Erkan Sevinç yazdı: YAŞAMI YAZARAK ÇOĞALTMAK

Erkan Sevinç yazdı: YAŞAMI YAZARAK ÇOĞALTMAK

87.Dil Bayramı İzmir’de Konak Belediyesi’nin destekleriyle bir kez daha kutlandı.Bu yılki kutlamalarda ilk kez Türkçe’ye emek ödülleri de verildi.Dil Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Temsilcisi Gürsel Gezen’in "Mustafa Kemal Atatürk, 12 Temmuz 1932'de Türk Dil Kurumu'nu, tüzel kişiliği olan bir dernek olarak kurmuş ve Dil Devrimini başlatmıştır. Türk Dil Kurumu (TDK), Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde ilk Türk Dili Kurultayını 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayında toplamıştır. Bilim ve sanat insanlarının yanı sıra yurdun her yerinden, her inanç ve kökenden yurttaşların da katıldığı kurultayda 26 Eylül, 'Dil Bayramı' olarak kabul edilmiştir. Dil Derneği Atatürk'ün Dil Devrimi yolunda attığı adımları sürdüren, dilimizin gücünü, varsıllığını koruması, geliştirmesi için çalışan, bir dernektir. 2001 yılından başlayarak Dil Bayramını İzmir'de de kutluyoruz."sözleriyle başlayan kutlamalara damga vuran emek ödüllerini Şadan Gökovalı ve Hidayet Sayın aldı.

Hidayet Sayın’dan söz etmek istiyorum sizlere.. 91 yaşında bir çocuk hekimi. Aydın doğumlu. Bu kentte adını taşıyan sanat merkezi de var.1950 yılında İzmir Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra 1954’te Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oluyor. Çeşitli sağlık kurumlarında görev yaptıktan sonra  1971’de Aydın’da Ana-Çocuk Sağlığı Merkezi başhekimi olarak görev yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayla ve tiyatroyla ilgili.

Edebiyat dünyası onu oyun yazarlığı ile tanıdı. Oyunlarında köy yaşamını tüm gerçekçiliği ile yansıttı. Ağa baskısını, muhtarların çıkarcı tutumlarını ve  törelerin katılığını dramatik bir yaklaşım ile ele aldı. İlk oyunu “Topuzlu” 1963 yılında Ankara, Bursa ve İzmir Devlet Tiyatroları ile İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda peş peşe oynandı. Bu oyununda batıl inanışları nedeniyle adı evliyaya çıkmış yaşlı bir insanın, adını sürdürecek bir erkek toruna sahip olamamanın verdiği büyük üzüntü ile başına gelen traji-komik olayları ve bu yaşlı insanın dramatik sonunu anlatır.

“Pembe Kadın” oyunu Hidayet Sayın’a büyük ilgi kazandırdı. Daha sonra filmi de çekilen (yönetmen: Atıf Yılmaz, 1966) bu oyununda Hidayet Sayın, Yakasız köyünde yaşayan ve kocası tarafından terk edilmiş yoksul bir ana ile  kızını konu alır. Annesi yüzünden evlenememiş ve artık evde kalmaktan korkarak isyan eden kız ile evi tek başına ayakta tutmuş erkeklere düşman ve dahi yalnız kalmaktan korkan anneyi karşı karşıya getiren yazarın, dramatik ilişkiyi büyük bir ustalıkla işlediği görülür.
  
Hidayet Sayın toplumsal temaları işlerken, oyun kişilerinin iç dünyalarını gerçekçi bir yaklaşımla irdelemeye çalışan bir yazar. “Kördüğüm” (1965), “Küçük Devler” (1967), “Yabacılar” (1975) ve “Köşe Kapmaca” (1982) gibi oyunları basılma şansı bulamamış.Türk Tiyatrosu’nun 100 e yakın eseriyle en üretici yazarı.

Hidayet Sayın oyunlarını kaleme alırken sadece toplumda var olan gerçekleri eleştirmekle kalmayıp toplumun ya da bireyin felakete sürüklenmesinden kendisini de sorumlu tutar. Tiyatronun, insan üzerinde bıraktığı güçlü etkiyi buna hizmet etmek için kullanır. Hidayet Sayın, bir karakteri sahneye taşırken, yaşamda yakından gözlemleme şansını bulduğu insanlardan yola çıkar. Ona göre insan, doğası gereği, ne tam kötü ne de tam iyidir. Tiyatronun da yakından takip ettiği bu yaşamsal gerçek, yazarın yarattığı karakterlere yansır.

Hidayet Sayın’a göre iyi bir tiyatro yazarı olmanın yolu, tiyatronun içerdiği öğeleri iyi bilmekten geçiyor.Yazar bir oyunun başarıya ulaşmasında mesaj, önerme çatışma, kişileştirme gibi ayrıntıların temaya hizmet etmek zorunluluğuna dikkat çekmeli. Sayın, oyun yazarlığındaki başarısını yazmaktan hiç vazgeçmemesine bağlıyor. Yaşamı yazarak çoğaltmak böyle bir şey olmalı.
 

Kaynak: YAŞAMI YAZARAK ÇOĞALTMAK - ERKAN SEVİNÇ

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri