DEVLET ŞİRKET GİBİ YÖNETİLİR Mİ?

Nuray Başaran


Artık okulu olan bir Milli Eğitim Bakanımız, tur şirketi sahibi bir Turizm Bakanımız, Hastanesi olan bir Sağlık Bakanımız var. 

Yeni kabinenin açıklanmasıyla birlikte şirketler ve şirketlerin sahipleri ve başında olanlar bakanlıkların başına geldiler. Yeni sistemde bakanlar, yasama (TBMM) organından kopartılırken ekonominin içinde bu sahalarda mücadele edenler bakan oldu.

Yani bir nevi halkın seçtiklerinin bakan olmasından imtina edilirken, piyasa  ve oradan gelenler artık yürütme gücünü temsil ediyor.

Durum böyle olunca;  devlet ve şirket birlikteliğini ele alıp tartışmamız gerekir. ‘Ben devleti de şirket gibi yönetirim’ derken; kendisi de özel sektörden gelen birisinin (üstelik de profesyonel bile olmayan şirket sahiplerinin) devlet ve şirket mantığını hangi çizgilerde tutacağı ve koruyacağı da çok önemli hale geliyor. 

Neden?

Devlet ve şirket mantığı birbirine ters düşüyor da ondan.

‘Devlet aklı’ dediğimiz devlet mantığı; kamu düzeni ve devlet çıkarlarını öngörüyor. 

Şirket kavramı ve şirketin ana amacı ise; faaliyet gösterdiği alanda en üst seviyede kar etmek (para kazanmaktır) da ondan.

Peki bu şartlarda,  ülke yönetiminde en üst seviyede para kazanmak ve kar elde etmek amacına göre mi hareket edilecektir? Yoksa kamu düzeni kavramları mı ya da kamu yararı mı ön plana alınacaktır?

Bunun tehlikesi ve karşıtlığını anlamak için; bugün geldiğimiz yeni dünya düzeni  ve bölgesel gelişmeler çerçevesinde,  ülkemizde şu an yaşadığımız küresel ekonomik saldırıyı görebilmek  yeterlidir diye düşünüyorum. 

Nitekim bugün bölgede küresel şirketler ve ulus devletler karşı karşıyadır.  Ve sorun da  ‘Dolar kuru’nun artmasından çok daha derindir.

Küresel şirketler, neo liberal çerçevede dünya düzenine sahip çıkarlar.  Bu nedenle de ulus devletlerin hak ve yetkilerini ellerinden alırlar. (Ki ülkemizdeki yaşananlar çok önemli deneydir) 

Özelleştirme yoluyla ulusal mal varlığını kaybeden devletler, kurumsal şirketlerin, piyasa yönlendiricilerinin etkisi altında kalır. Şirketler kendi çıkarları zorladıkça ulus devletlerin güçlerini azaltma yollarını ararlar. Hatta bu noktada başka yollara da başvururlar. 

Ulus devletlerin güçlerini,  küresel şirketler piyasa üzerinden sınırlarlar. Piyasa üzerinden ulus devletler devre dışı bırakılırken; devlet aklı ile kamu düzeni ve yararı korunmaktadır. Şirket aklı  ile de ; devletlerin ekonomik varlıkları öne alınarak yönlendirilmektedir.  Bu gidişin sonu ulus devletleri ekonomik olarak kendini yönetemez hale getirmektir. Devlet ve şirket aklı, bu nedenle  her zaman birbiri ile karşı karşıyadır. 

Ulus devletler,  devlet aklı ile kendini korumaya ve bölünme ve parçalanmayı önlemeye çalışmaktadır. Ki bugün, yeniden sınırların çizilmeye çalışıldığı bölgemizde,  tehlike ülkemiz açısından bu kadar yakın ve büyükken (Dolar’ın gidişatını bilmek bile buna yetecekken) ve bu gerçek dikkate alınırsa bile, ‘ şirket aklı’  ile devletin yönetilmeyeceği gerçeği de bir o kadar ortada açık ve nettir. 

Hatta bu çerçevede tekelci şirketlerin gündeme getirdiği şirket aklı;  milletlerin, örgütlerin ve ulus devletlerin devlet aklını da oradan kaldırdığı gerçeği de unutulmamalıdır.

Başarılı şirket sahiplerinin daha fazla kar için,  başarılı şirketler ile ortaklığa girmesi, bu şekilde ‘devlet aklı’nın yeniden canlandırılarak ulusal ekonominin ve devletin korunmasına katkı sağlaması gerekmektedir.  

Bugünün şartlarında; mevcut varlık ve yapı demokrasi ile korunabileceğine ve demokrasi dışı her müdahale bölünme ve parçalanmayı getireceğine göre;  önümüzdeki dönemde, demokrasinin halk egemenliği olarak devam edebilmesi için halkın temsilcilerinin yani milletvekillerinin bakan olmasına da büyük ihtiyaç vardır. Şirketlerin ülkeyi yönetmesine değil! 

Hatta üniter yapının korunması için  önce şirketlerin denetlenmesine ihtiyaç vardır.  Ülkeyi yöneten şirket sahipleri, şirketleri için yasama, yürütme ve yargı denetimini kendiliğinden  devre dışı bırakırken  önce iş adamıdırlar.  Ve iş adamı olarak kalıp bu ülkeye o şekilde katkı sağlamalıdırlar. Bölgemizde küresel şirketlerin ulus devletlere karşı mücadelesi varken;  içerde ‘kamusal zırh’ giyen şirket sahiplerine hiç  ihtiyaç yoktur.
 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.