Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına Anneler Günü'nü kutlayarak başladı.
Türkiye'de milyonlarca annenin yoksulluk, güvencesizlik ve görünmeyen bir emek yüküyle mücadele ettiğini savunan Dervişoğlu, annelerin şiddetten ve korkudan uzak, güvenceli ve onurlu bir hayat sürme hakkına sahip olması gerektiğini, devletin de bu hakkı sağlama sorumluluğu olduğunu belirtti.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'na yaklaşırken Türkiye'nin en ağır gerçeklerinden biriyle yüzleşmek zorunda olduklarına işaret eden Dervişoğlu, 18-34 yaş arası gençlerimizin yaklaşık üçte ikisi kendi yaşam standardının anne ve babasından daha kötü olduğunu söylüyor. Hayatlarından memnun değiller, mutlu değiller. Nasıl iş bulacaklar, nasıl geçinecekler? Emekli olabilecekler mi? Endişeliler ve son derece haklılar. değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin her alanda olduğu gibi eğitim alanında da irtifa kaybettiğini iddia eden Dervişoğlu, şunları kaydetti:
Evet, bu iktidar döneminde okul sayısı, üniversite sayısı artmıştır. Kampüsler yapılmıştır. Bütçeler ayrılmıştır. O halde sorulması gereken soru çok nettir. Bu kadar bina yapıp, tabela asıp, kaynak harcayıp da nasıl bu kadar niteliksiz bir eğitim düzeni kurmayı başardınız? Cevabını ben vereyim. Çünkü bu iktidar eğitimi bir nitelik meselesi olarak görmedi. Eğitimi fikri hür, vicdanı hür bireyler yetiştirecek, meslek kazandıracak, bilimsel düşünceyi güçlendirecek, gençleri hayata hazırlayacak bir kamusal sorumluluk olarak ele almadı.
- Tarım sektörünün bankalara olan borcu 31 milyar dolar
Geçen hafta İzmir ve ilçelerini ziyaret ettiğini dile getiren Dervişoğlu, vatandaşların kendisine anlattığı sorunları aktardı.
Vatandaşların tarladaki kaybını telafi etmek için ahırdaki hayvanını sattığını söyleyen Dervişoğlu, bunun sadece bir çiftçinin dramı olmadığını, fabrika sahibinin fabrikasını, lojistikçinin tırını, kamyonunu sattığını iddia etti.
Bu durumun Türkiye'nin üretim düzeninin çöküşü, tarım politikasının iflası ve gıda güvenliğinin alarm vermesi anlamına geldiğini ileri süren Dervişoğlu, üreticinin, tüketicinin, esnafın emeklinin ve gençlerin yandığını savundu.
Çiftçiye verilecek desteğin milli gelirin yüzde 1'inden az olmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
Devletin son 20 yılda tarıma en az 177 milyar dolar aktarmış olması gerekirdi. Oysa hazinenin tarımsal destekleme ödemeleri kalemi altında yaptığı cari transferlerin toplamı yaklaşık 71 milyar dolar oldu. Aradaki fark 106 milyar dolar. Bugün tarım sektörünün bankalara olan Güncel toplam borcu yaklaşık 31 milyar dolar yani çiftçinin bankalara 1 birim borcu varsa, devletin çiftçiye ödemediği destekler üzerinden yaklaşık 4 birim borcu var. Bu ülkede çiftçinin devlete borcu yok, devlet çiftçiye borçludur. Çiftçi fazlasını istemiyor. Çiftçi ayrıcalık istemiyor. Çiftçi, kanunun kendisine verdiği hakkı istiyor. Alın terinin karşılığını istiyor. Mazotun, gübrenin, tohumun altında ezilmemek istiyor. Ürününü tarlada çürütmemek istiyor. Borç ödemek için ahırdaki hayvanı satmak istemiyor.
Bu haftanın Engelliler Haftası olduğunu, engelli vatandaşlara yapılacak yardımların bir hak, onur ve sosyal devlet meselesi olduğunu dile getiren Dervişoğlu, Engelli vatandaşlarımız eğitimde, istihdamda, ulaşımda, kamu hizmetlerinde, dijital erişimde ve bakım hizmetlerinde hala ağır engellerle karşılaşıyor. Kaldırımı erişilebilir yapmayan devlet, engelli yurttaşına 'sokağa çıkma' demiş olur. Toplu taşımayı erişilebilir hale getirmeyen yönetim, 'Hayata katılma' demiş olur. Okulları, hastaneleri, kamu binalarını, dijital hizmetleri engelli yurttaşların kullanımına uygun hale getirmeyen bir anlayış, eşitliği sadece kağıt üzerinde bırakmış olur. diye konuştu.
Dervişoğlu, engelli vatandaşların ayrıcalık değil, kazanılmış haklarının korunmasını, erişilebilir bir hayat istediklerini söyledi.
- Bu ülkede herkesle de görüşürüm
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin sorularını da cevapladı.
Bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp görüşmediğine ilişkin sorusunu cevaplayan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
Ben biriyle görüşürsem mutlak surette kamuoyunun haberi olur. Ben görüşürsem 'görüştüm' görüşmediysem 'görüşmedim' derim. Ben doğruları tartışmaya açılan bir adam değilim. Bunları kimin yaptığını, hangi amaçla yapıldığını da biliyorum. Bunun için sizin mesleğinizi de sosyal medya üzerinden kirleten bazı isimlerin gazeteci kisvesi altında bu işlere aparat olduklarını da biliyorum. Siyasetin içinde doğmuş biriyim. Milletten gizli hiçbir şey yapmadım. Ayrıca bu ülkede herkesle de görüşürüm. Bunu kamuoyunun gözü önünde yaparım. Dışarıya çıktığımda da açıklama yaparım. Sanki böyle bir sır zemini oluşturmaya yönelik adımların atılmasını da hem Türk siyasetinin üzerindeki gölgeyi arttırdığına hem de demokrasiyi zedelediğine inanırım. O sebeple Müsavat Dervişoğlu'nun ismini orada burada zikredenler, kafalarındaki küçük senaryo ve stratejilere alet etmeye kalkışanlar bilinsin ki sükutu hayale uğrarlar.
Dervişoğlu, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılmasına ilişkin ise Türkiye'nin bir siyasi ahlak yasasına ihtiyacı vardır ve oy veren seçmenin iradesini zedeleyen işlerin yapılmamasının gerekli olduğuna inanıyorum ama bu ilk bize yapıldı. İYİ Parti'ye yapılırken bugünkü tehlikeye işaret etmiştim. O zaman uyarılarımı hiç kimse ciddiye almadı. Bugün, o gün uyarılarımı ciddiye alamayanların bu dertlerle boğuştuklarına şahitlik ediyoruz. Ben böyle bir şey yapılmasına taraftar değilim. değerlendirmesini yaptı.
Öte yandan İYİ Parti'li milletvekilleri, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla salondaki koltuklarını partilerinin gençlik kolları üyesi gençlerine bırakarak, toplantıyı ayakta takip etti.