoğlu'na sordu.
Soytekin'in anlatımına göre İmamoğlu'nun kendisine, “Tedbirini aldın mı? Operasyon yapılacak, sen de listedesin. Emanet etmen gereken para veya belge varsa bunları Turan Taşkın Özer'e emanet ver” dediği ileri sürülüyordu. İddiada, görüşme sırasında avukat Mehmet Pehlivan'ın da bulunduğu ve sürecin bazı bölümlerini organize ettiği öne sürülüyordu.
İmamoğlu, kendisinin başkalarına para ve belgelerini taşımaları yönünde talimat verdiği iddiasına karşı çıktı. Kendi hesaplarındaki paraların yerinde durduğunu belirten İmamoğlu, ailesinin hesaplarının da incelenebileceğini söyledi.
İddiadaki çelişkiye dikkat çeken İmamoğlu, “Yani 'herkese tedbir almasını' söylemişim ama kendim tedbir almamışım. Hesaplarımda para duruyor, babamın hesabında para duruyor. Herkesin para hareketleri belli. On gün önce, bir ay önce hangi para varsa hâlâ hesaplarda duruyor. Ben hesabımdan bir lira bile çekmemişim. Ne babam ne eşim para çekmiş. Ama ben herkese 'parayı oraya götür, bunu buraya getir' diye talimat vermişim” diye konuştu.
Operasyon yapılacağına ilişkin iddiaların daha önce de gündeme geldiğini söyleyen İmamoğlu, 2024 yılından itibaren, özellikle mayıs ve haziran aylarından başlayarak kendisine operasyon yapılacağı ve hazırlık yürütüldüğünün konuşulduğunu ifade etti.
Kendisinin yanı sıra ailesinin ve şirketinin hesaplarının da incelenmesini isteyen İmamoğlu, bir ya da iki yıllık para hareketlerinin araştırılabileceğini belirtti.
İmamoğlu, “Benim para hareketlerimi bir yıl, iki yıl boyunca incelesinler. İmamoğlu İnşaat'ın, benim, eşimin ve babamın hesaplarına baksınlar. Herhangi bir yere olağan dışı bir para transferi yapılmış mı, incelesinler. Bir kuruşluk şaşırtıcı bir şey bulsunlar, onu konuşalım” ifadelerini kullandı.
AZİZ İHSAN AKTAŞ SORUSUNA “ALLAH KORUSUN” YANITI
Çapraz sorguda Mahkeme Başkanı, İmamoğlu'na Fatih Yadoğlu ile tanışıp tanışmadığını sordu. İmamoğlu, bu soruya “Yok” yanıtını verdi.
Başkanın ardından yönelttiği “Aziz İhsan Aktaş'la tanışıyor musun?” sorusuna ise İmamoğlu, “Allah korusun” karşılığını verdi.
Duruşmada daha sonra Aziz İhsan Aktaş ve Fatih Yadoğlu'nun beyanlarında yer alan, Florya'daki başkanlık konutunda İbrahim Bülbüllü'nün başkanlığında toplantı yapıldığı iddiası ele alındı.
İddialara göre söz konusu toplantıda İETT ve diğer kurumların işlerini alan şirketlerden para toplanarak bir havuz oluşturulmuştu. Toplantıya katılmayan şirketlerin iş alamayacakları yönünde uyarıldığı da ileri sürülmüştü.
İmamoğlu, söz konusu toplantıdan haberdar olmadığını belirterek, “Bilgim olmadığı gibi orası bir başkanlık konutu değil” dedi.
Florya'daki yerin İstanbul Planlama Ajansı'na dönüştürüldüğünü ifade eden İmamoğlu, toplantı iddiasına ilişkin, “Öyle bir toplantıdan benim haberim yok” diye konuştu.
“DİK DUR, BİZİ SATMA” NOTU İDDİASI
Duruşmada Adem Soytekin'in 16 Haziran 2025 tarihli ifadesinde anlattığı iddialar da gündeme geldi. Mahkeme Başkanı, Soytekin'in cezaevinde avukatlar aracılığıyla baskıya maruz kaldığını, milletvekilliği teklif edilerek susturulmaya çalışıldığını ve kendisine İmamoğlu'na ait olduğu öne sürülen el yazısı notların okutulduğunu söylediğini aktardı.
Soytekin'in hatırladığını belirttiği notlardan birinin “Adem, dik dur, bizi satma” ifadelerini içerdiği belirtildi.
İmamoğlu, böyle bir not yazıp göndermediğini söyledi. “Dik dur” ifadesine ilişkin değerlendirmesinde ise sözün olumlu bir anlam taşıdığını belirtti.
İmamoğlu, “Durumu hatırlamıyorum. 'Dik dur' güzel bir laf. Yan durma, dik dur. Beğendim. Demişsem demişimdir. Ama öyle bir not yazmadım, göndermedim. Dik dur güzel bir sözdür. Durup durmamak kendi takdiridir. Keşke herkes dik dursa. Bizim orada horon da dik oynanır, Sayın Başkan. Belki aklıma oradan gelmiştir” ifadelerini kullandı.
VİLLA DEVRİ İDDİASI: “DEVREDİLEN ŞEY VİLLA DEĞİL, BİR ŞİRKETTİR”
Duruşmada Ali Nuhoğlu ile bağlantılı villa devri konusu da ele alındı. Mahkeme Başkanı, daha önce Nuhoğlu'na da sorulan işlem hakkında İmamoğlu'ndan açıklama istedi.
İmamoğlu, iddiaya konu işlemin doğrudan villa devri olarak değerlendirilmesine karşı çıkarak, “Sayın Başkan, devredilen şey villa değil, bir şirkettir. Şirketin sahip olduğu iki ev söz konusu. Bunlar, ailece oturmayı planladığımız ve 2019'da şirketim tarafından satın alınan evin hemen önündeki iki evdi” dedi.
Nuhoğlu'nun söz konusu iki evi satın aldığını belirten İmamoğlu, işlem öncesinde ve sonrasında kendi şirketinin sorumlusuyla irtibat kurulduğunu anlattı. İki evin yaklaşık 35 yıllık olduğunu ve deprem güçlendirmesi yapıldığını da ifade etti.
İşlemin kapsamına ilişkin ayrıntıları paylaşan İmamoğlu, toplam büyüklüğü 450 metrekare olan iki ev karşılığında toplam büyüklüğü bin 500 metrekare olan üç ev, başka bir ifadeyle üç villa verildiğini söyledi. İmamoğlu, anlaşmada ayrıca 500 bin doların da söz konusu olduğunu belirtti.
İmamoğlu'nun anlatımına göre ilk anlaşmada 87 milyon lira, 500 bin dolar ve bir villa üzerinde uzlaşmaya varıldı. Ancak 87 milyon liranın bir yıl içinde ödenmemesi üzerine şirketleri, söz konusu bedel karşılığında iki villa daha verdi.
İşlemin ticari bir anlaşma olduğunu savunan İmamoğlu, sonradan gündeme gelen kâr ve zarar tartışmalarının şirketler arasında yapılan anlaşmanın niteliğini değiştirmediğini söyledi.
İmamoğlu, “Size anlatıldığı gibi 'Kar etmedim, zarar ettim' meselesi, İmamoğlu ile Nuhoğlu şirketleri arasında sonradan yapılacak bir hesap kitap meselesi değil. O günün koşullarında el sıkışılarak yapılmış bir ticaret var” diye konuştu.
“BEN NAMUSUMLA TİCARET YAPTIM”
Villa devrine ilişkin iddialara yanıt vermeyi sürdüren İmamoğlu, işlemle ilgili ellerinde evrak, belge, ödeme kayıtları, noter belgesi ve arabuluculuk sözleşmesi bulunduğunu belirtti.
Mahkeme Başkanı'nın, Nuhoğlu'nun hak edişlerini alamadığı için bu durumda olduğunu söylediğini hatırlatması üzerine İmamoğlu, bunun farklı bir konu olduğunu savundu.
İmamoğlu, “Hayır. O başka bir şey. Bu bir yalan, bir laf. Başkanım, bizde evrak var, belge var, ödeme kayıtları var, noter belgesi var, arabuluculuk sözleşmesi var. Diğer tarafta da beyanlar var. Bizim yaptığımız ticarettir. İçinde hak ediş yok, başka bir şey yok” ifadelerini kullandı.
Ticari faaliyetlerinin ve kişisel itibarının tartışma konusu yapılmasına tepki gösteren İmamoğlu, evine, ticaretine ve şahsi alanına yönelik iddiaları kabul etmediğini söyledi.
İmamoğlu, “Ben evime, ticaretime, şahsi alanıma ve namusuma hiçbir şeyin el değdirmesine izin vermem. Hiçbir şeyin. Hiç kimsenin hırsına ve yalanına da el değdirtmem. Ben namusumla ticaret yaptım. 3 bin 500 ev, 150 villa yaptım. İki villa alacağım diye 35 yıllık ticaret hayatımı yere gömemem” dedi.
“TAPUM VAR, PROTOKOLÜM VAR, NOTER EVRAKIM VAR”
Kendisi hakkında haber yapanlara ve iddianameyi hazırlayanlara da seslenen İmamoğlu, taşınmazların tapu kayıtlarının ve ticari işlemlere ilişkin belgelerin açıklanması gerektiğini savundu.
Kendisiyle ilgili haberlerde kullanılan manşetleri eleştiren İmamoğlu, “Bana manşet atanlar hangi evlerde oturuyor? Bu manşetleri büyütenler o evlerde hangi tapularla oturuyor? Bu iddianameyi yazanlar ya da yazdıranlar hangi evleri almış, hangilerini gizliyor, tapu kayıtlarını neden vermiyor? Onlar açıklasın” ifadelerini kullandı.
Kendi işlemlerine ilişkin belgelerin mevcut olduğunu bir kez daha vurgulayan İmamoğlu, “Benim açıklamam nettir, Sayın Başkan. Evimin tapusu var, protokolüm var, arabuluculuk sözleşmem var, noter evrakım var. Olmayan hiçbir şey yok. Diğerleri lafügüzaf” diye konuştu.
Mahkeme Başkanı'nın yönelttiği soruların ardından duruşmada savcının sorularına geçildi.