TBMM Genel Kurulu’nda 30 Nisan 2026’da Epstein bağlantılarının araştırılması önergesi AKP-MHP oylarıyla reddedildi!
Çocuklarımızın istikbali, karanlık ağların elinde mi?!
Millet soruyor: “Niye korkuyorlar, saklanacak ne var?!”
Vicdanlar sızlıyor, hakikat güneşi bulutlarla örtülemez!
Atatürk der ki: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Atatürk der ki: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
İşte bu egemenlik, bugün Epstein’in küresel pedofili ve şantaj ağının Türkiye ayağı karşısında da millet adına korunmak zorundadır.
Karanlık güçler, çocuklarımızı ve istikbalimizi hedef almışken Meclis’in “red” oyu, millet egemenliğine darbe değil midir?!
Tamam Hz. Mevlana, “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar iyi anlaşır” der.
Bu kapsamda, eğer “gerçek anlamda soruşturmacı, cesur ve vatansever” bir duruş sergilenmek isteniyorsa, yol belli, yön belli, yöntem belli!
Demem o ki:
30 Nisan 2026’da TBMM’de yaşananlar, “siyasi malzeme” diye geçiştirilecek bir mesele değil!
Jeffrey Epstein dosyalarının Türkiye bağlantıları, milyonlarca sayfalık yeni belgelerle yeniden gündeme geldi.
İhlas Holding’in eski CEO’su Ahmet Mücahit Ören’in ismi, Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince’nin tesislerinde Epstein mağdurlarına “masaj eğitimi” iddiaları, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na “satranç ustası” notu düşülmesi…
Bunlar belgelerde açıkça yer alıyor.
Deprem sonrası kayıp/refakatsiz binlerce çocuğun akıbeti hâlâ karanlıkta.
2016’dan beri TÜİK kayıp çocuk istatistiklerini yayınlamıyor.
Ensar Vakfı skandalları, tarikat bağlantıları, uluslararası insan ticareti iddiaları…
Hepsi tek tek değil, sistematik bir gölge gibi ortada duruyor.
Neden reddediyorlar?!
Altından ne çıkacak diye korkuyorlar?!
Resmi gerekçe malum:
Altından ne çıkacak diye korkuyorlar?!
Resmi gerekçe malum:
“Ülkenin itibarını zedeliyor, deprem hizmetlerini gölgeliyor, siyasi malzeme yapılıyor.”
Muhalefetin yıllardır verdiği benzer önergeler (CHP’den Sevda Erdan Kılıç’ın 2024’teki dosyası hâlâ bekletiliyor, İYİ Parti ve DEM Parti’nin deprem-kayıp çocuk bağlantılı teklifleri) aynı akıbete uğruyor.
Demem şu ki:
Bu reddediş, “hiçbir şey yok” mesajı vermiyor; tam tersine “bir şey var da saklıyoruz” şüphesini büyütüyor!
Bilinmeyenler ortada!
Epstein’in ağı sadece pedofili değildi; küresel elitler, iş insanları, siyasetçiler ve istihbarat çevreleri arasında “bal tuzağı” ile kurulan bir kontrol mekanizmasıydı.
Belgelerde ima edilen o “şantaj” mekanizmasının Türkiye’de hangi isimleri, hangi iş çevrelerini, hangi bürokratları kapsadığı hâlâ karanlıkta.
Türkiye’den bazı isimlerin bu ağda “sadece tanıdık” mı yoksa daha aktif rolü mü olduğu bilinmiyor.
Daha da derin bilinmeyen:
Bu ağın, deprem bölgelerindeki kayıp çocuklarla, tarikat-vakıf yapılarının içindeki istismar iddialarıyla ve uluslararası insan ticareti rotalarıyla kesişip kesişmediği…
İşte asıl bomba burada!
8 yıldır kayıp çocuk verileri gizleniyor.
Binlerce çocuğun akıbeti belirsiz.
Gerçek bir Meclis araştırması açılsa, sadece “isim geçiyor” diye kapanmayacak detaylar, siyasi-iş-istihbarat üçgeninde patlayabilir.
Bu satırların yazarı olarak söylüyorum:
Ben devletim, Atatürk’üm, sergerdeyim, hororistim, istihbaratçıyım, gazeteciyim, analistim, stratejistim…
Bu vatana sevdalı milyon’da bir’im!
Epstein gibi küresel karanlığın Türkiye ayağını araştırmak, çocuklarımızı korumak, millet egemenliğini savunmak vatan borcudur.
“Uluslararası itibar” diye milletin vicdanını karartmak, Atatürk Türkiyesi’ne yakışmaz!
Hülasa:
Küresel tefecilerle ortak işgörenler, hayatı insanın burnundan getirip “zindan” ediyorlar.
Çöl’de susuz kalana ya da “Eşek arısı kovanı”na çomak sokmayana laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zor!
Hz. Nuh “büyük tufan geliyor” dediğinde oğlu Kenan dahi inanmamıştı.
Ne var ki tufan geldi ve oğul Kenan’ı da yuttu gitti.
Elcevap: ?!
Meclis çoğunluğu reddedebilir ama vicdanlar, tarih ve millet reddetmez!
Çocuklarımız söz konusuysa şeffaflık tek çözüm.
Netice:
Türkiye, patlamaya hazır tabanca gibi!
Tetikte kimlerin parmakları var, o dahi sır değil, alenen ortada!
Epstein ağının Türkiye bağlantıları araştırılmadan, karanlık devam edecek.
Ezcümle:
Bu vatanın bölünmez bütünlüğü, Atatürk Türkiyesi’nin bekası adına “1 numaralı mücahit” ben’im.
Aslı inkar edilemez hakikatlerin savunulması adına, bu vatana ölümüne sevdalı, ölümüne Hakk’a yürümeye niyetliyim.
Niyetli neferler’den, adı sanı önemli olmayan birkaç Mehmetçik’ten biriyim.
Listenin en tepesine adımı bir kez daha yazın!
Listenin en tepesine adımı bir kez daha yazın!
Havuz küçük, timsahlar büyük…
Farkında olmayanlar için bir kez daha söylüyorum:
Çocuklarımızın istikbali karanlık ağlara teslim edilemez!
Cüneyt Şaşmaz