Hukuk: Rakamsız Matematik!

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Hukuk: Rakamsız Matematik ve/veya Teraziye Konulan Ağırlıklar...

...

Matematiğin kalbi dengedir:

Bir taraf ağır basarsa denklem bozulur, çözüm dengelenene kadar aranır.

Hukuk da aynı mantığı taşır; ancak rakam yerine insan, hak, güç ve vicdanla hesap yapar.

Bu yüzden hukuku “rakamsız matematik” diye adlandırmak son derece yerindedir.

1. İşçi-İşveren Dengesizliği (Düzeltici Ağırlık Koyma)

Bir fabrika işçisi, işverene göre çok daha zayıf konumdadır:

Ekonomik güç, bilgiye erişim, dava masrafları, işini kaybetme korkusu gibi “gizli katsayılar” teraziyi işveren lehine ağırlaştırır.

Matematikte bu, bir tarafa -∞ katsayısı eklenmiş bir denklem gibidir.

Hukuk burada devreye girer:

İş Kanunu’ndaki kıdem tazminatı, ihbar süresi, kötü niyet tazminatı gibi kurallar, zayıf kefeye “düzeltici ağırlık” koyar.

Amaç herkese aynı para vermek değil; güç asimetrisini dengeleyerek adaleti sağlamaktır.

Bu, aritmetik eşitlik (herkese eşit 100 TL) değil, geometrik eşitliktir.

(Aristoteles’in dediği gibi: “Eşit olana eşit, eşit olmayana orantılı”).

2. Miras Paylaşımında Çok Bilinmeyenli Denklem

Bir miras davasında görünen denklem basittir:

“Toplam malvarlığı = 3 çocuk arasında eşit bölünsün.”

Ama gerçek denklem çok daha karmaşıktır:

- Bir çocuk yıllarca bakıma muhtaç anne-babaya baktı (+ saklı pay katsayısı)

- Diğeri miras bırakana karşı dava açıp küstürdü (- katkı payı)

- Üçüncüsü engelli ve bakıma muhtaç (- sosyal durum düzeltmesi)

Hukukçu burada “çözüm” aramaz; “kabul edilebilir denge”yi bulur.

Saklı pay kuralları, tenkis davaları, katkı payı hesapları tam da bu gizli değişkenleri hesaba katarak teraziyi dengeler.

3. Ceza Hukukunda Orantılılık (Geometrik Denge)

Bir hırsızlık suçu işleyen yoksul bir kişi ile aynı suçu işleyen varlıklı bir kişi aynı hapis cezasını alsa, matematiksel eşitlik sağlanmış gibi görünür.

Ama hukuk burada “orantılılık” ilkesini devreye sokar:

Cezanın caydırıcılığı, failin ekonomik durumu, mağdurun zararı gibi değişkenler tartar.

Hafif kefeye (yoksul failin sosyal koşulları) ağırlık koyarak hapis yerine para cezası, denetimli serbestlik gibi seçenekler sunar.

Bu, düz bir toplama değil; orantılı bir düzeltmedir.

4. Anayasa Mahkemesi’nin “Denge Testi” (Çoklu Denklem Çözümü)

İfade özgürlüğü ile şeref-haysiyet hakkı çatıştığında mahkeme “orantılılık denetlemesi” yapar:

1. Müdahale meşru amaç taşıyor mu?

2. Müdahale uygun araç mı?

3. Gerekli mi (daha hafif araç var mı)?

4. Yarar-zarar dengesi sağlanıyor mu?

Bu, dört bilinmeyenli bir optimizasyon problemi gibidir.

Matematikte simplex yöntemiyle çözüm aranır; hukukta ise vicdan, toplumsal gerçeklik ve içtihat yorumuyla “en makul denge” bulunur.

Matematikte denklem çözülünce nokta konur.

Hukukta ise “en doğru” nadiren vardır; “en adil kabul edilebilir” vardır.

Çünkü toplum canlı bir sistemdir:

Değişkenler sürekli evrilir, yeni bilinmeyenler eklenir.

Hukuk, cetvel kullanmaz ama ölçer.

Formül yazmaz ama hesap yapar.

Rakam görmez ama denge arar.

Matematik bize eşitliği öğretir; hukuk ise adaleti.

Ve adalet, çoğu zaman rakamlarla değil, insanı merkeze alan bir terazinin sessiz hesabı ile mümkündür.

Bu yüzden hukuk, toplumun en karmaşık ve en insani rakamsız matematiğidir.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.