Yığılca ilçesinden geçen Küçük Melen Çayı üzerine 1975'te hizmete alınan baraj, yörede su kaynakları yönetimi ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesi ile taşkın kontrolü için büyük önem taşıyor.
80 metre yüksekliği ve 100 milyon metreküp su tutma kapasitesiyle Düzce'de bulunan diğer iki aktif barajdan daha büyük olan Hasanlar, 10 bin 500 hektarlık alanın sulama ihtiyacını karşılayarak bölgedeki tarım faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlıyor.
Melen Havzası'nda konumlanması dolayısıyla da İstanbul'un içme suyu ihtiyacının bir bölümünü karşılayan barajda, geçen yıl 8 aylık periyodun sonunda yüzde 10,03 olarak ölçülen doluluk, bu yıl mevsimsel yağışların düzenliliği sayesinde yüzde 48,29'a yükseldi.
"Su bilinci konusunda çalışmalarımızı yapmalıyız"
Düzce Üniversitesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Yıldız, bu yıl yağışların geçen seneye oranla düzenli olmasının özellikle barajlarda su seviyesini yükselttiğini söyledi.
Su seviyelerinin yüksek oluşunun sevindirici olduğunu ancak su tasarrufu konusunda bilinçli davranmak gerektiğini belirten Yıldız, "Önümüzdeki 3 veya 6 aylık dönemlerde yağış olmaması durumunu göz önünde bulundurmamız lazım. Bunun için su bilinci konusunda çalışmalarımızı yapmalıyız." dedi.
Yıldız, şöyle devam etti:
“Toplumun suyu doğru kullanma, kıt suyla yaşamı sürdürebilme alışkanlığı edinmesi lazım. Çevre bilincinin oluşması lazım. Dolayısıyla ilkokullardan, anaokullarından başlayarak su sıkıntısı çeken bir ülke olduğumuzu anlatmak, çevre bilincini geliştirmek lazım. Su kaynaklarımızı nasıl sürdürülebilir halde kullanırızın bilincini yerleştirmemiz lazım.”
"Bu küresel sorunu bölgesel uyum tedbirleriyle hafifletmeliyiz"
"Suyu sadece bizim yaşamımızı, ekolojik döngüleri sağlayan değil, diğer canlıların da ihtiyacı olarak düşünmemiz lazım." diyen Yıldız, sadece insan merkezli düşünüldüğünde ekolojik sıkıntı çekileceğinin altını çizdi.
Yıldız, ekosistem merkezli düşünerek suyun insan ve doğadaki diğer canlıların ortak ihtiyacı olarak düşünülmesi gerektiğini dile getirerek, "Diğer canlıların haklarını gözetmeliyiz. Bu suyu ortak kullanmamız gerek. Sadece insan olarak bakamayız." diye konuştu.
Doğanın iklim değişikliğine karşı verebileceği tepkilerden önce "proaktif önlemler" (geleceği öngörerek alınacak önlemler) alınması gerektiğini belirten Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı:
"Su kıtlığı ve iklim değişikliklerinin etkilerini önlemler alıp daha hafif atlatma yollarını bulmamız lazım. Dolayısıyla bu mevsimsel kuraklığın iklimsel kuraklığa dönmemesi için çalışmalar yapmalı, mevsimsel kuraklığın etkilerini nasıl azaltabilirizin önlemlerini almalıyız. Bu küresel sorunu biz bölgesel uyum tedbirleriyle kendi bölgemiz açısından hafifletmeye çalışmamız lazım."