Kongre kapsamında TUA Başkanı Yusuf Kıraç moderatörlüğünde "Çağlar Arasında Köprü Kurmak: İpek Yolu Astronomisinden Ay Keşfine" başlıklı panel düzenlendi.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, burada yaptığı konuşmada, uzay alanında köklü ve büyük bir dönüşüm yaşandığına dikkati çekerek, uzay teknolojilerinin artık ulusal, ekonomik ve günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Akyol, dönüşüm ve uzaydaki bağlantılı dünya çerçevesinde ASELSAN olarak uzay ağlarında ve uzay ekosisteminde üç temel eğilim gördüklerini belirterek, bunları "Bireysel uydulardan birbiriyle bağlantılı uydu takımlarına geçiş", "güvenlik ve dayanıklılık" ve "akıllı ve dinamik kaynak yönetimi" olarak sıraladı.
ASELSAN'ın, Türkiye'nin borsada işlem gören en büyük, en değerli teknoloji şirketi olmasının yanı sıra Avrupa bölgesinin en değerli savunma şirketlerinden biri olduğuna işaret eden Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yolculuğumuza 50 yıl önce haberleşme alanıyla başladık. Yıllar içinde kara, deniz ve hava haberleşmesinden sonra bugün uzay alanına adım atmış durumdayız. Teknolojilerimizi uzaya taşıyarak insanlığa ve devletlere bu alanda hizmet sunmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Alçak Dünya Yörüngesi (LEO) takım uydu projesi olan ASTRALINK (GÖKBAĞI) projesini başlattık. ASTRALINK, hem Türkiye'ye hem de müttefik ülkelere hizmet verecek. Geçtiğimiz yılın sonunda başlattığımız bu proje kapsamında LEO yörüngesinde birbirine bağlı 198 uydu yer alacak. Halihazırda sahada 1 milyondan fazla kullanıcı terminalimiz bulunuyor, dolayısıyla bu takım uydu sistemi, karasal ağlarımızla entegre olarak son derece etkin, güvenli ve kesintisiz bir haberleşme çözümü sunacak. Hedefimiz, ilk uydumuzu 2 yıl içinde fırlatmak. Sistem, kendi geliştirdiğimiz dalga şekillerine, kendi milli çiplerimize ve yerli ekosistemimizle ürettiğimiz alt sistemlere sahip olacak. 50 yıllık tecrübemizin ardından bugün Türkiye'ye ve dost ülkelere LEO takım uydu çözümü sunma yolunda hızla ilerliyoruz. Vizyonumuz, bu projeyi başarıyla tamamlayıp Türkiye'den uluslararası pazara bağımsız, ölçeklenebilir ve dayanıklı bir uzay kabiliyeti kazandırmaktır. Ekibimizle birlikte bu kapasiteyi uzaya taşıyacak, uzay ağlarımızı mevcut karasal ağlarımızla birleştirerek tek bir çatı altında yöneteceğiz."
"Fırlatma konusu orta ölçekli uluslar için bağımsızlık nedeniyle çok önemli"
TUA Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Arif Karabeyoğlu, fırlatma endüstrisinin gelişimine işaret ederek, özellikle son 10 yılda bu alanda çığır açıldığını söyledi.
Karabeyoğlu, son 10 yıllık süreçte yörüngeye fırlatılan faydalı yük miktarının 300 tondan 3 bin tona çıktığını, bunun büyük bir kabiliyet artışı olduğunu ve maliyetlerin de önemli ölçüde azaldığını belirtti.
ABD ve Çin gibi büyük uzay ülkelerinin muazzam fırlatma kabiliyetleri ve birden fazla fırlatıcısı olduğunu dile getiren Karabeyoğlu, "Örneğin ABD, birçok kıtada ve şirkette yaklaşık 10 fırlatma sistemini sayabilir. Dolayısıyla bu çok önemli, çok yönlü bir kabiliyettir ve birden fazla fırlatma sahasına da sahiptirler. Bu önemlidir ancak uzayda yükselen ulusların ve orta ölçekli ulusların da fırlatma kabiliyetine sahip olması gerekir. Neden mi? Bağımsızlık nedeniyle. Bağımsızlık gereksinimi, yükselen uluslar ve orta ölçekli uzay gücü ülkeleri için çok ama çok önemlidir." diye konuştu.
Karabeyoğlu, fırlatma kabiliyetinin Türkiye gibi gelişmekte olan uzay ülkeleri için daha da önemli olduğunu belirterek, Türkiye'nin jeopolitik olarak çok daha iyi konumda bulunan dost bir ülkede bir liman inşa ettiğini anımsattı.
Türkiye'nin Somali'de uzay limanı olduğunu dile getiren Karabeyoğlu, şunları söyledi:
"Bu uzay limanı, ekvatora çok yakın olması, mükemmel menzil güvenliği, hava koşullarının çok iyi olması ve bunun gibi pek çok avantajı nedeniyle çok uygundur. Türkiye, burayı kendi fırlatma araçlarını fırlatmak için kullanmak istiyor ancak aynı zamanda bunu uluslararası kullanıma açarak, uzay profesyonellerinin burayı yalnızca bir uzay limanı olarak değil, belki de zamanla bir uzay merkezi olarak kullanabilmeleri için açmak istiyor. Uzayda yaşananlar, uzay alanında ihtiyaç duyulan fırlatıcı sayısının artması ve bağımsız uzay erişimi arzularıyla birlikte size söyleyeceğim şey şudur, dünyanın daha fazla uzay limanına ihtiyacı var."
"ISS yörüngeden çıkarılmadan önce istasyonun tamamlanmasını hedefliyoruz"
Axiom Space Baş Astronotu ve IAF Başkan Yardımcısı astronot Michael Lopez-Alegria da giderek gelişen ticari uzay sektöründe iş ortağı arayışında en önemli faktörlerin taraflar arasındaki ilişki, bütünlük ve dürüstlük olduğunu dile getirdi.
Uzay alanında devlet ile ticari aktörlerin artık birbirine karıştığına ve bu çerçevede tecrübenin çok önemli olduğuna dikkati çeken Lopez-Alegria, bu bağlamda ortakların tecrübeli, uyumlu, dirençli ve esnek olması gerektiğine işaret etti.
Lopez-Alegria, Axiom Space'a ilişkin bilgi verdi, Uluslararası Uzay İstasyonunun (ISS) yörüngeden güvenli şekilde çıkarılmasının planlandığını ve sonrasında ticari bir uzay istasyonu kurulacağını, bu kapsamda Axiom Space'ın bir dizi modülden ilkini 2028'de fırlatacağını söyledi.
Tamamen işlevsel bir uzay istasyonuna giden süreçten söz eden Lopez-Alegria, ISS yörüngeden çıkarılmadan önce ticari uzay istasyonunun tamamlanmasını hedeflediklerini ifade etti.
Lopez-Alegria, şirketin üzerinde çalıştığı diğer konulara da değinerek, Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı'nın da bulunduğu Ax-3 misyonu dahil olmak üzere yürüttükleri ticari astronot misyonlarına ilişkin bilgi verdi.
"Ay Misyonu ulusal ekosistemi bir araya getiriyor"
Fergani Uzay Operasyon Direktörü Hasan Hüseyin Ertok, uzay ve telekomünikasyon sektörünün son 5 yılda hızla geliştiğini, gelecek on yıllarda bunun daha da fazla ön plana çıkacağını dile getirdi.
Ertok, "Son 20 yıldır bu sektördeyim ancak ilk 10-15 yıl neredeyse stabildi, özellikle yer sektöründe pek fazla değişiklik görmedik ancak şu anda büyük bir yarış var ve her operatör, şirket ve hatta ülkeler bu alandan yeni çözümler ve yeni hizmetler arıyor." dedi.
TÜBİTAK UZAY Enstitüsü Müdürü Mehmet Nefes de Türkiye'nin "Ay misyonu"nun sadece Ay'a iniş gerçekleştirmekten ibaret olmadığını, ülke için çok daha anlamlı olduğunu söyledi.
Ay Misyonu'nun ulusal ekosistemi bir araya getirdiğine işaret eden Nefes, TÜBİTAK UZAY olarak misyonda üstlendikleri öncü kurum rolünün son derece önemli olduğunu belirtti.
Nefes, yalnızca donanım üretmediklerini, üniversiteleri, araştırma merkezlerini, savunma sanayisi şirketlerini ve yerli girişimleri ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirdiklerini kaydetti.