Ebeveynler Dikkat... Algoritmalar Gençleri Nasıl Zehirliyor: Uzmanlar Tek Tek Açıkladı

Sosyal medyadaki nihilist söylemler ergenlerin gelecek umudunu kırıyor.

Uzmanlar, tembellik sanılan tablonun arkasında derin bir inanç kaybı olduğu konusunda uyarıyor.

Son dönemde sosyal medya platformlarında hızla yayılan "okumanın, çalışmanın ve çabalamanın anlamsız olduğu" yönündeki söylemler ile "hızlı zenginleşme" illüzyonları, ergenlik çağındaki gençlerin gelecek algısını ve motivasyonunu ciddi şekilde sarstı. Ailelerin sıklıkla ergenlik umursamazlığı veya "tembellik" olarak gördüğü durumun arkasında, algoritmalarla beslenen bir anlamsızlık ve kayıtsızlık döngüsü yatıyor.

ERGENLERDE TEMBELLİK DEĞİL İNANÇ KAYBI VAR

Konuyu Sabah Gazetesi’nden Pınar Yıldız Yüksel'e değerlendiren Psikoterapist Gökhan Ergür, gençlerin sergilediği tutumun basit bir tembellik olmadığını, çocukların emeğin bir yere varacağına dair inançlarını kaybettiklerini belirtti. Mizah veya eğlence adı altında sunulan içeriklerin "çabalamaya değmez" düşüncesini pekiştirdiğini vurgulayan Ergür, ertelenmiş ödül mekanizmasına dayanan gerçek hayat ile anlık tüketim sunan dijital dünya arasındaki çatışmanın gençlerde derin bir anlam krizine yol açtığını ifade etti.

Ergür, yetişkinlerin tembellik olarak adlandırdığı tablonun arkasında derine işleyen bir inanç kaybının bulunduğunu belirtti ve şu ifadeleri kullandı:

"Sosyal medyada yürütülen nihilist dilin tehlikeli tarafı şurada ortaya çıkıyor: Sorun bir gencin 'Hayatın anlamı nedir?' diye sorması değildir. Sorun, çocuk daha düşünmeye başlamadan cevabın hazır biçimde önüne konmasıdır: Hiçbir şeyin anlamı yok. Bir tarafta yıllar boyunca çalışması gerektiğini söyleyen gerçek hayat var, diğer tarafta beklemenin gereksiz olduğunu anlatan hızlı bir dijital dünya. Yetişkinlerin 'tembellik' diye tarif ettiği şeyin altında farklı bir problem var; çocuk çalışmanın bir yere varacağına inanmıyor olabilir. Bugün korumamız gereken şey çocuklarımızın önünde hâlâ yürümeye değer bir yol olduğuna dair inançlarıdır."

KOLAY YOLDAN BAŞARI SÖYLEMİ YAPISAL BİR SORUN

Toplumsal boyutu ele alan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar ise ergenlik döneminin psiko-sosyal yapısı ile toplumsal koşulların kesişimine dikkat çekti. Güllüpınar, süreci "Sosyal medya, başarıyı uzun erimli bir mesleki inşa ve çaba süreci olmaktan çıkarıp görsel bir tüketim standartına indirgedi. Ergenlik, 'ya hep ya hiç' mantığının en yoğun yaşandığı evredir. Bu yapı, liyakatin zayıfladığı ve emeğin değersizleştiği toplumsal zeminle karşılaştığında 'okul zaten boşuna' söylemi genç için tutarlı bir mantığa dönüşüyor. Ancak sorun yapısal olduğu için çözüm de yapısal olmak zorundadır. Gençlere soyut kişisel gelişim telkinleriyle gelecek duygusu kazandıramayız. Eğitimin bir sınıf atlama hayali satmak yerine, demokratik bir yurttaşlık ve mesleki tatmin kazandırma hedefi yeniden tarif edilmelidir." diye özetledi.

DİJİTAL TUZAKLARA KARŞI AİLELERE KRİTİK UYARI

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise ebeveynlerin sadece ekranda geçirilen süreye değil, ekranın arkasında tüketilen içeriğe odaklanması gerektiğinin altını çizdi. Algoritmaların kullanıcıyı platformda tutmak amacıyla benzer olumsuz içerikleri sürekli öne çıkardığını hatırlatan Kırık, ebeveynlerin dijital okuryazarlığı artırmaları, çocuklarıyla iletişimi koparmamaları ve yaşamı anlamsız bulan ya da kendine zarar verme söyleminde bulunan gençler için vakit kaybetmeden profesyonel psikolojik destek almaları gerektiği uyarısında bulundu.

Kırık, şöyle anlattı:

"Bir çocuk belirli bir içeriğe ilgi gösterdiğinde algoritma bunu öğreniyor ve benzer içerikleri daha fazla göstermeye başlıyor. Böylece çocuk, farkında olmadan aynı düşünce biçimini besleyen bir içerik döngüsünün içine girebiliyor. Ebeveynlerin sadece 'Telefonu ne kadar kullanıyor?' sorusundan ziyade 'Telefonunda ne görüyor?' sorusuna da odaklanması gerekiyor. Çocuk içine kapanıyor, okul hayatına ilgisini kaybediyor veya sürekli umutsuz ifadeler kullanıyorsa bunu basit bir ergenlik davranışı olarak değerlendirmemek gerekir. Özellikle yaşamak istemediğini ifade eden bir çocuk söz konusuysa profesyonel destek konusunda gecikmemek büyük önem taşıyor."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri