Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Hanun sakinlerinden Abdullah Ebu Herbid, İsrail'in Filistin halkına uyguladığı zulmün her çeşidine tanık oldu.
Ebu Herbid'in hikayesi 2014 yılındaki İsrail saldırılarıyla (Koruyucu Hat Operasyonu) başladı. O dönem nişanlısını görmeye giderken uğradığı saldırıda Ebu Herbid sol bacağını kaybetti.
Bu saldırıdan yıllar sonra 2023'teki Aksa Tufanı Ebu Herbid için yaralanma ve hapishanede işkenceyle geçen yeni bir hikayenin başlangıcı oldu.
Saldırıların 17. gününde sığındıkları bir okula bitişik durumdaki evin bombalanmasıyla Ebu Herbid, sağ bacağı, kolu ve karnından ağır şekilde yaralandı.
Durumu kritik olduğu, bacağındaki damarlar, kas dokusu ve sinirler parçalandığı, karnından da ağır yaralandığı için Ebu Herbid, yaklaşık 20 gün hastanede kaldı. Beyt Hanun'daki Endonezya Hastanesi'nde tedavi gördüğü sırada hastane İsrail askerlerince kuşatıldı ama mucize eseri hastaneden çıkmayı başardı.
Tedavi sürecinden yaklaşık 1 yıl sonra İsrail ordusu kuzeye karadan girdi ve tüm çıkışları kapattı. Ebu Herbid, bir bacağı ampute diğeri de yaralı olduğu için kuzeyden çıkamadı. İsrail askerlerince alıkonulan Ebu Herbid için bundan sonra hapishanelerde işkence dönemi başladı.
Üzerlerine idrar döktüler
Ebu Herbid, İsrail askerlerinin Endonezya Hastanesi yakınlarındaki Kuveyt Okuluna gelip yaklaşık 280 erkeği bir alana topladığını belirtti.
Filistinli esir, alıkonulma aşamasında yaşadıkları korkunç anları "Bizi darbettiler, küfrettiler hatta idrarla aşağılamaya çalıştılar. İçini idrar doldurdukları şişeleri üzerimize boşalttılar. Alıkonulma aşaması çok korkunçtu." sözleriyle anlattı.
Askerlerin daha sonra onları Sde Teiman Hapishanesine götürdüğünü aktaran Ebu Herbid, şunları söyledi:
"Orada da başka bir işkence hikayesi başladı. Mesela ben bir bacağı olmayan, kolu ve diğer bacağı da yaralı bir insanım. Ama bu hiç umurlarında değildi, yürüyeceksin diyorlardı. Omuzumdan yakalıyorlar ve yürü diyorlardı. Ayaklarıyla vurup yürümeye zorluyorlardı."
Filistinlileri "böcek" muamelesi yaparak aşağıladılar
Ebu Herbid, hapishanede demir gibi sert cisimlerle yediği darbeler nedeniyle sol kolundaki platinin dışarı çıktığını ve kelepçelerin bileklerini parçaladığını söyledi.
Gördükleri işkencenin haddi hesabı olmadığını kaydeden Ebu Herbid, şu ifadeleri kullandı:
"Her yer kan oluyordu ama bu onlar için çok normal bir şeydi. Onlar için bir böcekten farksızdık. Ben sakatım diyordum. Hayır hepiniz direnişçisiniz diyorlardı. Ben bu sakat halimle nasıl direnişçi olayım. 12 yıldır bu haldeyim, sakatım. Hayır hepiniz teröristsiniz, yalancısınız diyorlardı."
Sde Teiman'dan sonra başka bir hapishaneye nakledildiğini bu nakil sırasında da işkence gördüğünü kaydeden Ebu Herbid, otobüste sürekli darbedildiğini ve kulağındaki sinirlerin tahrip olması nedeniyle de o günden beri kulağında dinmeyen bir çınlama olduğunu dile getirdi.
Esirleri konuşturmak için sakat birine işkence ettiler
Daha sonra Ofer Hapishanesine nakledilen Ebu Herbid, orada da şiddet ve aşağılanmaya maruz kaldı.
Ebu Herbid, hapishaneye nakledilmelerinden bir hafta sonra baskın için gelen özel birimlerin ona yaşattığı azabı işe şöyle anlattı:
"Baskın yapan birimin sorumlusu uzun boylu iri yarı birisiydi. Gardiyana 'Gençleri getir' dedi. Sonra bana dönerek 'Ellerini kapının dışına çıkar' dedi. Kapı kalın zırhlı demirdendi ve üzerinde ancak bir elin sığabileceği kadar açıklık vardı. Ellerimi o aralıktan çıkardım, ellerim kelepçeliydi.
Sonra bütün ağırlığıyla ellerimin üzerine yüklendi. 100 kilodan fazla birinin yaralı kolumun üzerine bütün ağırlığını verdiğini düşünün. Kolum zaten yaralıydı ve o ağırlık altında parçalandığını hissettim, kemiklerimin çatırdadığını duyar gibi oldum. Dayanacak gücüm kalmadığı için bağırdım. Yarım saat sonra gelip gençlerin konuşması için beni bu şekilde cezalandırdığını söyledi."
Bu işkencelerden sonra Ekim 2025'teki esir takasıyla serbest kalan Ebu Herbid, şimdilerde Gazze kentinin batısında bir çadırda eşi ve 3 kızıyla birlikte zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor.