Cüneyt Şaşmaz'ın Yeni Yazısı: 19 MAYIS!

Uzun zamandır “Yolsuzluk, Yasaklar, Yoksulluk” olarak bilinen 3Y, artık “Yalancılık”la birlikte 4Y oldu.

Kamuoyunu yönlendirenleri yönlendiren arazide yazıp çiziyoruz.
Oryantalizm ya da popülizm yapmak gibi bir mecburiyetim yok.
Hiç olmadı.
Her daim real politik'in içinden yürüyerek bugünlere geldik.
TÜRKLÜK;
Bir ırk'ın,
Din'in,
Mezhep'in,
İdeoloji'nin değil,
Bir ruh'un adı’dır.
Zulmün karanlığına karşı
Alevlenen bir meşale'dir.
Sömürünün zincirlerini kıran
Bir irade'dir.
Adaletsizliğin surlarına çarpan
Bir seldir TÜRK'lük!
TÜRK;
Etnik bir sınırla değil,
İnsanlığın ortak hayaliyle tanımlanır.
Özgürlük,
Barış ve kardeşlik için çarpan
Bir yürek,
Mazlumun gözyaşını silen bir el,
Haksızlığa karşı
Dimdik duran bir omuz,
Çağları kucaklayan,
İnsanlığın vicdanını uyandıran,
Evrensel bir vizyondur, TÜRK'lük!
Hani Atatürk her şeydi?!
Ağzına alan kaldı mı?!
Ya da Atatürk'ü kimler ağzına almış,
Yaşamları ne halde bakmak lazım!
Dersim'ciden, Narko'dan, Ticani'den Atatürkçü olur mu?!
Atatürk kazandırırken Atatürkçü,
Kazandırmayınca Gülen Atatürkçü,
Olmadı Barzan Atakürt'çü!
Oryantal böyle bir şey..
İnşallah maşallah..
Yeter ki, akara, maaşa vs zarar gelmesin.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni;
Kimler aşağılamış,
Kimler aşağılatmış,
Kimler bu aşağılama'ya seyirci kalmış?!
"Leb" demeden leblebi!
Arif'e tarif gerekmez!
Her şey o kadar açık ki.
Şeffaf ihanet?!
İhanet eden ne adına ihanet ettiğini biliyor.
Uzun zamandır “Yolsuzluk, Yasaklar, Yoksulluk” olarak bilinen 3Y, artık “Yalancılık”la birlikte 4Y oldu.
Bu dört sorun, ulusal güvenliği tehdit eden bir “gerçek ötesi” (post-truth) süreç yarattı.
Enflasyon, işsizlik ve gençlerin geleceğe dair umutsuzluğu, halkın siyasetten beklentilerini artırıyor.
Ancak ne iktidar ne de muhalefet, bu sorunlara güven verici bir yol haritası sunabiliyor.
Genç nesiller, liyakate dayalı bir sistem ve adil bir gelecek istiyor.
Teknolojik gelişmeler ve yapay zeka gibi yenilikler dünyada fırsatlar yaratırken, Türkiye’nin bu değişime ne kadar hazır olduğu tartışmalı.
Coşmak isteyen için her şey bir vesile.
Ne var ki, boş laf zihin yorar.
Meydanı boş bulan sallıyor!
Herkes aynı anda yalan söylemeye başlar ise vs vs.
Narko'ya, ticani'ye, balyoz.
İyi bir siyasetçi olmak, devlet adamı olmak demek değil.
Devlet adamlığı; uzun vadeli vizyon, kapsayıcılık ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir liderlik gerektirir.
Sorun, bir liderin varlığı ya da yokluğu değil; sistemin kendisidir.
Siyasetin, ideolojik kavgalar yerine eğitim, teknoloji ve ekonomi gibi alanlarda somut çözümler üretmesi gerekiyor.
1776, 1789, 1923 gibi medeni, laik ve üniter bir zindelikle Türkiye, bu sarmaldan çıkabilir.
Soru net: Tamam mı, devam mı?!
Güvercinlerin bile tedirgin olmadığı bir süreci ayağa kaldırmak için yeni bir vizyona, cesur adımlara ve gerçek bir saflaşmaya ihtiyaç var.
Türkiye, kendi yolunu çizecek güçte.
Yeter ki, zeybek oynayanlar sahneye çıksın!
Türkiye’nin çıkış yolu, dış politikada proaktif bir duruş, yüksek askeri güç ve stratejik akılda yatıyor.
Diplomasiden çok, rakipleri felç edecek bir caydırıcılık belirleyici olacak.
Ancak, at gözlüğüyle güncel siyaseti izleyenler ve kısır çekişmelere kapılanlar, büyük resmi göremiyor.
Çözüm, köprüyü ele geçirenlerin “şark sofrası”nda kurduğu düzende değil; enerji, teknoloji ve savunma gibi stratejik alanlarda liderlik yapacak, ekseni kaymış dünyayı durduracak bir vizyonda yatıyor.
2026 Türkiye’sinde seçmen, seçenekler arasında sıkışmış hissediyor.
Siyasi liderler, halkın güvenini kazanmak için net bir vizyon ve samimi bir duruş ortaya koymalı.
Ancak mevcut tablo, kişisel çıkarlar ve ittifak oyunlarıyla şekilleniyor.
Baş'a gelmek değil mesele, hangi matematik üzerinden o koltuğa oturduğun, kim'ler adına çözüm, siyaset üreteceğin mühim mesele!
Bugün'ün hikayesi geçmişte yazıldı?!
1776, 1789'un ruhu'na uygun 1923 operasyonu, öncesinde 23 Nisan 1920.
Mustafa Kemal'e, "aldattı" diyenler, çağ'ın ruhu'ndan bihaber olanlar.
Neticede, 1776, 1789, Avrupa içindeki Aydınlanma ve/veya Sekülerizm operasyonu idi.
19 Mayıs'ta Samsun'a çıkan meçhul'e adım atmadı, neyi neden yaptığını biliyordu!
Aynen Çanakkale'de olduğu gibi.
Önce tepe'de ya da derin'de "anlaşma" sağlandı, sonra sahada temizlik operasyonu başladı!
19 Mayıs 1919, basit bir tarih değildir.
Sadece "Türk Milleti" için değil, "İnsanlık" için atılmış büyük bir adımdır.
O adım'ın ardından, 23 Nisan 1920 tarih'i geldi.
"Laik" Dünya'nın çivi'si 29 Ekim 1923'te Anadolu'da çakıldı.
“Geçmişten adam hisse kaparmış...
Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?!
‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?!”
Mehmet Akif Ersoy
Türkiye, kendi yolunu çizecek güçte.
Yeter ki, zeybek oynayanlar sahneye çıksın!
2026 "Cehennem YAZ'ı" bağlamında,
Küresel aks'ta ortak çıkar:
Yeniden Atatürk!
Yeniden Laik Türkiye!
Yeniden Çağdaş Türkiye!
Ezcümle:
Atatürk'ün "Gençliğe Hitabe"si,
Bir "duvar süsü" değil,
"Erken Uyarı Sistemi"dir!
Cüneyt Şaşmaz

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri