DÜNYANIN JEOPOLİTİK ALANI YENİDEN DÜZENLENİRKEN…

Nuray Başaran




Aslında Almanya'nın en ünlü dergilerinden olan Der Spiegel, Türkiye’deki seçimlere 20 gün kala çıkan Haziran sayısında, kapağına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı koydu. Ve yeni dönemi açık ve net duyurdu.

Kapağa "ben halkım" yazarak seçim sonuçlarına işaret eden Spiegel, yeni dönemde de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sandıklardan çıkacağını belirtmişti bir nevi.

Seçimden sonra oluşacak dünya düzenine de işaret eden Alman dergisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dünya geleceği ve düzeni konusunda daha aktif bir pozisyonda bulunacağına işaret ederken, Alman Başbakan Angela Merkel'in fotoğrafta yer almaması da dikkat çeken bir diğer detay olmuştu.

Avrupa’nın Amerika ile Rusya arasına sıkıştığını gören Merkel , seçim sonrası için Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini ilan edip önlem de almıştı. Trump’ın ise Putin ile zirveye yönelmesi, Avrupa’yı baskı altına almaya yetiyordu. 

Nitekim dün NATO toplantısında Erdoğan ve Merkel görüşmesi gerçekleşti. Ancak Putin ve Trump zirvesinin sonuçları da bir o kadar önemli ve belirleyici olacak. 

Görünen  o ki  taraflar ve büyük devletler gardlarını alarak,  bu oyunun içinde yer alıyor. Yeni  dünya düzeninde eskisinden daha iyi bir konuma gelmek için bazı çıkışları gündeme getiriyorlar. 

Türkiye’nin bu aşamada öne çıkması için,  Amerika-Çin-Rusya (üç büyük devletin) başkanlarının kapak yapıldığı bir dergide Recep Tayyip Erdoğan’a da yer verilmesi çok önemlidir. BU fotoğraf bugün daha iyi okunabilmektedir.

Peki neden?

Doğu ile batı arasında çatışma alanı olan Asya’nın ,  yani ‘Bozkır’ ın  dünya açısından jeopolitik alanı yeniden düzenlenmektedir.

Türkiye’nin artık eskisi gibi bir bölge ülkesi veya Ortadoğu veya ulus devlet ülkesi değil, geleceğe dönük yeni  dünya düzeni uygulamalarında üç büyük ülkenin yanında yer alarak belirleyici olacağını göstermektedir. 
İşte risk ve kazanımlarımız tam da bu noktada çok önem kazanmaktadır. Çünkü bu noktada önümüzdeki seçenekler nettir. 

Bu aşamada seçimimiz, ya dünya güçlerinin belirlediği plan doğrultusunda olacaktır. Ya da üç büyük devletin dışındaki devletler ile alternatif arayışlar öne çıkacaktır.

İşte tam da  bu aşamada üç büyük devlet,  kendi planlarının uygulanması noktasında Türkiye’deki iç dinamikleri izleyip ve de kullanmak isteyecektir. 

Bu çerçevede , 24 Haziran seçim sonuçlarının değerlendirmeleri de bize ipucu vermektedir. Büyük resme bakınca,   HDP’ nin son seçimlerde nasıl sempatik gösterilmesinin önemi büyüktür.

Peki bu sempatiklik, Kürdistan’ı yaratmanın ve ilanın da yolunu açabilir mi? Kürdistan üzerinden gelebilecek gelecekteki muhtemel gelişmeler,  Kuzey Irak üzerinden Güneydoğu’yu etkileyerek bir anlamda bölgesel federatif yapıları gündeme getirebilir mi?. 

Dün yazdığım gibi büyük resimde jeopolitik yeni merkez şekillenirken, bu deney Türkiye ile mi yapılmaktadır? Türkiye’nin dönüştürülmesiyle; doğunun, batının kontrolüne giden yolunun açılacağı görülmektedir. Gelişmeler göstermektedir ki, tüm bu strateji ve düzen kurulurken gelecek günlerde ; Çin’e karşı Japonya, İran’a karşı Türkiye kullanılacaktır. Tabii Kore’yi de unutmamak gerekir.

Peki neden? Ve tehlikeler nedir?

İngiltere’yi arkasına alıp dünya ekonomisini beklenenden 10 yıl önce ele geçiren Çin’in bu hızı , kolay kabul edilebilir bir durum değildir. Ve ticaret savaşlarını hızlandırmıştır. Üstelik bir şekilde Türkiye de devrededir. İngiltere ve İran’ın arka plan ortaklığı ise Türkiye’yi öne çıkararak,  İran’ı dışlamayı hedeflemektedir. 

Öte yandan bu yapılanmada İngiltere ve Avrupa’nın dışlanması halinde, hem İngiltere’nin hem de Almanya’nın intikamının büyük olacağı göz ardı edilmemelidir. Hatta karşımıza bir İngiltere- Almanya ortaklığı çıkması muhtemeldir. Ki dün yapılan NATO toplantısı bu resmi ‘aile resmi’nde de gözler önüne sermiştir. Kİ  İngiltere Başbakanı May’in Erdoğan’ın yanında fotoğraf karesinde yer alması bunu ortaya koymuştur. Ve çok manidardır. Yine Merkel ve Erdoğan görüşmesinin mesajı bu noktada çok önemlidir.  

Peki Avrupa’nın buna tepki göstermesi söz konusu olursa,  Almanya'nın ve Fransa'nın uzantılarını da bu coğrafyada  görmek sürpriz olamayacaktır. 

Fransa Ermeni meselesini gündeme taşıyabilecektir. Almanya Türk azınlıklar üzerinden İran’a  yakınlaşmaya çalışırsa şaşırmamak gerekir. 

Bu noktada ; Rusya-Çin-Amerika üçgeninde proje önerileri geliştirilmesi mümkün olabilir. Ancak bu kez de,  Avrupa tepkisiyle savaş konjonktürü gelebilir. Ki o zaman bu savaş sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmaz. Balkanlar üzerinden Hazar’a uzanabilir. 

Tüm bunlar göz önüne alındığında, ‘ Anadolu’ya hapsolmaktan’ çıkarılan Türkiye, araziye sürülebilir mi?Piyon ve de taşeron olarak? Ve esas mesele bu noktada,  Türkiye’nin nerede ve nasıl duracağıdır? Devam edeceğim.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.