Hürmüz Boğazı’nda Çifte Abluka: Tarih Tekerrür Ediyor, Ama Bu Sefer Dünya Ekonomisi Nefessiz Kalıyor!

Cüneyt Şaşmaz

Değerli okurlar,

Dün, bugün'ün gölgesinde.
Basra Körfezi’nde yüzen mayınlar, dev tankerleri gölge gibi takip eden sürat tekneleri ve maskeli komandoların kargo gemilerini ele geçirdiği dramatik görüntüler…
Bugün, aslında dün'dü.
Tarih, 1980’lerin Tanker Savaşı’nı birebir tekrarlıyor.
Fakat bu sefer sahne çok daha karanlık, riskler asimetrik ve bedel küresel.
Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail operasyonlarıyla tetiklenen İran savaşı, Hürmüz Boğazı’nı dünyanın en tehlikeli su yoluna dönüştürdü.
Nitekim...
Bugün, 27 Nisan 2026 itibarıyla “çifte abluka” hüküm sürüyor:
İran boğazı fiilen kapatıyor, ABD ise İran limanlarını denizden kuşatıyor.
Kırılgan ateşkes uzatıldı ama barış görüşmeleri Islamabad’da tıkanmış durumda.
Birkaç küçük tekne, birkaç mayın veya tek bir İHA…
Hepsi, dünya petrolünün %20’sini ve doğalgaz ticaretinin önemli bir kısmını rehin almaya yetiyor.
Küçük Tekneler, Büyük Kâbus:
İran’ın Değişmeyen Taktiğiİran Devrim Muhafızları’nın yöntemi 40 yıldır aynı:
Sivil görünümlü balıkçı teknelerini silahlandırıyor, üzerlerine roketatar ve eski Sovyet makineli tüfekleri yerleştiriyorlar.
Bu hafta (22 Nisan) iki konteyner gemisini (Panama bayraklı MSC Francesca ve Liberya bayraklı Epaminondas) açıkça ele geçirdiler; bir üçüncüsüne ateş açtılar.
Devlet televizyonu, komandoların dev gemilere tırmandığı videoları yayınladı.
Propaganda mı?!
Kısmen.
Ama gerçek şu: İran, sınırlı kaynaklarla boğazı abluka altına aldı.
Hal böyleyken...
ABD’nin Şubat’taki hava harekâtıyla ağır darbe alan donanmasına rağmen swarming taktikleri, insansız hava araçları ve mayınlar hâlâ etkili.
Risk analizi firması Verisk Maplecroft’un Torbjorn Soltvedt’in vurguladığı gibi, askeri teknolojinin asimetrik evrimi yüzünden bir su yolunu güvence altına almak 1980’lere göre kat kat zor.
1980’lerden 2026’ya: Dersler Alındı mı?!
Reagan döneminde ABD, Kuveyt tankerlerine refakatle boğazı açık tuttu; 70 konvoy düzenledi ama bedeli ağır oldu:
Mayınlar, füzeler, USS Stark faciası ve trajik İran yolcu uçağı düşürme olayı…
Bugün ise Trump yönetimi “vur ve öldür” emri verdi.
Mayın döşeyen teknelere karşı ateş serbest; mayın tarama operasyonları üçe katlandı.
ABD Donanması, İran limanlarına giden tüm gemileri durduruyor, yönlendiriyor, hatta bazılarını (Hint Okyanusu’nda MT Tifani) ele geçiriyor.
Ateşkes uzatıldı ama abluka sürüyor.
İran ise “abluka kalkmadan boğaz açılmaz” diyor ve bugün yeni bir teklif sundu:
Boğazı yeniden açmaya hazırız, nükleer müzakereleri erteleyelim.
Güncel Gerçek: Küresel Rehin DurumuTrafik sıfıra yakın.
Çin bağlantılı bazı tankerler gizlice geçse de sigorta maliyetleri ve korku yüzünden dünya ticareti felç.
Petrol fiyatları alarma geçti; enflasyon, enerji şoku kapıda.
Nüans?!
Avrupa “Kızıldeniz’deki Husi operasyonu bile cehennemdi, Hürmüz bambaşka” diyerek refakatçi gemileri göndermeyi reddediyor.
Eski ABD diplomatı Tom Duffy’nin “Körfez’de Tanker Savaşı” kitabındaki uyarı bugün daha anlamlı:
Hedefler net değil.
Rejim değişikliği mi, maksimalist senaryo mu?!
Trump net konuştu: “Anlaşma yüzde 100 tamamlanana kadar abluka devam edecek.”
Gelecek Öngörülerim: Ne Olabilir, Ne Bilmiyoruz?!
Bu savaşın geleceği, birkaç kritik senaryoya bağlı:
1. En Muhtemel: Uzun ve Yıpratıcı Çıkmaz
İran ekonomisi günde milyonlarca dolar kaybediyor.
Abluka aylarca sürerse iç huzursuzluk artar, rejim baskı altında kalır.
Ama Tahran’ın tarihi dayanıklılığı biliniyor; Çin ve Rusya’dan gizli destekle tankerleri “karartma” modunda (AIS sinyallerini kapatıp) kaçırmaya devam edebilir.
Görüşmeler Pakistan veya Çin arabuluculuğunda yeniden başlayabilir; İran’ın bugünkü teklifi bunun ilk adımı.
Ancak Trump “nükleer silah yok” çizgisinden taviz vermezse tıkanıklık kalıcı olur.
2. Yükselen Risk:
Ani EskalasyonTek bir yanlış hesaplama - İran’ın daha fazla gemi ele geçirmesi veya ABD’nin misilleme için limanlara hava saldırısı- ateşkesi bitirir.
O zaman tam anlamıyla “Tanker Savaşı 2.0” başlar.Petrol 150-200 doları görür, küresel resesyon tetiklenir.
İran’ın kalan drone ve füze kapasitesi hâlâ boğazı kapatmaya yeter.
3. İyimser Senaryo: Diplomatik Çözüm
Avrupa ve Körfez ülkelerinin devreye girmesiyle “karşılıklı abluka kaldırma + sınırlı nükleer erteleme” anlaşması mümkün.
Boğaz 1-2 hafta içinde kontrollü olarak açılabilir.
Ama bu, İran’ın “stratejik zafer” ilan etmesine yol açar ve uzun vadede nükleer programı erteler.
Bilinmeyenler: Gerçek Tehlike Burada
- İran ordusunun Şubat’taki darbelerden sonra ne kadar kapasitesi kaldı?!
Resmi açıklamalar “donanma yok edildi” diyor ama küçük tekneler ve karadan fırlatılan füzeler hâlâ tehdit.
- Küresel aktörler ne yapacak?!
Çin, kendi enerji güvenliği için arabulucu mu olacak yoksa sessizce İran’ı mı destekleyecek?!
- Trump yönetimi gerçekten “savaş istiyor mu”?!
Net hedefler belirsizken ABD iç siyaseti (2026 ara seçimleri) nasıl etkiler?!
- En büyük bilinmeyen:
Bir sonraki “tesadüfi” olay - bir mayın, bir İHA saldırısı - dünyayı nereye sürükler?!
Demem o ki:
Hürmüz Boğazı sadece bir su yolu değil; dünya ekonomisinin nefes borusu.
Demem şu ki:
O boru tıkandığı anda hepimiz - Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya - nefessiz kalırız.
Hasılı:
Bu kriz, sadece ABD-İran meselesi değil; bu, herkesin meselesi.
Milletimiz ve dünya, doğru bilgiyle donanmalı.
Çünkü bir sonraki hamle, hepimizin kaderini belirleyecek.
Ezcümle:
Dikkatle izleyin.
Ve dua edin ki tarih bu sefer tekerrür etmesin…
Ya da en azından bedeli ağır olmasın.
Cüneyt Şaşmaz

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.