45 Tasarım şirketinin sahibi Mete Mağden, İBB ve Kültür AŞ ile bağlantılı ihalelere ilişkin savunmasında, Emrah Bağdatlı'nın kendisine “sistem” bulunduğunu söylediğini, bazı ihalelerde yan teklif verdiklerini ve hakediş ödemelerinin ardından yüzde 10'luk para teslim edildiğini anlattı.
45 Tasarım'ın sahibi Mete Mağden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Kültür AŞ ile bağlantılı ihalelere ilişkin davada yaptığı savunmada, şirketinin kamu ihalelerine nasıl dahil olduğunu ve Emrah Bağdatlı ile arasındaki para trafiğine ilişkin iddiaları mahkeme huzurunda anlattı.
Yaklaşık 4 aydır tutuklu bulunduğunu, Silivri'de 72 kişilik uyuşturucu koğuşunda kaldığını belirten Mağden, 50 yaşında olduğunu ve ilk kez bir mahkemede suçlamalarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
2002'den bu yana kendi şirketini işlettiğini aktaran Mağden, 45 Tasarım'ın ağırlıklı olarak etkinlik ajanslarına dekorasyon, markalama, podyum ve stant üretimi yaptığını, işlerinin merkezinde marangozluğun bulunduğunu ifade etti.
Mağden, Ekrem İmamoğlu dönemindeki İBB ile çalışmaya başlamadan önce herhangi bir kamu kurumuyla veya kamu ihalesiyle iş yapmadığını belirterek, şirketinin etkinlik dekorasyonu alanında Türkiye'nin önde gelen firmalarından biri olduğunu savundu.
PANDEMİ SONRASI İBB İHALELERİNE GİRDİ
Pandeminin şirketi açısından ağır sonuçlar doğurduğunu anlatan Mağden, 38 çalışanı ve yüksek işletme giderleri bulunduğunu, bu süreçte bazı varlıklarını satarak faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını söyledi.
Mağden, bu dönemde şirketin nakit akışının bozulduğunu ve çalışanların ücretlerini ödeyebilmek amacıyla İBB ile bağlantılı işlere yöneldiklerini belirtti.
Emrah Bağdatlı'nın kendisine, merdiven altı firmalarla değil uzman firmalarla çalışılacağını söylediğini aktaran Mağden, girdikleri ihalelerde fiyatların piyasanın altında kaldığını savundu.
Şirketin bir süre sonra bu ihalelerden yeterli kazanç sağlayamadığını belirten Mağden, yaklaşık bir veya iki yıl sonra ihale almamaya karar verdiklerini söyledi.
Mağden, hakkındaki zenginleşme iddialarını da reddederek kendisinin ve yakın çevresinin bu süreçte olağan dışı bir servet biriktirmediğini savundu.
“YAN TEKLİF VERMEM HATAYDI”
İhalelerde usulsüzlük olup olmadığını bilmediğini belirten Mağden, şirketinin teknik şartnameleri yerine getirdiğini ve düşük fiyatlarla ihaleleri kazandığını söyledi.
Mağden, var olmayan işler için fatura kesilmediğini, fiyatların şişirilmediğini ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na herhangi bir hediye veya rüşvet verilmediğini savundu.
Yapılan işlerin fotoğraflarının çekildiğini belirten Mağden, bunun Sayıştay gerekçesiyle zorunlu tutulduğunu ve binlerce fotoğrafın teslim edildiğini söyledi.
Mağden, yaptığı işlemler arasında yanlış olduğunu kabul ettiği konunun ise “yan teklif” vermek olduğunu dile getirdi.
Yaklaşık 5 milyon liralık alacağının bulunduğu bir dönemde kendisinden yan teklif istenmesinin üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Mağden, bugün olsa söz konusu alacağından vazgeçmeyi tercih edeceğini ifade etti.
Savcının, ihaleyi kazanacak şirketin önceden belirlendiği ve başka bir firmanın yasal prosedür gereği ihaleye dahil edildiği yönündeki ifadelerini sorması üzerine Mağden, G.Ş'nin şirketlerinin belgeleri, antetli kağıtları ve ihale evraklarını hazırlayarak kendilerine imzalattığını söyledi.
Mağden, G.Ş'yi daha önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında çalışan veya bu kurumla bağlantılı bir kişi olarak bildiğini belirterek, “Ben kamu görevlisi olarak biliyorum.” dedi.
BAĞDATLI'NIN “SİSTEM” SÖZLERİNİ ANLATTI
Savunmasının dikkat çeken bölümlerinden birinde Mağden, daha önce dosyada adı geçen Emrah Bağdatlı ile arasındaki para trafiğine ilişkin iddiaları anlattı.
Mağden, Bağdatlı'nın İBB'de resmi bir görevi bulunmadığını ve kamu görevlisi olmadığını belirterek, bu nedenle kendisine yapılan ödemeyi kendi açısından “rüşvet” olarak değerlendirmediğini söyledi.
Bağdatlı'nın kendisinden işlerin fiyatlarını yükseltmesini veya faturaları şişirmesini istemediğini savunan Mağden, aldığı ödemeleri şirketinin kazancından verdiğini düşündüğünü ve bunda kendisine iş imkanı sağladığı için duyduğu minnettarlığın da etkili olduğunu anlattı.
Bağdatlı'nın kendisine her para alışında bir “sistem” bulunduğunu söylediğini aktaran Mağden, bu sistemin gerçekten var olup olmadığını veya Bağdatlı'nın para almasını gerekçelendirmek için böyle bir ifade kullanıp kullanmadığını bilmediğini söyledi.
Savcının, Bağdatlı'nın kendisine “Bu para benim cebime girmiyor. Bir sistem var. Bu sistem içinde değerlendirildiğinde çok paraya ihtiyaç olacak. Bu nedenle İBB'de çalışan herkes bu sisteme katkı sağlıyor” şeklinde bir söz söyleyip söylemediğini sorması üzerine Mağden, “Bana söyledi.” ifadelerini kullandı.
Mağden, kendisine anlatılan sistemin başka ayrıntılarını bilmediğini, başka isimlerin de kendisine söylenmediğini belirtti.
İHALE BEDELLERİNİN BİR KISMI BAŞKA ŞİRKETLERE GÖNDERİLDİ
Mağden, kamuoyuna ve sosyal medyaya 45 Tasarım'ın 30 milyon liralık ihaleler aldığı şeklinde bilgilerin yansıdığını, ancak ihalelerin kapsamının şirketlerinin yapamayacağı bazı işleri de içerdiğini anlattı.
Çadır, ses ve ışık gibi bazı işlerin başka firmalar tarafından yapıldığını belirten Mağden, bu firmaların İletişim tarafınca belirlendiğini ve G.Ş. aracılığıyla hangi şirketin ne kadar fatura keseceğinin kendilerine bildirildiğini söyledi.
Kendilerine bildirilen tutarların fatura karşılığıyla örtüşmesi halinde sürece devam ettiklerini belirten Mağden, hakedişlerini aldıktan sonra diğer şirketlere ait ödemelerin gerçekleştirildiğini anlattı.
Mağden, örneğin 30 milyon liralık görünen bir ihalenin tamamının 45 Tasarım'ın geliri olmadığını, şirketin hak ettiği kısmın 15 milyon lira veya daha az olabildiğini ifade etti.
Bu nedenle 45 Tasarım'ın ihale bedelinin tamamını kendi kazancı gibi göstermenin doğru olmayacağını savunan Mağden, şirketin yalnızca yaptığı işin karşılığını aldığını ileri sürdü.
YÜZDE 10'LUK PARA TRAFİĞİNİ ANLATTI
Savcının, hakediş sonrasında yüzde 10'luk ödeme yapılıp yapılmadığını sorması üzerine Mağden, para şirketin hesabına ulaştıktan sonra nakit çekildiğini, imza karşılığında muhasebeye teslim edildiğini söyledi.
Bu parayı kimin aldığını veya kime gönderildiğini bilmediğini belirten Mağden, parayı başka bir kişinin teslim aldığını ve bu kişinin her seferinde aynı kişi olmadığını aktardı.
Mağden, muhasebecisinin de bu konuda ifade verdiğini söyledi.
İMAMOĞLU'NUN CUMHURBAŞKANLIĞI TURU
Mağden, Kabil Taşçıoğlu'nun 45 Tasarım'ın CHP'nin şehir dışındaki mitinglerini yaptığı ve İBB'den haksız kazanç sağladığı yönündeki iddialarını da reddetti.
Şirketinin CHP mitingleri yapmadığını ve bunlar nedeniyle İBB'den herhangi bir ödeme almadığını savunan Mağden, yalnızca Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı turuna Emrah Bağdatlı'nın talebi üzerine katıldıklarını anlattı.
Söz konusu işin İBB ile ilgisinin bulunmadığının kendilerine önceden söylendiğini ve faturanın başka bir şirkete kesileceğinin belirtildiğini aktaran Mağden, turun İzmir ve Antalya bölümlerinde çalışma yaptıklarını söyledi.
Yaklaşık 4 milyon liralık harcamayı kendi imkanlarıyla yaptıklarını belirten Mağden, avans talep ettiklerini ancak ödeme yapılmaması üzerine çalışmayı bıraktıklarını ifade etti.
Turun daha sonra başka şirketler tarafından tamamlandığını belirten Mağden, ilk dalga operasyon yapılmadan ve karşı taraflar gözaltına alınmadan önce faturanın hangi şirkete kesileceğini veya kendilerine ödeme yapılıp yapılmayacağını öğrenemediklerini söyledi.
Mağden, bu iş nedeniyle kendilerine henüz bir kuruş ödeme yapılmadığını savundu.
PANGRAM NEDEN KURULDU?
Mağden, 45 Tasarım'ın ihale çalışmalarından çekilmesinin ardından Pangram isimli şirketin ortaya çıkmasına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
İhalelerde düşük fiyat ve maliyetler nedeniyle iş yapmamaya karar verdiklerini anlatan Mağden, daha sonra Taşçıoğlu Reklam'ın bazı işleri aldığını ve kalite sorunları yaşandığını söyledi.
Emrah Bağdatlı'nın kendisine, Ekrem İmamoğlu'nun katıldığı etkinliklerdeki bazı işlerin 45 Tasarım tarafından yapılması gerektiğini söylediğini aktaran Mağden, Pangram'ın bu özel işlerin 45 Tasarım üzerinden yürütülmemesi amacıyla kurulduğunu belirtti.
Mağden, Sayıştay açısından sorun yaşanmaması için şirketlerin ayrı tutulmasının istendiğini ifade etti.
Pangram'ın Antre, Adgreat ve BBM gibi şirketlere fatura kestiğini anlatan Mağden, kendilerine hangi şirketin fatura keseceğinin bildirildiğini söyledi.
45 Tasarım'ın Pangram'a, Pangram'ın da ilgili şirketlere fatura kesip kesmediğinin sorulması üzerine Mağden, bu sürecin bu şekilde yürüdüğünü doğruladı.
“İMAMOĞLU VE BAĞDATLI KARDEŞ GİBİ”
Mağden, Emrah Bağdatlı ile İBB arasındaki ilişkiye dair de bilgi verdi.
Yaklaşık 2021 yılında, pandeminin sürdüğü dönemde Bağdatlı'nın kendisini arayarak İBB'den “ajans gibi” işler aldıklarını ve desteğe ihtiyaç duyduklarını söylediğini belirten Mağden, Bağdatlı'nın İletişim Başkanlığına danışmanlık verdiğini ifade ettiğini aktardı.
Savcının Bağdatlı ile Murat Ongun arasındaki ilişkiyi sorması üzerine Mağden, “Abi kardeş gibidirler.” dedi.
Mağden, Murat Ongun ve Bağdatlı ile 2021'in başlarında iş yerinde bir kez görüştüğünü, bu görüşmenin yaklaşık 20 dakika sürdüğünü ve kendisinin yetkin olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla yapıldığını söyledi.
“ÖRGÜTÜ TANIMIYORUM” SAVUNMASI
Mağden, hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasını da reddetti.
Herhangi bir örgütün üyesi olmadığını, böyle bir yapı tanımadığını belirten Mağden, soruşturma dosyasındaki şemada yer alan kişilerin yaklaşık yüzde 90'ını tanımadığını söyledi.
İhalelerde herhangi bir toplantıya veya strateji belirleme sürecine katılmadığını savunan Mağden, amacının şirketini ayakta tutmak ve çalışanlarının ücretlerini ödeyebilmek olduğunu ifade etti.
Mağden, savunmasının sonunda beraatini ve hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.