Dış Borç Sarmalı

Üretim ekonomisinden ziyade gereksiz ve lüks tüketime yönelik harcamalar sonucunda ülkemiz bütçe dengesinde yaşanan olumsuz gelişmeleri N Gazete yazarı Yaşar Can analiz etti.

Son 15 yılda üretime yönelik yatırım yapılmaması, bütçe kaynaklarının keyfilik mertebesinde ve gereksiz olarak saray, taşıt aracı, lüks tüketim malzemeleri gibi getirisi olmayan kalemlere harcanması, bütçe dengesinin ülke aleyhine alt üst edilmesine neden oldu. Bunların yanında sadece yatırım aşamasında alt firmaların üretim miktarını arttıran, ancak tamamlandıktan sonra üretim sektörüne katkısı olmayan inşaat işlerine yoğunlaşılması da iç ve dış kaynak ihtiyacını arttırdı.

Durum böyle olunca artan cari ödemeler yanında vadesi gelen iç ve dış borçların ödenmesinde kaynak sıkıntısı baş gösterdi ve ilave vergi talebiyle vatandaşa müracaat edildi. Zaten ekonomik sıkıntı da olan vatandaş ise; ya tüketimi kısarak talebi daralttı ya da küçük esnaf gibi gruplar hem talep daralmasından hem de ödeyemediği ek vergiler nedeniyle faaliyetlerini küçültmek ya da durdurmak zorunda kaldı.
    

Takip eden süreçte ülke ekonomisi finansal açıdan belirsizliğe sürüklendi. Bu sürecin yansıması olarak tahminimce 2020-2021 yıllarında finansal açıdan Türkiye'yi zor günler bekliyor.2019 yılını bir şekilde geçiştiren ülkemizin 2020 yılında ödemesi gereken kısa vadeli dış borç stoku 172,3 milyar dolar, buna ilaveten yap-işlet-devret modeli ile yaptırılan Hazine garantili projeler içinde 2 milyar dolar civarında bir döviz ihtiyacı var.
    

Bu döviz ihtiyacının ihracat, turizm ve yurtdışında çalışanların getirisi ile karşılanması pek mümkün görünmüyor. 
Çünkü 2020 yılının ilk sekiz ayında 102,5 milyar dolar tutarındaki ihracata karşın 135,4 milyar dolar ithalat gerçekleşmiş durumda. Sekiz aylık açık ise 32,9 milyar dolar olmuştur. Önümüzdeki dört ay içinde de olumlu bir işaret görülmemektedir. İhraç ürünlerin imalatında vazgeçilmesi mümkün olmayan yabancı menşeili ilk madde ve yarı mamul kullanılması da döviz ihtiyacını artırmaktadır. Bu girdilerin üretim maliyeti içindeki payı oldukça yüksektir.
    

Bu açığın kapanmasında önemli rol oynayan ve 2019 yılında 34,5 milyar dolar olarak gerçekleşen turizm gelirlerinin,2020 yılında, 2019 yılındaki düzeye ulaşmasının mümkün olmayacağı da anlaşılmıştır.  
    

Çünkü Covid-19 salgını nedeniyle turizm sektörünün 2020 yılında çok zorlandığı aşikardır.  2020 yılı turizm geliri beklentisi 41 milyar dolar olarak açıklanmasına rağmen, bırakın bu rakamı, 2019 yılında sağlanan 34,5 milyar dolara dahi yaklaşamayacağının işaretleri alınmıştır.  
    

Hal bu iken gerek borç geri ödemesinde ve gerekse zorunlu ihtiyaç malzemelerinin ithalatı için gerekli dövizi nereden bulacağız. Merkez Bankası kaynakları da tüketildi. Nitekim 2020 Temmuz sonu itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi 26,5 milyar dolar, bundan Temmuz 2020 sonu itibariyle swap işlemleri yoluyla elde edilen 58,2 milyar dolar tutarındaki emanet dövizleri düştüğümüzde ülkenin swap hariç net döviz rezervi negatife dönüşüyor. ( 26,5-58,2) = -31,7 milyar dolar tutarında eksi bir durum söz konusudur. Bu rakam Temmuz 2020 sonu itibariyle tespit edilen rakamı ifade etmektedir. Önümüzdeki dönemde ne olacağı ise muğlakdır. 
    

Bu tespitlerden şu anlaşılıyor ki; dış borç ödemelerinde bu kaynaklardan ümit yok gibi. 
    

İkinci yol ise; borç almak için ya IMF'nin kapısına yada dış finans kurumları ile Londra'daki tefecilere  başvurmak kalıyor. Kredi notumuzun düşüklüğü bu kaynakların maliyetini yükseltici bir unsur olduğundan bu yüksek maliyetin olumsuz etkileri kısa bir zamanda hissedilecektir.
     

İsraftan ve şatafattan vazgeçme ve tasarruf eğilimine girme yanında ihracat rakamlarının ithalat rakamlarını geçeceği gibi bir işaretinde belirtileri yok. İhraç ürünlerinin imalatında da büyük oranda ithal ilk madde ve yarı mamul girdisine bağımlıyız.  Ondan da vazgeçemeyeceğimize göre işimiz Allah'a kalmış. 
    

Reel ekonomiyi destekleyip üretimi artırmak ve maksimum tasarrufun sağlanması suretiyle ekonomik dengeyi sağlamak yerine para politikalarıyla palyatif ve popülist tedbirler tercih edilirse gün gelir işin içinden çıkılmaz hale girilir.
    

Allah yardımcımız olsun diyeceğim ama Allah da ben sana akıl verdim git başıyın çaresine bak diyecektir. 
    

O halde geriye ne kalıyor Varlık Fonundaki milli değerleri ve hazinenin kıymetli varlıklarını satmak. Hükümetinde bu niyette olduğu son günlerde verilen mesajlardan anlaşılıyor.
    

Büyük şair Fuzuli'nin şu ifadeleri de durumumuzu ne güzel özetliyor…
    ''Dost bivefa, felek birahm, devran bisukün,
      Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali zebun''

    Bugünkü dilimizde ki ifadesi ise şöyledir;
     ''Dost vefasız, dünya acımasız,dönem huzursuz,
    Dert çok, derdi paylaşan yok,düşman güçlü, talih güçsüz''
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri