Bu sarayın hikayesi 1879 yılında posta dağıtımı yapan Cheval’in ayağının ilginç şekilli bir kireç taşına takılmasıyla başladı.
Bu taştan ilham alan azimli postacı, hayalindeki yapıyı kurmak için tam 33 yıl sürecek bir yolculuğa çıktı.
Her gün yaklaşık 30 kilometrelik posta dağıtım mesaisini bitirdikten sonra, topladığı taşları önce ceplerinde, sonra sepetinde ve en sonunda el arabasıyla taşıdı.
Geceleri gaz lambası ışığında çalışan Cheval; çimento, kireç, harç ve tel kullanarak 10 bin günlük emeğin ardından yapıyı 1912 yılında tamamladı.
Kartpostallardaki dünyayı taşlara işledi
Dağıttığı mektuplardaki kartpostallardan ve dergilerdeki görsellerden etkilenen Cheval, mimariyi tamamen bu görsellerden öğrendi.
Sarayın tasarımında Hindu tapınaklarından Doğu mimarisine, Orta Çağ kalelerinden İsviçre dağ evlerine kadar pek çok farklı kültürün izleri yer alıyor.
Dış cephesi mitolojik figürler ve hayvan heykelleriyle süslenen bu büyüleyici eser, zamanla Pablo Picasso ve Andre Breton gibi dünyaca ünlü sanatçıların da takdirini topladı.
Ölümünden sonra tarihi eser ilan edildi
Sarayının içine gömülme isteği yasal nedenlerle reddedilen Cheval, vazgeçmeyip 74 yaşında yerel mezarlıkta kendisi için benzer üslupta anıt bir mezar daha inşa etti.
1924 yılında hayatını kaybeden postacının inşa ettiği devasa kompleks, 1969 yılında Fransa Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınarak tarihi eser ilan edildi.
Günümüzde "İdeal Saray" adıyla anılan yapı, tek bir insanın azmiyle neler başarabileceğinin en somut kanıtı olarak dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor.