MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.
Bahçeli'nin açıklamalarının satırbaşları şöyle;
" Toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı, tüm kardeşlerimizi selamların en güzeli ile selamlıyor şükranlarımı sunuyorum.
Kararlılıkla ifade etmem gerekirse Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bütün Türkiye’nin, bütün Türk milletinin, hatta Türk-İslam dünyasının sadece bugünün değil yarınların da partisidir.
Geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsüdür. Ez cümle millî umutların düşmeyecek sancağıdır. Bizim folluğumuzda kuluçkaya yatıp başka kümelerde yumurtlayanların, çıraklık dönemini aramızda geçirip gıcırdayan başka kapı diplerinde ustalık taslayanların milliyetçi-ülkücü hareketi hakkıyla idrak edip layıkıyla ifade etmeleri neredeyse imkânsızdır.
"BİZİM ÇAMUR ZİHNİYETLERE, ÇAMURLAŞMIŞ SİYASETE KAPIMIZ SÜNGÜLÜDÜR"
Hazreti Mevlânâ’nın dediği üzere her insan bir yağmur damlası gibidir, kimisi düşer çamura, kimisi düşer gül yaprağına. Çamurla karışan çamur atar, gül bahçesinde olan ise mis kokular yayar etrafına. Bizim çamur zihniyetlere, çamurlaşmış siyaset zıpçıktılarına yüzümüz dönük, kapımız süngülüdür. Ruhu bedenine egemen olan bir insanda görülecek davranış kalıbı öncelikle itidaldir; şayet insan itidalin pusulasıyla hareket ederse çetin imtihanları, zorlu engelleri birer birer aşacak yürekliliğe ulaşacaktır.
Gerçek yüreklilik bilek gücü veya kas birikimiyle değil, aklın ve ahlakın adalet çizgisinde sapmadan ve savrulmadan ilerleyişiyle tecelli edecektir. İşte böylesi bir erdeme ve bundan mütevellit erinç hâline müstakim bir tutumla müstahak olanlar, yaptıkları her işle, attıkları her adımla, ağızlarından çıkan her sözle hayranlık ve hürmet uyandıracak, yanlışın ve yanılgının boşluğuna da hiçbir zaman düşmeyeceklerdir. Halk ozanımız Yunus’un dediği gibi, “Az söz erin yükü, çok söz hayvan yüküdür.” Çok sözle yüzümüzü kızartıp mahcubiyet duyacağımıza, az ve öz söyleyip hafızalarda derin izler, vakitler bırakacak maharete sahip olmak lazımdır.
"TÜRKİYE, TARİHİ EŞİKTEN GEÇİYOR"
Yapılan konuşmalarda, paylaşılan görüş ve düşüncelerde bir mâkesin, bir de makusun şaşmaz gerçeğiyle karşılaşırız. Şayet sesimizi değil de sözümüzü yükseltir, üstelik bu yüksekliği millî ve manevî değer hükümleriyle perçinler, hepsinden mühimi ülkemizin menfaatini diğer bütün şahsî ve siyasî menfaatlerin önünde ve üstünde tutarsak, o zaman tezahür eden her söz, her düşünce, her görüş millet vicdanında mâkes bulacaktır, çünkü aziz millet varlığının basireti tıpkı tükenmez bir cevher gibidir. Fakat cümle cümle mağlubiyetle iade edilmiş, çelişki çukurlarına düşen açıklamaların, ahlaki safiyetten ve kalbî samimiyetten mahrum, ilke ve içerik yoksunu istismarcı çıkışların talihi, biliniz ki makustur. Bu makus düşünce ve ezberlerin millet huzurunda ne bir karşılığından ne de bir değerinden bahsedilebilecektir.
Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse, emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır. Türkiye’mizin geçtiği tarihî eşik, hepimize, özellikle siyaset müessesesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Mâkeste buluşmak varken makusun tezgâhında bocalamak, akıl ve mantık ihlalinden başka bir şey değildir. Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hâli vardır. Birisi adalet şuuru, diğeri de tarih şuurudur. Kemale ermiş adalet şuuru bizi imanımızla bütünleştirip Allah’ın yolundan ayırmayacak, tarih şuuru ise vatan ve millet sevgisinin ana yatağı olacaktır. Deniz fenerini andıran, aydınlık bir meşaleyi çağrıştıran bu yatakta oluşacak ve ortaya çıkacak fikrî atılımın tanım ve tarifi de elbette ve kesinlikle milliyetçiliğin ta kendisidir.
Türk milliyetçilerinin süresel ölçekli iddia ve hedefleri her zaman vardır ve bilinmektedir. 21. yüzyılda dünyanın daha yaşanabilir, daha insani, daha adil, daha huzurlu ve daha sevimli olabilmesinin bir yolunun da böyle bir anlayışı zenginleştirmekten geçtiği açıktır.
Türk milleti asla beklemeyecek, bilahare beklenen, özlenen, yolu gözlenen, müşfik ve müteaklis bir kudret olduğunu devamlı surette ispat ve ihsas edecektir. Bu kapsamda Türk siyasetçisinin, millî ve manevî değerler kümesinden ayrılmayan Türk aydınlığının müessir bir dünya kavrayışı olmalı, çağın rotasını tayin etme iddiasıyla mündemiç fikir ve politikalar geliştirmelidir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE HEDEFİ
Tasavvur, tahayyül ve tekniklerimizin ana çerçevesinde de “nasıl bir dünya, nasıl bir Türkiye” sorularına verilecek kalıcı ve kader belirleyici cevaplar oluşturulmalıdır. Kuru bir taklitçilik yerine özgün, özgüvenli ve öz değerlere bağlı fikir ve politika atılımlarıyla bezenecek müstesna projelerin arayışında olmak, bunları ekonomik, sosyal ve siyasal olayların akışıyla eklemlemek, medeniyet müktesebatımızın bize yüklediği başlıca sorumluluktur. İnsanlığı zorlu bir gelecek beklemektedir, bu nedenle gerek millî kaderimiz gerekse küresel kaderimiz üzerinde söz ve iddia sahibi olmaktan başka diğer tüm seçeneklere kapalı olmak durumundayız.
Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefleri, Türk milletinin kaderine aracısız ve fazlasız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama baçındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler mâkesin yerine mâkusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyorsa, bu surette terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçilerdir.
"SURİYE'DE YENİ BİR DENKLEM OLUŞTU"
Kürt kardeşlerimiz ile YPG'yi yan yana getirmek gafilliktir. Suriye'de yeni bir denklemi yeni bir yapı oluştu. Bu durum beklenen gayedir. Toprak bütünlüğü ile ilişkilidir. 30 Ocak'ta Şam ile SDG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı ile ateşkeste Suriye'ye entegrasyon konusunda anlaşmaya varılmıştır. Bu bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır. Yapılan anlaşmanın uygulaması dün başladı. Suriye'de devlet içinde devlet olmayacağı netleşti. Komşu ülkenin haritası artık tek renge bürünmüş ve işgalciler işgal ettikleri alandan çıkarıldı.
Önemli bir etap böylelikle geçilmiştir. PKK'nın kurucu önderliği, verdiği sözlerin ardından durdu. Örgütün lağvedilmesini sağladı. 27 Şubat çağrısı örgütün tüm bileşenleri tarafından kabul oldu. Türkiye'de olduğu gibi Suriye'de de provokasyonlar yaşanabilir. Sabırlı ve temkinli olmalı. Nusaybin'de bayrağımızı indiren alçaklar, milli birliğimizi yaralamaya çalışanlar ne yaparsa yapsınlar, Pir Sultan'ın sözleri ile sesleniyorum; dönen dönsün yolundan ben dönmezem yolumdan.
CHP'YE ERKEN SEÇİM TEPKİSİ
Kürtleri terör örgütüyle bir görenler kaybedecek. Özgür Özel’in Suriye ve Şara açıklaması hezeyandır. Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır.
CHP Genel Başkanının erken seçim hezeyanına kapılıp şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Erken seçim diye bir şey asla gündemde değildir. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir.
Ayrıntılar geliyor...