Cumhurbaşkanlığı Siteminin geleceği ve Reform paketi

Sadullah Özcan

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir süredir reform paketinden bahsediyor. Şubat ayı içinde bu paketin açıklanacağını ifade ediyor. 
Türkiye 16 Nisan referandumu ile Cumhuriyetin başlangıcından bu yana en önemli değişikliğe giderek Parlamenter Sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçti. Başbakanlık ve Başbakanlık teşkilatı lav edildi. Yeni bir sisteme geçildi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yetkileri Başkan sıfatı ile birleştirildi. Yürütmenin gücü arttırıldı.  
Buna karşılık yasa koyucunun gücüde artırıldı. Yüksek yargının oluşumunda ilk defa Meclis’in iradesi yansıtıldı. 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üç önemli ayaktan oluşmaktadır. Yasama, Yürütme, Yargı olarak. Yeni sistemin en önemli özelliği kuvvetler ayrılığının keskinleşmesidir. Özellikle Yasama ve Yürütmenin sınırları belirlenmiştir. Yürütmenin denetimi Yasama ile sağlanması ön plana çıktığını söylemek gerekir. Tabi tüm bunlar bugün için kâğıt üzerinde kaldığı algısı oluşturuldu. 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Yürütme ayağı 24 Haziran 2018 seçimleri sonrası devreye bütün unsurları ile girdi. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yeni bir teşkilatlanmaya gidildi. Bakanlıkların sayıları azaltıldı. Bakanlıkların merkez teşkilatları yeniden yapılandırıldı. Müsteşarlıklar kaldırıldı. Bakan yardımcılığı sistemi getirildi. Fakat genel müdürlükler devam ediliyor. 
Sistemin yürütme kanadı teşkilatlanma bakımından tamamlanmak üzere. Fakat işlerlik açısından daha tam oturduğu söylenemez. Bunun için yeni nesil bir bürokratik kadroların yetişmesi gerekecek. Çünkü bugün görevde olanların bir anda parlamenter sistemin alışkanlıklarını bırakabilmeleri imkânsız.
Fakat Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en büyük aksayan yönü Yürütmeden çok Yasama ayağında yaşanıyor. 16 Nisan Referandumundan hemen sonra acil yapılması gereken rakamsal düzenlemeler Meclis İçtüzüğünde yapıldı. Oysa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi TBMM’nin üstlendiği görevleri tam olarak yerine getirebilmesi için yeniden yapılandırma gerektiriyor. 
Çünkü yasama görevini yerine getirebilmesi için bu bir zorunluluk. TBMM Yasama gücünü paylaştığı yürütmeden kurtulmuş fakat bu görevi yerine getirecek teşkilatlanmasına başlayamamıştır. 
Eğer TBMM yasama ve denetim görevini tam olarak terine getirmek üzere yeniden yapılandırmasını gerçekleştirememesi halinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çok hızlı şekilde göçecektir. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan son zamanlarda Şubat’taki reform paketinden bahsetmektedir. Bu paketin içinde nelerin olduğu konusunda en azından benim bir bilgim yok. Kimlerin hazırladığından da haberim yok. Neleri kapsadığını da bilmiyorum. Fakat kısaca izahına çalıştığım TBMM’nin yeniden yapılandırılması öncelikli olarak bu reform paketinde yoksa dağ fare doğuracağını şimdiden ifade edeyim.
İçeriğinden haberdar olmadığım reform paketi aslında AK Parti’nin varlığını ve geleceğini yakından etkileyecektir. Millet değişim ve yenileşme istemektedir. Bu sadece kadrolarda değil anlayışta, hizmetlerde ve beklentilerde de yenilik beklemektedir. 
Türkiye’nin dünyada oturduğu konumunu sağlamlaştırabilmek için öncelikle içerde toplumun genelini memnun edecek onların beklentilerine cevap verecek açılımlara ihtiyaç vardır. 
Aslında bu konuda eğer  muhalefet iktidara talep ise ciddi çalışmalar yaparak vatandaşın önüne çıkması gerekiyor. Fakat bugüne kadar zülfiyare dokunacak hiçbir  girişimi göremedik. Böyle bir ortamda AK Parti’nin ortaya koyacağı reform paketi vatandaşın beklentilerinin %1o’unu bile karşılasa büyük takdir toplayacaktır. 
Fakat reform paketinin toplum beklentilerini karşılamaktan uzak kalması halinde ise hayal kırıklığı yaşanır. O nedenle reform paketinin halkın istek ve beklentileri ile ne kadar paralellik arz ettiği açıklanmadan önce mutlaka ölçülmelidir. Yoksa havanda su dövülmesinden öteye geçilmez.
Cuma’nın hayrı üzerinize olsun.