İBB davasını görecek mahkemeden gerekçesiz ret kararları: “Tutukluluk yasaya uygun"
İBB’ye yönelik davadaki üçüncü aylık tutukluluk değerlendirmesinde verilen tutukluluk devam kararına yapılan itirazlar, hiçbir gerekçe gösterilmeden ayrı ayrı reddedildi.
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 105’i tutuklu 402 kişi, günler sonra hakim karşısına çıkacak. İBB soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame, İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma tarihi 9 Mart 2026 olarak belirlendi.
İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, dosya kapsamında yaptığı üçüncü tutukluluk incelemesinde, 105 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Mahkeme, kişi bazlı değerlendirme yapmaksızın genel ve kalıp tek bir gerekçe üzerinden tutuklulukların devamına hükmetti. Mahkeme kararına gerekçe olarak ise “Tutuklama sebep ve koşullarında bu aşamada herhangi bir değişiklik olmaması, tüm bu nedenlerle bu aşamada sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu” ifadelerini kullandı.
İtirazlar gerekçesiz reddedildi
İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına, 25 tutuklu isim itiraz etti. Mahkeme, gerekçe sunmadan itirazları ayrı ayrı reddetti.
Mahkeme, “Tutukluluk devam kararları usul ve yasaya uygun” diyerek ret kararı verdi.
Ne olmuştu?
Ekrem İmamoğlu ve İBB yöneticilerine 19 Mart sabahı operasyon yapıldı. “Yolsuzluk” ve “terör” suçlamalarıyla İmamoğlu dahil 106 kişi gözaltına alındı. Dört günlük gözaltı sürecinin ardından 23 Mart’ta, İmamoğlu dahil 54 kişi tutuklandı. Operasyonlar aylarca devam etti, yüzlerce kişi gözaltına alındı.
İmamoğlu’nun tutukluluğunun sekizinci ayında İBB iddianamesi hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yedi savcının imzasının bulunduğu iddianame, “İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Soruşturması” şeklinde adlandırıldı. İddianamede İmamoğlu’nun İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı olmak için şahsi menfaat elde ettiği öne sürüldü.
105’i tutuklu 402 sanıklı “İBB davası”nda tensip zaptı oluşturuldu. İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi ve yaptığı tutukluluk incelemesinde tüm sanıklar hakkında tutukluluğun devamına karar verdi. Mahkeme azami yargılama süresini 4 bin 600 gün olarak belirledi. Mahkeme, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde duruşma salonunun hazır edilmesini istedi.
İddianamede para alışverişi yok, rüşvetten ceza istemi var
3 bin 739 sayfalık iddianamede, 105’i tutuklu 407 kişi yer aldı. İmamoğlu için “örgütün kurucusu ve lideri” ifadesi kullanılırken 143 eylemden cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu’nun, 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
143 adet “suç eyleminin” birçoğunda, beyanlar, açık kaynak araştırmaları ve Tarihsel Trafik Arama (HTS)-baz verileri deliller arasında gösterildi. Eylemlerde, suçlamaya delil olarak gösterilen beyanların birbirleriyle çeliştiği görüldü.
İddianamede yer alan 56, 57, ve 58’inci eylemler, çelişkili ifadelerle dikkat çekti. 56. eylemde, iş insanı Avni Çelik müşteki, İmamoğlu, Yakup Öner, Elçin Karaoğlu ve Fatih Keleş şüpheli olarak gösterilip, şüphelilerin rüşvet suçundan cezalandırılması istendi. 56. eylemin açıklanmasına, itirafçı Yakup Öner’in ifadesiyle başlandı. Öner ifadesinde, Sinpaş Holding Y.K. Başkanı Avni Çelik ile görüşüp, İtalyan Sefarethanesi’nin restorasyon işini üstlenmesini talep ettiğini iddia etti.
İfadesi alınan Avni Çelik, restorasyon işleminin 3,5-4 milyon euro civarında olduğunu öğrendiğini ve talebi reddettiğini söyledi. Çelik, iskan ve ruhsat işlemlerinde bir aksama olmadığını, gerekli izinleri aldıklarını belirtti. Savcılık bu iki ifade üzerinden, “Bahaneyle 3 milyon dolar rüşvet talep edildi” tespitinde bulunarak rüşvetten ceza istedi. Ancak ifadelerde herhangi bir para alışverişinin olmadığı, haksız menfaat elde edilmediği görüldü. Ayrıca savcılık “3,5 milyon euro” yerine “3 milyon dolar” yazarak, ifade edilen tutarını yanlış ve eksik yazdı.
57’nci eylemdeyse, Yakup Öner’in ifadesi üzerine rüşvetten ceza istendi. İtirafçı Öner, savcılık ifadesinde, iş insanı Adnan Polat’ın evindeki kış bahçesinin tadilatı talebinde bulunduğunu, talebi İmamoğlu’na ilettiğini, İmamoğlu’nun ise maliyeti 500-600 bin dolar olan vakıflara ait eski bir eserin restorasyonunun yapılmasını istediğini iddia etti.
Öner, talebi Polat Gayrimenkul YK üyesi Kaan Yücel’e ilettiğini belirtti. Kaan Yücel ise ifadesinde, Yakup Öner ile iki kez görüştüğünü söyledi ve “Restorasyonun yapılmasının bizim taleplerimize karşılık talep edilmesi gibi bir konuşma olmadı. Polat’ın evinde de bir tadilat gerçekleştirilmedi” dedi. Ancak savcılık, “Örgüt 500-600 bin dolar rüşvet talep etti” değerlendirmesi yaptı.
Gizli tanık ifadeleri tek delil
İddianamede, suçlamalara konu bazı eylemlerde delillendirmelerin de yapılmadığı görüldü. İddianamede yer alan, “ihaleye fesat karıştırma” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlamalarının 17 isme yönlendirildiği 68’inci eylemde, gizli tanık beyanları ve “rekabeti engelleyici olabilir” raporu hariç delillendirme yapılmadı.
2 Kasım 2023’te İBB’nin iştiraki Kültür A.Ş.’ye verilen reklam ünitelerinin kurulması ihalesinin Kültür A.Ş. tarafından Ponte Dijital adlı reklam şirketine taşere edilmesi suçlamaya konu yapıldı. Eylemde ihaleyi 33 milyon TL’ye alan Kültür A.Ş.’nin ihaleyi 39 milyon 700 bin TL’ye taşere ettiği belirtildi. İddianamede eylemle ilgili tanık ve itirafçı beyanlarına yer verildi. Gizli tanık İlke, “Murat Ongun Medya A.Ş.’nin başkanıdır, Kültür A.Ş.’nin ise fiilen başkanıdır” derken gizli tanık Çınar, “Emrah Bağdatlı Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.’nin yapmış olduğu ihaleleri ya kendi firmalarına ya da başkaları adına kurduğu firmalara aldırır” dedi.
Tanık ifadeleri delillendirilmeden sıralanırken, Kültür A.Ş.’nin işi taşere ettiği Ponte Dijital reklam şirketi için “Adem Tuncay’dan duyduğum kadarıyla Ponte Reklam’ın sahibi fiiliyatta Murat Ongun’a ait” diyen Hakan Karaköse’nin ifadesine de yer verildi. Ancak yine delillendirme yapılmadı, üstelik Adem Tuncay’ın söz konusu ifadenin doğru olup olmadığına yönelik bir ifadesi de devamında yer almadı.
İddianamede, tanık beyanlarının ardından yapılan eylemin hukuki açıdan vasıflandırılması kısmında, Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş. karıştırılıp “Ana ihalenin Medya A.Ş. üzerinde kalması hedeflenmiştir” denildi. Devamında tanık beyanlarında dahi ismi geçmeyen İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten’in de olduğu altı kişi ihaleye katılımları engellemekle suçlandı.