Dolandırıcılıktan Kesinleşen Mahkumiyet, Paranın Sanığa Gitmediği Anlaşılınca Bozuldu

İnternetten telefon satın alma sürecinde bir kişiyi dolandırdığı iddiasıyla hakkında 3 yıl 4 ay hapis cezası verilen sanık hakkındaki mahkumiyet kararı, mağdurun gönderdiği paranın sanığın hesabına aktarılmadığının ortaya çıkmasının ardından bozuldu.

İstanbul'da internette bir sosyal medya uygulaması üzerinden gördüğü bir telefonu satın almak isteyen E.Y, bin liralık ücreti satıcının isteği üzerine bir banka hesabına elektronik para ve ödeme hizmeti veren bir şirkete tanımlı IBAN'ı açıklama kısmına yazarak gönderdi.

Telefonun kendisine gelmemesi üzerine E.Y'nin suç duyurusunda bulunmasının ardından, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.

Bankanın savcılığa gönderdiği yazıda, para alıcısının Enes Arıkan olduğu belirtildi.

Soruşturma kapsamında düzenlenen iddianamede bilirkişi raporu da yer aldı. Raporda, ATM'den parayı çeken kişinin Enes Arıkan olmadığının tespit edildiği belirtildi.

İddianamede, Arıkan'ın hileli davranışlarla E.Y'yi aldatıp menfaat temin ettiği belirtilerek, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 3 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi, Arıkan'ın "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 3 yıl 4 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Arıkan'ın, bu karara itiraz etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 35. Ceza Dairesi, yargılamada eksiklik olduğu gerekçesiyle kararı usulden bozarak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.

Yeniden yargılanan Arıkan, savunmasında, 2018'de kripto hesabındaki varlığını bozarak ödeme hizmeti sunan uygulamaya para olarak aktardığını, oradan banka hesabına gönderdikten sonra bankadan parayı çektiğini öne sürdü.

Arıkan'ın ifadesinde bahsettiği para çekme süreci, bankadan talep edilen yazıda da yer aldı.

İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi, Arıkan'ın savunmasını suçtan kurtulmaya yönelik olduğunu değerlendirerek, "bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık" suçunu işlediğinin sabit olduğuna hükmetti.

Mahkeme heyeti, Arıkan'a 3 yıl 4 ay hapis ve 1660 lira adli para cezası verilmesine karar verdi.

Kararın İstinaf tarafından onanıp kesinleşmesinin ardından Arıkan cezaevine girdi ve 3 gün sonra denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak tahliye edildi.

Arıkan, avukatı Doğan Eriş aracılığıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, Arıkan'ın başvurusunu dosya üzerinden yaptığı değerlendirme sonucu reddetti.

İstinaf Cumhuriyet Başsavcılığı, yargılamanın yeniden yapılmasını istedi

Bunun üzerine Arıkan ve avukatı Eriş, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, resen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz." maddesi kapsamında İstinaf Cumhuriyet Başsavcılığına başvurup bozma kararı verilmesini ve yeniden yargılama yapılmasını istedi.

Yeniden sunulan belge ve delilleri değerlendirerek başvuruyu kabul eden İstinaf Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyanın yeniden görülmesi için bozma talebiyle 35. Ceza Dairesine gönderilmesini sağladı.

Daire, yaptığı incelemede, bankadan gelen yeni yazı neticesinde, mağdur E.Y'nin gönderdiği bin liranın elektronik para ve ödeme hizmeti veren bir şirketin havuz hesabına gittiğini, paranın herhangi bir şekilde sanık Arıkan'ın hesabına aktarılmadığını belirledi.

Bankacılıkta "havuz hesap" olarak adlandırılan hesapların, gün içinde para akışının gerçekleştiği farklı hesapların tek noktadan kontrol edilmesine olanak sağladığını belirten daire, şirketin havuz hesabındaki işlem hareketlerinde E.Y.'nin gönderdiği paradan sonraki ilk işlemin Arıkan'ın hesabında olduğunu, karışıklığın bu nedenle yaşandığını belirtti.

Daire, Arıkan hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verdi.

İlk derece mahkemesince verilen ve kesinleşerek infaza gönderilen hükmün infazının durdurulmasına ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar veren daire, dosyanın yeniden incelenip hüküm kurulması için ilk derece mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle ve kesin olarak karar verdi.

Daire, kararında, tespit edilecek şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını, kamu davası açılması halinde her iki davanın birleştirilmesini, sonuca göre sanıkların hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

"İstinaf kararında, müvekkilin olayla ilgisinin olmadığı sabit hale geldi"

Arıkan'ın avukatı Doğan Eriş, hukuki sürece ilişkin, yerel mahkemenin kararının ardından İstinaf'a bilgi ve belgelerle başvurduklarını, ancak yargılamanın yenilenmesi talebinin olumsuz sonuçlandığını söyledi.

Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel başvurudan da sonuç alamadıklarını, bunun üzerine İstinaf Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduklarını belirten Eriş, müvekkilin olayla hiçbir ilgisinin olmadığını, hesap hareketlerinde mağdurla herhangi bir para trafiği olmadığını, tamamen kendi işlemlerini yaptığını gözler önüne koyduklarını öne sürdü.

Eriş, "Bizim sevincimiz bu kararın bozulmasıyla birlikte müvekkilimizin ağır ceza mahkemesinde beraat edecek olması. İstinaf kararında, açık ve net bir şekilde müvekkilin olayla ilgisinin olmadığı sabit hale geldi. Yargılama devam ediyor ancak bu yargılama gerçek suçluların tespitine yönelik bir yargılama. Müvekkil bu yargılama neticesinde zaten beraat etmiş olacaktır. Çünkü İstinafın kararı kesindir, ilk derece mahkemesince buna uyulması gerekir." diye konuştu.

Haklarında verilen karar kesinleşse dahi mağdur olduklarını düşünen kişilerin hukuki mücadeleden vazgeçmemeleri gerektiğini belirten Eriş, kesinleşmiş kararların ardından da başvurulabilecek yasal yollar bulunduğunu ifade etti.

"İstinafın hükmü bozduğunu öğrendiğim an, dünyanın en mutlu insanı gibi hissettim"

Enes Arıkan da hakkındaki cezanın üniversitenin son sınıfındayken kesinleştiğini, bu süreçte yurt dışı merkezli bir oyun firmasında kazandığı staj hakkını zorlukla tamamlayabildiğini söyledi.

Mahkumiyetin adli siciline işlenmesinin yanı sıra denetimli serbestlik kapsamındaki imza ve seminer yükümlülüklerinin de iş hayatını olumsuz etkilediğini anlatan Arıkan, "İş başvurularından dönüş almak zaten zorken bir de nitelikli dolandırıcılık suçuyla işe kabul edilmem çok daha zordu. İlişkim de bu süreçte zedelendi. Yurt dışına çıkma hayalim vardı, hepsi sekteye uğradı. Hayatımın her alanını etkiledi." dedi.

Mağdurun gönderdiği bin liranın kendi hesabına geçmediğinin BAM incelemesinde tespit edilmesine ilişkin Arıkan, gerçeğin ortaya çıkacağına inandığını ancak ellerinde banka kayıtları bulunmasına rağmen havuz hesabının kendisine ait olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmasının zamanla umutlarını azalttığını ifade etti.

Arıkan, "İstinafın mahkumiyet hükmünü bozduğunu öğrendiğim an, dünyanın en mutlu insanı gibi hissettim. Avukatım Doğan Eriş kararı satır satır okurken havalara uçuyordum. Olayı yazdıkları her satırdan ne kadar iyi anladıklarını görmek muazzam bir histi. Sonunda derdimi birileri anlamıştı, çok sevinçliydim." ifadelerini kullandı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri