Elazığ'da "Uluslararası Su Ürünleri Zirvesi Elazığ 2026" başladı.
Anadolu Su Ürünleri Mühendisleri Derneği (Ana-Süm-Der) ile Aqua Life of Türkiye Yayın Grubu işbirliğinde, Elazığ Belediyesi ve Elazığ Kent Konseyinin himayelerinde düzenlenen zirve, bir otelde gerçekleştirilen açılış oturumuyla başladı.
Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
Elazığ'ın su ürünleri üretiminde Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğunu ifade eden Hatipoğlu, "Fırat Nehri'nin aslında Fırat adını aldığı, aynı zamanda kendisinden sonraki tüm sınırları aşarak adeta pek çok farklı coğrafyayı cennete çevirdiği bir noktadayız. Hem Keban Barajı ve Karakaya Barajımızdaki hem de diğer sulak alanlarımız, küçük barajlarımızda da su kaynakları ve su ürünleri ile ilgili olarak ülkemizin en önemli rezervlerine sahibiz. Elazığ ihracat ve ülkemizdeki üretim açısından büyük bir potansiyel taşıyor." dedi.
- "10 yıllık dönemde yetiştiricilik üretimimiz yüzde 161 oranında artmıştır"
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz da su ürünleri sektörünün gıda üretiminin yanı sıra istihdam, teknoloji, yatırım ve uluslararası ticaret açısından stratejik öneme sahip hale geldiğini belirtti.
2024 yılı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünyada su ürünleri üretiminin 92 milyon tonunun avcılıktan, 103 milyon tonunun ise yetiştiricilik yoluyla elde edildiğini aktaran Türkyılmaz, şunları kaydetti:
"Dünya su ürünleri üretiminin parasal anlamdaki toplam değeri 450 milyar dolar seviyesinde gerçekleşiyor ve bunun yaklaşık 300 milyar dolarlık kısmının yetiştiricilik yoluyla elde edilen ürünlerden sağlandığını belirtmek istiyorum. Ülkemizdeki duruma bakacak olursak denizlerimiz, zengin iç su kaynaklarımız, yetiştiricilik potansiyeli ve gelişmiş üretim altyapımızla su ürünleri sektöründe önemli bir konuma ulaşmış bulunmaktayız. Bugün sektörümüzde dolaylı ya da doğrudan 250 bin kişi istihdam edilmektedir. Bakanlığımızın uyguladığı politikalar, üreticilerimizin gayretleri ve sektörümüzün yatırımları sayesinde üretim ve ihracattan önemli başarılara da imza atmaya devam ediyoruz. 2025 yılında su ürünleri üretimimiz 1 milyon 37 bin ton olarak gerçekleşmiş ve Cumhuriyet tarihimizin üretim rekoru kırılmıştır. Bu üretimin yaklaşık 626 bin tonu yetiştiricilik yoluyla elde edilmiş ve son 10 yıllık dönemde yetiştiricilik üretimimiz yüzde 161 oranında artmıştır."
Türkiye'nin su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada, çipura ve levrek üretiminde dünya birincisi, alabalık üretiminde ise dünya ikincisi olduğunu vurgulayan Türkyılmaz, şöyle devam etti:
"Önümüzdeki iki yıl içerisinde Türk havyarı markasıyla dünya pazarlarına açıldığımızda ülkemizin siyah havyar ticaretinde bir numara olacağını ve bunun da merkezinin Elazığ olacağını da hatırlatmak isterim. Ülkemizdeki bu başarıyı ihracata da yansıtmış durumdayız. 2000'li yılların başlarında yaklaşık 100 bin ton olan su ürünleri ihracatımız, 2025 yılında 288 bin tona, ihracat değerimiz ise yaklaşık 568 milyon dolardan 2 milyar 300 milyon dolara yükselmiştir. Bugün yaklaşık 100 ülkeye ihracat gerçekleştiren Türkiye, uluslararası pazarlarda güçlü ve güvenilir bir tedarikçi konumunu sürdürmektedir."
- "Toplam 17 türde üretim planlamasını hayata geçirdik"
Türkyılmaz, yalnızca daha fazla üretmeyi değil, kaliteli, güvenilir, izlenebilir ve yüksek katma değerli ürünlerle dünya pazarında daha güçlü ve kalıcı bir konuma ulaşmayı da hedeflediklerini dile getirdi.
Bu doğrultuda işleme teknolojilerinin geliştirilmesi, markalaşma, yeni pazarlara erişim ve uluslararası rekabet gücünün artırılmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Türkyılmaz, "Bakanlık olarak sektörümüzün gelişimini planlı ve sürdürülebilir bir üretim anlayışıyla sürdürmeye gayret ediyoruz. Bu kapsamda avcılıkta 12, yetiştiricilikte ise çipura, levrek, alabalık, Türk somonu ve Akdeniz midyesi olmak üzere toplam 17 türde üretim planlamasını hayata geçirdik ve başarılı bir şekilde uyguluyoruz." ifadelerini kullandı.
Türkyılmaz, sürdürülebilir üretim için doğal kaynakların korunması ve üreticilerin rekabet gücünün artırılmasına yönelik politikaları da geliştirmeye devam ettiklerini aktararak, şunları kaydetti:
"Bugüne kadar yetiştiricilik sektörü için 29 milyar lira bir destek sağladık. Sektörün kullandığı 39 milyar liraya varan ÖTV'siz yakıt desteğiyle birlikte toplam 68 milyar lirayı bu sektörün desteklenmesi adına hizmete sunduk. Bunun yanında tarımsal kredi limitini 40 milyon liraya çıkararak yatırımın önünü açtık ve ilk kez yüzde yüze varan faiz indirimi imkanı da sağlamış olduk. Su ürünleri sektörünün geleceğinde bilim, teknoloji ve yenilikçi uygulamaların belirleyici olacağı açıktır. Su kalitesinin anlık izlenmesinden akıllı yemleme sistemlerine, hastalıkların erken teşhisinden dijital üretim yöntemine kadar pek çok teknolojik gelişme sektörümüz için önemli fırsatlar sunmaktadır. İklim değişikliği etkilerinin giderek daha fazla hissedildiği günümüzde bilimsel veriler ışığında ve çevreye duyarlı üretim yapmak her zamankinden daha önemli hale gelmiştir."
Gana Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Sheikh Abdul Nasiru-Deen ise ülkelerinin uzun kıyı şeridi ve zengin iç su kaynaklarıyla su ürünleri yatırımları için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.
Denizlerinde ton balığı, sardalya, hamsi gibi ticari türler ile iç sularda yayın balığı yetiştiriciliği için geniş imkanlar bulunduğunu aktaran Nasiru-Deen, şunları kaydetti:
"Ülkemizde yetiştirilen mısır ve soya fasulyesi de yerli balık yemi sanayi ve bütün Afrika bölgesi için çok değerli ve önemlidir. Gana, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) Sekretaryası'na hem liderlik hem de ev sahipliği yapmaktadır. Zaten Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin merkezi şu anda Gana'dadır. Dolayısıyla, Gana'da yatırım yapmak demek, yalnızca ülkemize, pazarına hitap değildir. Gana ile ticaret yapmak, 1,4 milyar Afrika insanına ve 4 trilyon dolarlık Afrika pazarı ile ticaret yapmak demektir. Türk dünyasının ve özellikle bu sektördeki insanların ülkemize su ürünleri yatırımı için gelmeleri çok önemlidir."
Ana-Süm-Der Genel Başkanı Ergün Aslan da ülkeye en iyi hizmeti sunmak adına projeler geliştirdiklerini, yapılan zirvenin de bunların biri olduğunu, amaçlarının devletin himayesinde tüm paydaş kurum ve kuruluşların birbiriyle entegre olmasını sağlamak olduğunu belirtti.
"Fırat'tan dünyaya ticaretin yeni rotası" sloganıyla 23 Ekim'e kadar sürecek organizasyona Türkiye ile aktif ticaret bağı bulunan 9 ülkeden çok sayıda sektör temsilcisi, iş insanı, üretici ve yatırımcı katıldı.
Zirvede, küresel iklim değişikliği, sağlıklı gıdaya artan talep, su ürünleri yetiştiriciliğindeki teknolojik dönüşüm, sürdürülebilirlik ve Türkiye'nin küresel pazardaki stratejik rolü gibi kritik konular uzman isimlerce masaya yatırılıyor.
Zirve ile küresel su ürünleri sektörünün geleceğinin planlı ve çevreye duyarlı üretim anlayışıyla şekillendirilmesi, teknolojik yeniliklerin üretime entegre edilmesi ve uluslararası ticari işbirlikleri ile yeni yatırımlara zemin hazırlanması hedefleniyor.
Programa, Elazığ Kent Konseyi Başkanı Nafiz Koca, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Doğru, Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Şirin Budancamanak, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Cemil Yatkın, kurum ve kuruluş müdürleri, farklı ülkelerden sektör temsilcileri, iş adamları, akademisyenler ve davetliler katıldı.