HAYATIMIZDAN “YEŞİL” GİTMESİN, HER İLETİŞİM KAMPANYASININ KONSEPTİ “YEŞİLİ KORUMAK” OLSUN!

Dr. Sevinç Koçak

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UN Environment Programme), dünya üzerinde Covid-19 Pandemisi vakalarının %90 oranında kısmının “şehirlerde” gerçekleştiğini açıkladı.  Ağustos ayında yayınlanan raporda, Dünya nüfusunun %55’ine ev sahipliği yapan şehirlerin, Covid-19 Pandemisi ile mücadelede de odak notasında olduğunu ve virüse karşı savaşta şehirlerin kurtarıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtirken, Covid-19 Pandemisinden kurtulmak için tüm yatırımların şehirlerde “yeşil” bir kurtarma operasyonu ile mümkün olabileceğinin altını çiziyor…

Covid-19 Pandemisinin dünyaya öğretmek için çabaladığı temel konu çevre duyarlılığı ve küresel ısınmanın etkisinden kurtulmak zorunda olan bir dünyamız olduğu gerçeğidir… Bu dersimizi tüm dünya olarak ne kadar aldık ne kadar öğrendik, yeni Corona virüsün hız kesmemesinden anlamak mümkün… Ayrıca ülkemizde ve dünyamızda yaşanan diğer doğal felaketler de bizlere küresel ısınmanın olumsuz etkilerini, doğayı korumamanın getirdiği üzücü kayıpları açıkça göstermektedir.

Doğanın korunmasına ve küresel ısınmanın etkilerine neden gerektiğinden az duyarlıyız, ya da tüm dünya devletleri bir araya gelip neden radikal kararalar almıyor  sorusunun cevabı aslında açık…Ülkelerin ekonomilerinin, üretimlerinin, tüketim ve pazarlama gelirlerinin, dünya kaynaklarının siyasal ve ekonomik olarak paylaşma savaşlarının etkileriyle alınması gereken pek çok kararın alınmadığı ortada… Küresel dinamikler, küresel ekonomik çıkarlar ve siyasi konjonktürler ülkelerin ve devletlerin kendi menfaatlerine yönelik çabalarında ekonomik refahlarını yükseltme, siyasi güçlerini arttırma ve küresel yönetimde söz sahibi olma ekseninde yüzyıllardır süregelen bir devinim… Dünya devletlerinin bir araya gelerek kurduğu sivil toplum örgütleri ya da çeşitli kurumlar, dünya devletlerine “gidişat kötü” diye rapor veriyor ancak yine aynı dünya devletleri bu mesajı ya hiç ya da gerektiği kadar ciddiye ele almıyor!

Bu hercümerç içerisinde doğanın dengesinin, yeşilin ve doğal yaşam örgüsünün kirletilmeden korunmasının sağlanmasında yapılacak en etkili çözüm, bireysel farkındalıklar kanalıyla siyasal yönetimlerin, ekonomik sistemlerin ve üretim matematiğinin doğa dostu olacak şekilde gerçekleşmesini zorlamaktır!

Bireysel farkındalıkların arttırılma çalışmaları iletişim çabaları açısından ancak Sosyal Sorumluluk Kampanyaları ile gerçekleşebilmektedir.

Kurum ve kuruluşların kendi duyarlılıklar çerçevesinde gerçekleştirdikleri sosyal sorumlulukları tabi ki çok etkili ve olması gereken çabalardır… Ancak gelinen noktada doğanın ve çevrenin korunmasına yönelik sosyal bilincin arttırılması için daha organize ve odaklı farkındalık ve bilinçlendirme kampanyaları adımına geçmek gerekmektedir.

Bu nedenle kurum ve kuruluşların en kısa sürede bir araya gelerek, hem kendi iç dinamiklerinde doğayı korumaya yönelik içsel sorumluluklarını (üretim sistemlerinin çevreye olumsuz etkilerini gidermeyi, tüketim anlayışlarının gereksiz israflarını ortadan kaldırmayı, sıfır atık projelerini hayata geçirmelerini, gereken tüm yasal düzenlemelerini gerçekleştirmelerini vb.) gözden geçirip daha ciddi tedbirler almaları gerekmektedir, hem de sosyal sorumluluk çabalarının temeline çevre ve doğayı korumaya yönelik kampanyalarda hep birlikte davranmaya yönelmeleri gerekmektedir.

Dünyanın en kısa sürede “yeşil” renk etrafında birleşeceği bir bütünleşmeye, farkındalığa ve akabinde hemen “yeşil” harekete geçişe ihtiyacı var… Burada iletişimcilere, kurum ve kuruluşlara, devletlere, tek tek tüm fertlere görevler düşüyor… Bundan böyle “sosyal sorumluluk” denilince etrafında birleşilecek tek konu “yeşili-doğayı korumak” konsepti olmalı…Aksi takdirde belki de kampanya yapabileceğimiz, üretim yapabileceğimiz, gelecek nesillere aktarabileceğimiz bir ortam ve dünyamızın olmayabileceği gerçeğiyle karşı karşıya kalacağımız günler çok yakında olacak…

Hayatımızdan, soframızdan, bahçemizden, düşlerimizden, dağlarımızdan, ovalarımızdan, çevremizden ve ülkemizden “yeşil”in eksik olmayacağı nice Zafer Bayramlarımız olsun!

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu, bizlere bu gururu yaşatan Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun!...

 

Gündemden dikkatimi çekenler

  • Bilgisayar işletim sisteminde çığır açan Microsoft ‘un Windows 95 işletim sistemi 24 Ağustos itibarıyla 25 yaşına girdi! 1995 yılından bugüne hayatımızda olan ve bugün kullanmakta olduğumuz başlat düğmesi ile bir anlamda nostaljik olan MSN sohbet ortamı ve daha pek çok özelliği hayatımıza katan Microsoft, kurumsal halkla ilişkiler çalışması olarak 25. yaşını milyonlarca takipçisi olan sosyal medya hesaplarında ayrıntılı açıklamalar ile kutlarken, uluslararası medya da 25 yıllık serüvene yoğun ilgi gösterdi.   
  • Facebook KOBİ’lere yönelik nakit ve kredi desteği ile Covid_19 Pandemisinden etkilenen işletmelere yardım kampanyası başlattı!. “Facebook ile Güçlü KOBİ’ler” programına başvurularak alınan destek yalnızca İstanbul merkezli olarak hayata geçerken, toplam bütçesi de 7 milyon TL olarak belirlendi. KOBİ’ler için de Covid-19 döneminin dijital çözümlerle ayakta kalma mücadelesi verdiği düşünülecek olduğunda, Facebook’un bir çeşit sosyal sorumluluk projesi şeklindeki kampanyasının önemi de net bir şekilde anlaşılmaktadır. Benzer bir çalışmayı Google ve TikTok’da gerçekleştirmişti…
  • Cliu markası, ağız kısmı şeffaf olup, dudak hareketleri ve yüz mimiklerini tam olarak gösteren, ayrıca blutooth gibi teknolojik destekleri de olan bir maske üretti! Covid-19 Pandemisi, ürün geliştirme açısından yaratıcılıkların sergilenmesini sağlamaya devam ediyor… Her şey tüketicilerin virüse rağmen iş ve yaşam kalitelerini yükseltme odaklı olarak ilerliyor...
  • Koç Holding’in 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle yayınladığı klip, her milli bayramımızda gönül telimizi titreten duyarlılık dolu görsel ve sözel içeriğiyle, bir destan yazan Türk milletinin Kurtuluş Savaşının tüm atmosferini yüreklerimize dolduruyor! Bir “Koç Holding Klasiği” haline gelen Milli Bayramlara ve Atatürk’e özgü kurumsal viral çalışmalarının iletişim çalışmaları açısından başarısının altında, ülkece savunduğumuz ve değerlerimizin temelini oturttuğumuz Atatürk ve Cumhuriyet temalarının incelikle ve bir kurumsal felsefe olarak kabulünün etkisi yatmaktadır…Kurum kimliğinin inşasında kurumsal felsefenin vurgusu ancak “Koç Holding Klasikleri” kadar anlatabilir! Koç Holding’e alkışlar ve teşekkürler gönderiyoruz…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.