Türkiye'de bazı insanlar hâlâ FETÖ denildiğinde meseleyi yanlış anlıyor.
Sanki ortada sadece Fethullah Gülen isimli bir vaizin kurduğu, belirli bir bölgede faaliyet gösteren sıradan bir örgüt varmış gibi düşünüyorlar.
Ben bu kanaatte değilim.
Bana göre FETÖ meselesi, tek başına bir din adamı veya bir cemaat meselesi değildir. Fethullah Gülen bu yapının görünen yüzü olabilir; ancak bu organizasyonun büyümesi, devletin kritik noktalarına sızması, küresel ölçekte faaliyet gösterecek ekonomik ve lojistik kapasiteye ulaşması, sıradan bir örgütün başarabileceği bir iş değildir.
Benim değerlendirmeme göre bu yapı, Türkiye üzerinde hesapları olan uluslararası güç merkezlerinin uzun yıllar boyunca desteklediği, büyüttüğü ve kullandığı bir projedir.
Nitekim 15 Temmuz gecesi yaşananlar da göstermiştir ki mesele yalnızca bir grup fanatiğin girişimi değildir. Devletin ordusuna, emniyetine, yargısına, bürokrasisine ve eğitim sistemine kadar uzanan böylesine kapsamlı bir yapılanmanın arkasında çok daha büyük organizasyonel kapasite bulunmaktadır.
Ancak hesap edemedikleri bir şey vardı.
Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği, Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu siyasi duruş ve milyonlarca vatandaşın devletinin yanında saf tutması, bu planın önüne geçti.
Türk milleti, tarihinin en kritik eşiklerinden birinde devletine sahip çıktı.
Ardından başlayan süreçte güvenlik kurumları, yargı, istihbarat ve bürokrasinin fedakâr mensupları çok büyük bir mücadele yürüttü. Devlet kurumları önemli ölçüde temizlendi. Örgütün açık faaliyet alanları büyük ölçüde daraltıldı.
Bugün gelinen noktada FETÖ'nün Türkiye'de geçmişte olduğu gibi bir darbe girişimi gerçekleştirebilmesi veya devletin merkezini ele geçirebilmesi mümkün görünmüyor.
Fakat bu, tehdidin tamamen ortadan kalktığı anlamına da gelmiyor.
Tam tersine, böylesine gizli, hücresel ve kripto karakter taşıyan yapılar, baskı altında kaldıklarında daha görünmez hale gelirler.
Bu nedenle FETÖ'yü sadece geçmişte kalmış bir örgüt olarak görmek büyük bir hata olur.
Bu yapı yıllar boyunca dünyanın farklı ülkelerine yayılmıştır.
Uluslararası ekonomik ağlar kurmuştur.
Finansal kaynaklar oluşturmuştur.
Farklı ülkelerde çeşitli faaliyet alanları geliştirmiştir.
Üstelik böylesine kapalı örgütlerde üyeler çoğu zaman kendilerini gizlemeyi, farklı kimlikler altında hareket etmeyi ve uzun vadeli planlar yapmayı esas alırlar.
Bu nedenle birileri "FETÖ projesi", "FETÖ yapılanması" veya "FETÖ bağlantısı" dediğinde meseleyi küçümseyerek yaklaşmamak gerekir.
"Bu kadar da olmaz."
"Her yerde FETÖ mü var?"
"Bu örgüt hâlâ etkili olabilir mi?"
şeklindeki soruların cevabı verilmeden önce, örgütün geçmişte devletin hangi noktalarına kadar sızabildiğini hatırlamak gerekir.
Benim kanaatim şudur:
FETÖ'yü sadece geçmişte kalmış bir olay olarak görmek doğru değildir.
Bu tür yapılar tamamen etkisiz hale gelene kadar devletin, milletin ve toplumun dikkatli olması gerekir.
Çünkü tarih bize göstermiştir ki bazı tehditler açık saldırılarla değil, uzun yıllara yayılan sessiz ve görünmez faaliyetlerle büyür.
Bu nedenle FETÖ'yü zihninizde küçültmeyin.
Küçük görmeyin.
Geçmişte yaptıklarını hatırlayın.
Ve devletin bu tür yapılara karşı verdiği mücadelenin neden hâlâ devam ettiğini anlamaya çalışın.
Mehmet Demir