Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi'nde "Ekran Ve Kültür" Ele Alındı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde, İstanbul Aile Vakfı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu işbirliğiyle düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"nde "ekran ve kültür" değerlendirildi.

Şişli'de bir otelde düzenlenen zirve kapsamında yapılan "Ekran ve Kültür" başlıklı oturum, yeni medya küratörü İsmail Halis'in moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülenay Pınarbaşı, oturumda yaptığı "Dijital Ayak İzinden Dijital Ruh İkizine: Verilerimizin Yeni Sahibi Yapay Zeka" başlıklı konuşmasında, yapay zekanın insanların hayatlarını kolaylaştıran bir yapı olduğunu fakat aynı zamanda iktidar alanı olarak da birçok noktada mahremiyet konusuna zarar verdiğini söyledi.

Pınarbaşı, yapay zekanın, insanın varlığına, hafızasına, mahremiyetine ve hatta ölümden sonraki durumuna uzanan yolculuğunda iktidar alanı ortaya çıkardığını ifade etti.

Dijital dünyada bırakılan izlerin sahiplerinin kimler olduğunu anlamanın önemine işaret eden Pınarbaşı, "Yapay zeka bütün bu izleri topluyor, işlemlendiriyor, anlamlandırıyor ve adeta dijital ruh ikizi oluşturuyor. Bizden yeni bir ben oluşturuyor. Yapay zekanın bizi taklit edebilen, bütün elindeki verilerle tercihlerimizi tahmin edebilen, sesimizi, yüzümüzü, konuşmamızı ve duygusal tepkilerimizi yeniden kurabilen dijital bir varlık olabildiğini bilmemiz gerekiyor." dedi.

İnsanın ikinci benliğinde kimin söz sahibi olduğunu, ölüm ve yas konusunda ele alarak araştırmalar yaptığını anlatan Pınarbaşı, "(Yapay zeka) Ölen kişilerin mesajlarını, fotoğraflarını ve geride kalan bütün dijital kalıntılarını kullanarak onların dijital temsillerini üretiyor. Bu dijital temsiller metalaşarak bir para karşılığında yakınlarıyla buluşturuluyor. Bunun bir sürü amacı var. Son bir veda veya onunla yaşamak. Teknoloji aslında teselliyle müdahale arasındaki sınırı çok ciddi biçimde bulanıklaştırıyor." diye konuştu.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Narmanlıoğlu da "Dijital Dünyanın Sınırlarında: Bağımlılıktan Dijital Vatandaşlığa" konulu sunumunda, çocukların telefon, tablet ve televizyon kullanımının ebeveynlerin kontrolünde olmasının önemini vurguladı.

Narmanlıoğlu, ebeveynlerin de günlük hayatlarında fazlasıyla internete ve yapay zekaya başvurarak yardım istediklerini belirterek şunları kaydetti:

"Çocukların da belli bir noktada dijital vatandaşlık kavramını öğrenmeleri gerekiyor. Dijital vatandaşlık, çevrim içi topluluğa katılım kabiliyeti. Biz çocukların elinden telefonu alamayacağız, interneti yasaklayamayacağız, çünkü internetin doğası yasaklanmama, ele geçirilememe üzerine. İnternetin bir merkezi yok. 9 yaşında çocuk VPN indiriyor, canının istediği yere girebiliyor. Filtre programları, kotalar koyuyoruz, ceza veriyoruz. Dijital vatandaşlığın 4 boyutu var. Biri sosyalleşebilme, biri politik katılım, biri ekonomik üretim, biri de eğitim ve kendini geliştirme."

"Yapay Zeka Çağında Kültür ve İnsansız Dünya" başlıklı sunum yapan Prof. Dr. Ahmet Dağ da felsefi açıdan yapay zeka kültürünün etkileri ve bireylerin farkındalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sosyal hizmetler uzmanı Melih Demirci, "Pornografi Kültürü, Hiperseksüelleşme ve Medya Etkisi" başlıklı konuşmasında, pornografi konusunda ele alınması gereken asıl yaklaşımın, hiperseksüelleşme ve pornografi kültürü dalgasına karşı ailelerin ve toplumun sosyal dayanıklılığın nasıl inşa edilmesi gerektiği olduğunu söyledi.

Zirve, "Ekran ve Bağımlılık", "Ekranda Söylem ve Temsil", "Ekran, Hukuk ve Sanal Bahisle Mücadele", "Ekran, Çocuk ve Kültürel Aktarım" ile "Dijital Çağda Haya Ahlakı" konulu panellerle devam ediyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri