İnsanoğlu ömrü boyunca pek çok bedel öder. Kimi zaman maddi kayıplarla sarsılırız, kimi zaman yanlış kararların faturasını cüzdanımızla ya da konforumuzla karşılarız. Ancak hayatın öyle bir muhasebesi vardır ki, orada ne paranın geçeri vardır ne de malın. O masaya oturduğunuzda, önünüze konulan fatura doğrudan doğruya "zaman"dır. Ve bu faturayı kesen, lügatimizin en pahalı, en acımasız kelimesidir: "Keşke."
Geriye dönüp baktığımızda, kaçırılmış fırsatların, söylenmemiş sözlerin ya da zamanında atılmamış adımların arkasından söylenen her "keşke", aslında geçmişe kesilmiş açık bir çektir. Zamanı geriye saramayacağımızı, akıp giden nehrin yatağında bir saniye bile duraksamayacağını bile bile, ruhumuzu o anın içine hapsederiz. "Ne olabilirdi?" ihtimalini satın almak için bugünün huzurunu peşinat veririz. Ama bilmeyiz ki o ihtimalin nihai satış fiyatı hiç değişmez: Ömür boyu ödenen bir bedel ve elden kayıp giden koca bir "şimdi".
İşte bu yüzden, "keşke" insanı kendi geçmişinin zindanına kilitleyen bir prangadır. Duvarları pişmanlıktan, parmaklıkları ise geri getirilemez dakikalardan örülmüştür.
Oysa bu zindandan çıkışın anahtarı, lügatimizin bir başka köşesinde, yüzünü geleceğe dönmüş bir şekilde bizi bekler: "İnşallah."
"İnşallah", sadece dini bir temenni ya da sıradan bir alışkanlık kelimesi değildir. O, insan psikolojisinin ve yaşam stratejisinin en rasyonel teslimiyet köprüsüdür. Rotayı geçmişin karanlığından, geleceğin umuduna çevirmektir. Kulaklara fısıldadığı şey nettir: "Evet, dün bitti. Hatasıyla, sevabıyla, kaybıyla yaşandı. Ama bugün buradayım ve yarın hala inşa edilebilir."
"İnşallah" demek; geçmişin ağır yükünü sırtından fırlatıp atmak, dersi heybeye koymak ve "Bundan sonrası için elimden gelenin en iyisini yapacağım, gerisini ise akışa bırakacağım" olgunluğuna erişmektir. Biri bizi dünün bataklığına çekerken, diğeri yarının kapısını aralar.
Hayatı, geçmişte yapılan hataların taksitlerini ödeyerek tüketmek büyük bir israftır. En pahalı kelimenin esiri olup ömrü heba etmek yerine; dünü bir tecrübe ambalajına sarıp kaldırmak ve yüzümüzü umuda dönmek zorundayız.
Unutmayalım; geçmiş değiştirilemez ama gelecek henüz yazılmadı. Hayatı "keşke"lerin maliyetiyle tüketmek yerine, cesaretle "inşallah" diyerek yola devam edebilmek, bir insanın kendine verebileceği en büyük özgürlük, geleceğine yapacağı en asil yatırımdır.
Mehmet Demir Yazdı: Geçmişin En Ağır Faturası: Keşke
Geriye dönüp baktığımızda, kaçırılmış fırsatların, söylenmemiş sözlerin ya da zamanında atılmamış adımların arkasından söylenen her "keşke", aslında geçmişe kesilmiş açık bir çektir.
İlk yorum yazan siz olun