DUMLU’DAN ÇIKAN HAVA KABARCIKLARI

Türk denizaltıcılığının en üzücü kazalarından biri olarak deniz tarihimize geçen Dumlupınar, her 4 Nisan’ın ‘Türk deniz Şehitleri Günü’ olarak anılmasını sağladı.

Türk sualtı sektörünün efsane isimlerinden Enes Ediz, TGC Dumlupınar’a inen ender sivil dalgıçlardan biri. 4 saati bulan dalışı helyum oksijen ile gerçekleştiren Edis, “50 yıl sonra 22 kahramanın kaldığı yerden yükselen hava kabarcıklarını hiç unutamıyorum” dedi.

NATO tatbikatından dönerken Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu açıklarında İsveç bayraklı yük gemisi Naboland ile çarpışarak batan Dumlupınar denizaltısında şehit olan 81 denizci bugün anılıyor. Akdeniz’de NATO’nun Mavi Deniz Tatbikatı’na katılan TCG Dumlupınar, 4 Nisan 1953’te Gölcük’te ki Donanma Komutanlığı’na dönmek için girdiği Çanakkale Boğazı’nda İsveç bandıralı Naboland ile çarpışmıştı. 81’i denizaltının içindeki personelle birlikte Nara Burnu’nın 85 metre altına batan Dumlupınar’ın güvertesinde ki ve köprü üstünde ki 5 asker kurtulmuştu. 72 saat süren uğraşlara ve tüm çabalara rağmen 81 denizaltıcı kurtarılamazken, Türk denizcilik tarihinin en acı facialarından biri yaşanmıştı. Dumlupınar, Türk denizcilik tarihinin en trajik olayı olarak tarihe geçerken içindekilerin kurtarılması için gösterilen tüm çabalar sonuçsuz kalmıştı.

“Dora2 ile 85 metre derinlikte Dumlu’ya indim”

Facia sırasında güvertede bulunan astsubaylar Hüseyin Akış ve Hüseyin İnkaya ile kurtarma dalgıcı astsubay Yılmaz Süsen’in ölümüyle hiç şahidi kalmayan TGC Dumlupınar, yakın deniz tarihimizin 85 metre derinlikteki hüzünlü hatırası. 4 Nisan, Türk denizaltıcılığının en kara günü olarak deniz tarihimize geçerken 2003 yılında yapılan özel bir dalışla anılmıştı. Derin deniz teknolojisiyle ilgili önemli işler yapan DETEK şirketinin kurucusu Enes Edis, Dumlupınar’ın batmasının 50’inci yılında ilk kez sivil bir dalgıç olarak denizaltıya inmişti. Çanakkale Boğazı’nın 85 metre derinliğinde yatan Dumlupınar’a modern teknoloji ile bile dalmanın çok zor olduğunu söyleyen deneyimli dalgıç Enes Edis duygularını Deniz Kartalı okuyucuları ile paylaştı.

Edis, “Dumlupınar’a kendi tasarımımız olan özel bir ekipmanla daldım. Derinlere inerken bölgedeki çok kuvvetli akıntıyı aşmamız gerekiyordu. Dönemin dalgıç okulu komutanı Albay Vedat Dora’nın geliştirdiği asansörü temel alarak modern ve özel bir asansör dizayn ettik. Bu asansörün adını Vedat Dora’ya ithafen Dora2 koyduk. Bu asansörü kullanarak boğazın kuvvetli akıntılarını geçerek Dumlupınar’ın kıç torpido dairesi üzerine indim. Etraf karanlıktı yani hiç ışık yoktu. Denizaltı bir balina gibi denizin altında yatıyordu. Battı şamandırasının çıktığı yuva boştu. Battı şamandırasının yuvasına, deniz şehitlerimizin anısına ‘Vatan Size Minnettardır’ yazan bir plaket koydum. O sırada gözüme kıç torpido dairesinde 22 denizcimizin son konuşmalarını yaptığı yerden yüzeye doğru çıkan hava kabarcıkları gördüm. O kadar etkilendim ki sanki oradan yüzeye çıkmak isteyen yaşamlar varmış gibi geldi. Bu manzarayı hala unutamam” dedi.

“Çandan çıktığım anda akıntıya kapılırdım”

İnsan vücudu için çok fazla derin olan TGC Dumlupınar’a dalmak, Çanakkale Boğazı’nın şiddetli akıntısıyla birleşince çok ince matematik hesaplamaları ve hassas planlamalar gerektirdi. Teknik dalış konusunda Türkiye’nin en iyi isimlerinden olan Enes Ediz, doğa koşullarını göz önünde bulundurarak gerçekleştirdiği dalışı şöyle anlattı. Edis, “Dalış yüzey destekli gaz karışımı helyum oksijen ile gerçekleşti. Dumlupınar 86 metredeydi ve sancağına(sağına) 15 derece yatıktı. En önemlisi ise baş tarafı eğimle birlikte 100 metreye kadar gidiyordu. ABD donanmasının kullandığı tablo ile indim. 20 dakika dip zamanı kullandım. Çıkışta 39 metrede ilk deko’yu (azot atımı için bekleme) yaptım. 20 dakika dip zamanından sonra toplam 142 dakika su içinde bekledim. Toplam dalış süresi ise 170 dakikaydı. Ayrıca 1 saatten fazla gemideki basınç odasında oksijen deko’su yaptım. Tüm operasyon Detek Salvor isimli dalgıç gemimizle yapıldı. Çok şiddetli akıntı olduğu için 4 yandan çapalama sisteminin bulunduğu gemide aynı zamanda uzaktan kumandalı sualtı aracı(ROV), basınç odası ve tüm dalış ekipmanları bulunuyordu. En önemlisi çan dalışı olduğunu vurgulamak isterim. Çan olmadan dalmak mümkün değil. 50 yıl önceki teknoloji ile yapmanın ne kadar imkansız olduğuna şahit oldum. Yine de ellerinden geleni yapan dalgıçlara büyük saygı duyuyorum. Dönemin şartlarında kahramanları kurtarmak için insanüstü çaba gösterdiklerini anladım” dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri