ETKİN YÖNETİCİLİĞİN ÇOK BASİT FAKAT ÖNEMLİ BİR KAÇ SIRRI

Ahmet Levent Öner

ETKİN YÖNETİCİLİĞİN ÇOK BASİT FAKAT ÖNEMLİ BİR KAÇ SIRRI

Başarılı bir iş ortamı yaratmak ve hedeflere ulaşmak kısaca ifade edersem “gerçek anlamda yönetebilmek”, liderlik becerileri gerektirir. Elbette liderlik becerilerine sahip olmadan da insanlara bir şeyler yaptırabilirsiniz. Ama lider olabilirseniz hem yönlendirdiğiniz insanlar tarafından sevilir ve sayılır hem de hedeflere ulaşılmasını büyük ölçüde garanti altına alırsınız.

Bu konunun önemine dayanarak pek çok makalemde liderlik için siz dostlarıma ışık yakmak istemişimdir. Lider yöneticiler bu yaşıma kadar tanıdığım binlerce yönetici arasında sadece yüzde on, belki on beş kadar yöneticiyi kapsamaktadır. Bunun yaklaşık iki katı kadar sayıdaki görece “başarılı yönetici” de aslında her liderde olması gereken özellikler olan ”Bilgili” “Disiplinli” ve “Takipçi” olmaları ile ön plana çıkmaktaydılar. Ne acıdır ki geri kalan yüzde elliden fazla yönetici sadece günü kurtaran ve hasb el kader yönetmeye çalışan insanlardılar…

İşletmecilik literatürde de rastlayacağınız şekilde, pek çok yönetici organizasyonun kendilerine bahşettiği kademenin saygınlığı(!) kadar, ceza veya ödül verme yetkilerine dayanarak durumu idare ederler. Bunlar hasbel kader yöneticilerdir. Böyle yöneticiler normal şartlarda ve piyasalar dalgalı değilken durumu idare edebilirler. Zira normal piyasalarda satışlar ve kazançlar makuldür. Faizler de piyasalardaki ortalama kazançları negatif etkilemedikleri için ama borç ile, ama harc ile düşe kalka yol alabilmeleri hiç şaşırtıcı değildir.

Fakat piyasalarda kriz başgösterdiğinde veya kendi sektörlerine akıllı bir kaç rakip girdiğinde hasbel kader yöneticilik de derhal krize girip sırıtır. Bu durumda bu yönetici geçinenler ya kendileri istifa edip kaçar giderler veya patronları onları kapının önüne koyar. Buradaki can alıcı soru “Peki ya patron, gerçek patronsa?” sorusudur. Yani işletme sahibi liderlik becerilerini kazanmamış, veya yeterince disiplinli ve takipçi olamayan bir yöneticiyse durum ne olacaktır? Maalesef durumun gerçekten çok vahim olacağını söylemek zorundayım.

O halde başlıktaki konuma dönerek, çıkmamış canlara bir umut olmak isterim. Liderlik yönetim biliminde üçüncü devrim olarak bilinen ve öğrenilebilen “Durumsal Liderlik” konusu ile daha kolay ve çabuk beceri haline dönüşebiliyor olsa da, ben “liderlik eğitimi almamış veya alıp da uygulamayan” her yöneticinin başarılı olması için gereken üç konuyu biraz açarak belirtmek istiyorum.

Bunlar sırası ile “Teknik Bilgisi Olmak ve Güncelden Kopmamak” sonra da “Disiplinli olmak” ve “Takipçi olmaktır” Elbette empatik iletişim, adil olmak gibi bazı gereklilikler de göz ardı edilmemelidir. Bu günkü yazımda ilk üç konuyu paylaşmak istiyorum:

Bir yönetici başlarında bulunarak, yönlendirdiği grubun yaptığı tüm işleri olabildiğince iyi bilmelidir. Bu sayede kendisine sorulan ve astlarının içinden çıkamadığı sorunlara çözüm bularak, onları geliştirebilir. Hatta sorunların çıkmasını önler, öğretici ve saygı duyulan bir insan olabilir. Fakat bunu takip eden iki önemli konu “disiplin ve takipçilik” konularıdır. Aslında biri diğerini tamamlayan bu iki konu birim, bölüm ve nihayet bütün işletmenin hedeflerine ulaşmasını sağlar.

Disiplin birçok kişi tarafından yanlış bilinir. Bağırıp çığırma, sertlik, tehdit, terbiyesizlik, küfürbazlık kısaca karşındaki insanı ezmek asla disiplin değildir. Böyle davranan hatalı yöneticiler, yetkin ve aynı zamanda gururlu elemanlarını derhal kaçırırlar, geri kalanlar ise dayak arsızı ve kötü söz yüzsüzü olarak durumu idare ederler… Oysa zor zamanlar “durumu idare etme zamanları” değildir. Disiplin denen kavram, öğretmek, sorumlu tutmak ve özel olarak da takip etmek gibi özelliklerle işe yarar hale gelir. Bu nedenle konusunu iyi bilen, çekirdekten yetişmiş ve eğitimli yöneticiler disiplin kurmakta daha başarılı olabilirler. Yöneticinin bilgi eksiği varsa başta kendilerine sonra da astlarına öğretecek kişiler bularak bu eksikliği bir dereceye kadar azaltabilirler.

Takipçilik bir yöneticinin başarı anahtarlarından önemli bir tanesidir. Bunun için daha “1960”lı yılların sonlarında ve “1970” lerde yaygınlaşan “Hedeflerle Yönetim” dikkatle uygulanmalıdır. Hedef vermek zaten bir liderin de en önemli görevlerinden birisidir. Hedefler her bölüm ve birim için dikkatle ve hedef verme kriterleri uyarınca verilmeli, her ay mutlaka takip edilmeli hatta üç ayda bir tüm işletmenin bölüm yetkililerince toplanılıp üzerinde görüşülerek ulaşılması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Bir yönetici bırakın hedef koyup takip etmemeyi, bir kural koyup uygulanmasını takip etmezse veya verdiği küçük ya da büyük bir işi bitiş tarihi belirleyip takip etmezse işletmesine karşı en büyük hatayı yapmış olur. Hemen her yazımda belirttiğim üzere, işletmeye yapılan hatalar sadece patronu, ve orada çalışanları değil tüm ülkeyi etkiler. Ülkeler, işlerini doğru yapan patronlar ve yöneticiler varsa kalkınır ve büyürler.


Ahmet Levent ÖNER
Altıntepe
12 Eylül 2026 İÇİN

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.