Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karayolları Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni"nde konuştu. 23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayısını 77'ye çıkardıklarını belirten Erdoğan, CHP'ye de tepki gösterdi. Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları üzerinden muhalefeti eleştiren Cumhurbaşkanı, "Milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde "Karayolları Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni"nde önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle;
Bugün, yapımı tamamlanan bölünmüş yollarımızın 30 bininci kilometresini hizmete almak üzere bir aradayız. Eserlerimize bir yenisini daha eklemenin gururunu yaşıyoruz. Bugün de yatırımlarımızla, Türkiye’nin 86 milyonunun tamamına aşkla hizmet etmenin bahtiyarlığını sürdürmeye devam ediyoruz.
Bugün bir yandan kalpleri birbirine sıkıca kenetlenen, diğer yandan şehirlerimizi bölünmüş yollarla birbirine bağlamanın sevincini yaşıyoruz. Öncelikle bu yolların yapımında fedakârca çalışan, serdiği asfaltı alın teriyle harmanlayan emekçi kardeşlerime şahsım ve milletim adına canıgönülden teşekkür ediyorum.
"23 YILDIR 'HALKA HİZMET, HAKK’A HİZMETTİR' ŞUURUYLA ÇALIŞAN, BİR KADROYUZ"
Kıymetli misafirler, burada bir hususun altını evvel emirde çizmek isterim. AK Parti olarak 23 yıldır “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” şuuruyla çalışan, bu anlayışla hareket eden bir kadroyuz. Bizim için asıl olan Rabbimizin rızasını kazanmak ve geleceğini bize emanet eden milletimize hakkıyla hizmet edebilmektir. Milletin emanetini yere düşürmemek, bu aziz millete mahcup olmamak için 86 milyonun tamamını eserin ve hizmetin en iyisiyle buluşturmak adına geceyi gündüze katıyor, adeta dişimizi tırnağımıza takıyoruz. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine, her karışı şehit kanlarıyla sulanan bu vatana aşkla hizmet etmenin çabası içindeyiz.
Direksiyonuna geçtiğimiz 2002’den bu yana ülkemize her kulvarda ipi göğüslettik. Eğitimden sağlığa, teknolojiden savunma sanayine her alanda başarıdan başarıya koştuk. Başkalarıyla değil, her zaman kendimizle yarıştık, hep daha iyisini, daha güzelini, daha ilerisini hedefledik.
"MUHALEFETİN TEK YAPTIĞI ÇAMUR ATMAK"
Başkalarıyla değil her zaman kendimizle yarıştık. Hep daha iyisini daha güzelini ilerisini hedefledik. Eski Türkiye’yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul etti. İktidarlarımızın başarı hikayesi yazdığı Türkiye’ye çağ atlattığı Türkiye’nin makus tarihini değiştirdiği alanların en başında ulaştırma vardır.
Değerli kardeşlerim kıymetli misafirler 23 yıldır bu ülkeye hizmet eden bir siyasetçi olarak içimi yakan bir hususu bugün sizlerle paylaşmak arzusundayım. Burayı özellikle genç arkadaşlarımın ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimin çok iyi dinlemesini rica ediyorum.
"KARAYOLU ULAŞIMINDA ADETA DESTAN YAZDIK"
Eski Türkiye’yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul ediyor. İktidarlarımızın başarı hikâyesi yazdığı, Türkiye’ye çağ atlattığı, ülkemizin makûs tarihini değiştirdiği alanların en başında ulaştırma vardır. Kara, hava ve deniz yolları ulaşımında bir yandan proje ve yatırımlarımızla altyapıyı güçlendirirken, diğer yandan yolcu sayılarını en yüksek seviyelere getirdik. Biliyorsunuz, 10 gün önce Ankara’da Esenboğa Havalimanımızın 3. pisti ile yeni kule ve tamamlayıcı tesislerinin açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Havalimanımız, dünyanın en gözde havalimanlarından biri olarak kendi alanında küresel bir markaya dönüştü. Deniz ulaşımında daha önce hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdik. Karayolu ulaşımında ise adeta destan yazdık.
"YOLLARLA BİRBİRİNE BAĞLANAN İL SAYIMIZI 77'YE ÇIKARDIK"
Bakın, şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum. Göreve geldiğimizde bölünmüş yol uzunluğumuz ne kadardı? Sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 vilayetimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Tek gidişli gelişli yollarda milletimizin ömründen ömür gidiyordu. Türkiye’ye yakışmayan, milletimize yakışmayan bu tabloyu değiştirdik. Hiç vakit kaybetmeden çalışmaları başlattık ve 23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayımızı 77’ye, bölünmüş yol uzunluğumuzu ise tam 30 bin 49 kilometreye çıkardık. İşte bugün de bölünmüş yollarımızın 30 bininci kilometresinin kurdelasını sizlerle birlikte kesmenin heyecanı içindeyiz.
"TAKOZ BENZETMESİ YAPINCA ALINIYORLAR"
Biz ülkemizdeki muhalefete zaman zaman takoz benzetmesi yapınca hemen birileri alınıyor bundan rahatsız oluyor. Oysa biz takoz sıfatını birilerini kötülemek birilerine hakaret etmek birilerini rencide etmek tahrik etmek amacıyla asla kullanmıyoruz. Tam tersine sadece bir durum tespihinde bulunuyoruz. 23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştıkları için bunları ifade ediyoruz. Arkaik bir zihniyeti, ülkemiz muhalefetini mefruz eden çarpık bir anlayışı tarif etmek için bu benzetmeyi kullanıyoruz. Şimdi bakınız değerli dostlarım, bölünmüş yol projesini ilk açıkladığımızda, takoz diye tanımladığımız bu zihniyetle hem de çok acı bir şekilde yüz yüze geldik.
Her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet zanneden hizmet ve eser düşmanı muhalefet hemen karşımızda dikildi, bize demediğini bırakmadı. Çıktılar koro hâlinde “Bu yollar çabucak bozulur”, “Milletin kaynağını israf ediyorsunuz” dediler; “Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar”, “Petrol lobisine hizmet ediyorlar” dediler. “Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter” diye itiraz ettiler. Hatta muvazeneyi öyle yitirdiler ki, “Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için bölünmüş yol adını kullanıyorlar” diye köşe yazıları kaleme aldılar.
"MİLLETİN PARASIYLA TROPİK ADALARDA SEDA SÜRENLERE RAĞMEN"
O günleri hatırlayanlar bilir. Sırf iş yaptığımız için atmadıkları iftira, vermedikleri soru önergesi kalmadı. Meclis tutanaklarını açıp bakın, muhalefetin bölünmüş yol projesi için daha neler söylediğini, hangi akla ziyan cümleleri kurduklarını, hangi saçma sapan argümanlarla bu projeyi kötülediklerini sizler de göreceksiniz. Şunu bir defa tüm halkımızın bilmesini isterim. Eğer biz bunlara kulak atsaydık bugün burada olamazdık, Türkiye’ye hepimizin göğsünü kabartan şu manzarayı yaşatamazdık. Ama biz tek yaptığı takoz koymak, karalamak, çamur atmak olan bu vizyonsuzlar korosuna aldırmadık, sadece milletimizi dinledik, sadece milletimize hizmet etmeye odaklandık ve bölünmüş yol projemizi başlattık. Israrla devam ettirdiğimiz bu projede hamdolsun 30 bin kilometreyi aştık. Ne dedik? “Yol medeniyettir” diyerek yeni yollar yaptık, emniyetli, rahat ve hızlı ulaşımın önünü açtık. “Yol ver dağlar, yol ver bana; yollar seni gide gide usandım” diye türküler yakan milletimizin yol çilesi çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarına kaldırdık.
Rüşvetin, talanın, yağmanın yolunu yapmaya çalışanlara rağmen, irtikapla, ihaleyle milletin kaynaklarını peşkeş çekerek yolunu bulmaya çalışıp yolda kalanlara rağmen, “Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır” diyen çapsızlara rağmen, milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık. Geçilmez denilen tepeleri geçerek, aşılmaz denilen dağları ve vadileri aşarak milletimizin yolunu açtık.
"YOL KUSURUNDAN KAYNAKLANAN KAZA ORANINI NEREDEYSE SIFIRA İNDİRDİK"
Değerli kardeşlerim, aziz vatandaşlarım, şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Bütün bu yolları yaparak sadece ülkemizi kalkındırmakla kalmadık, aynı zamanda ulaşımda vakit ve yakıt israfını önledik, araç yıpranmalarını en aza indirdik, çevre kirliliğini azalttık, turizmden tarıma kadar hayatın her alanında ilave katma değer üretilmesini sağladık. Şehirler arası seyahat artık insanlarımız için eziyet olmaktan çıktı, adeta keyfe dönüştü. “Bölünmüş yollar bizi bölecek” diyen tetikçilere en güzel cevabı, insanımızı buluşturarak, hasret çeken gönülleri kucaklaştırarak verdik. Tüm bunlarla birlikte ülkemizin doğu-batı ve kuzey-güney yönlü ulaşım hatlarındaki merkezi rolünü daha da güçlendirdik, otobanlarla, yüksek hızlı trenlerle, havalimanlarıyla, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Körfez Geçişi, 1915 Çanakkale Köprüsü ve daha nice devasa yatırımla Türkiye’yi bölgesinin en avantajlı ülkelerinden biri hâline getirdik. Bunlar elbette mühim kazanımlardı, fakat bizim için asıl önemli olan, vatandaşlarımızın canlarına mal olan, nice ocağın sönmesine sebep olan trafik kazalarının azaltılmasıdır. Yol kusurundan kaynaklanan kaza oranını neredeyse sıfıra indirdik. İşte bunun değeri, maliyeti, kazancı parayla ölçülemez. Önüne geçilen her kaza, kurtarılan her hayat bizim için dünyalara bedeldir. Milletimizin yüreğinden koparak ettiği “Allah razı olsun” duası her türlü makamın ve rütbenin katbekat üstündedir, hamdolsun. Gelecek nesillere yol kusurundan kaynaklı trafik kazalarının asgari düzeye indiği güvenli bir Türkiye inşa etmenin sevinci içindeyiz.
"PARA KULELERİ DIŞINDA HİÇBİR İCRAATLARI YOK"
Değerli kardeşlerim, hizmet sevdalısı bir kadro olarak elbette bunları yeterli görmüyoruz, daha önümüzde gidecek çok yolumuz, ülkemize kazandıracak çok eserimiz, gerçekleştirmeyi arzu ettiğimiz nice hayallerimiz ve hedeflerimiz var. Sabırla, sevdayla ve samimiyetle çalışarak bu hedeflerimize de vasıl olacağız. Şunu burada altını çizerek ifade etmek durumundayım. Yirmi üç sene önce 6 bin 101 kilometre ile başladığımızda bizi hayal kurmakla itham edenler olmuştu. Sadece sekiz yılda bu rakamı 15 bin kilometreye çıkardık, bugün ise 30 bin kilometreyi aşmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah yarın milletimize yeni müjdeler verebileceğimiz günler de gelecek. Allah’ın izniyle bu tekerlek tümsekte kalmayacak, yolda kalmayacak, Türkiye’yi yeni yollar ve yatırımlarla büyütmeye devam edeceğiz.
Bizimle ana muhalefet arasındaki en temel fark işte budur. Onlar iş yapmaktan, eser üretmekten acizdir; millete ufuk çizmekten, vizyon kazandırmaktan acizdir; taş üstüne taş koymaktan acizdir. Para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet çarkları dışında “işte bizim meselemiz” diyebilecekleri hiçbir icraatları yoktur. Sizler de görüyorsunuz; belediyeler üzerinden bir Deli Dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar, belediyeye işi düşenin adeta iliğini kurutmuşlardır.
"YOLSUZLUK YAPMADIYSANIZ, RÜŞVET ALMADIYSANIZ BU TELAŞ HALİ NİYE?"
Yola, köprüye, kavşağa, metroya, otobüse harcanması gereken kaynakları iç edip orada burada keyif sürmüşlerdir. Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına, bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyor, yargı mensuplarına ve belediye başkanlarımıza hakaret ediyor, kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar. Kimse kusura bakmasın, cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine, mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına, hakkın er ya da geç yerini bulmasına engel olamazsınız. Konu artık yargıya intikal etmiş, suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı, inanıyoruz ki deliller dışında en isabetli kararı verecektir. Her gün son derece çirkin ifadelerle, sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin, korkanların, çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya, süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye; yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız bu telaş hâli ne?