Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:
"Ailelerimiz güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı tebrik ediyorum. Artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin icra etmesine destek olan her bir kardeşimi tebrik ediyorum.
Bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü, teknolojisiyle ölçülemez. Bir milletin gücü tüten ocaklarda, nesillerce taşınan değerlerde gizlidir. 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen yarışmalarda derece giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz.
AİLE ZAYIFLADIĞINDA TOPLUM KAN KAYBEDER
Hepimiz bir annenin bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne-baba olmamız da ailelerimiz sayesinde. Aile insanın en korunaklı çatısı hem de ilk okuludur. Hayata ailede hazırlanılır. Şefkat, empati ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisi ailede oluşur. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan yine ailedir.
Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, toplum güçlü olur. Aile zayıfladığında zayıflatıldığında birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletinin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden ayrı düşünülemez.
Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. Bu kavramların temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, kadim değerlerimiz vardır.
EN AZ 3 ÇOCUK DEMİŞTİK
Dijital tekno kültür çağında insana ve hayata dair her şey gibi aile de dönüşüyor, form değiştiriyor. Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın muhtemel riskleri, tehditleri öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan tehlikeye dikkat çekmiştik. Bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Nice akıl ve ahlak dışı ithama, edepsizliğe maruz kaldık.
Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Yarın tarih tekerrür edecek. Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz. 1960'lardan itibaren ortaya konulan politikaların sonuçlarıyla yüzleşiyoruz.
Ülkemizde yıllarca bize nüfusla kalkınma arasında zıt ilişki olduğunu söylendi. Nüfus kontrol politikalarını tabu haline getirerek aykırı sese müsaade etmediler. Aileyi değersizleştirirken, çok çocuklu aileleri geri kalmışlıkla suçladılar.
DÜNYAYA GELEN BEBEK SAYISI 1 MİLYONUN ALTINA DÜŞTÜ
Ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bunlardan bizler de etkileniyoruz. Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Doğurganlık hızımız 2017'den itibaren 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın, 2025'te daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. 2014'te 1.3 milyon bebek dünyaya gelirken, 2023'te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi olarak görülür.
Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Ortanca yaşımız 2025'te 34,9'a çıktı. 2 kişiden biri artık yaklaşık 35 yaşında. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibariyle yüzde 11,1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Artık 30,8'e düşen hane halkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hane oranı yüzde 20,5'e ulaşmıştır.
Bu endişe verici tablo sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamd olsun çok iyi bir konumdadır. Bizde ortanca yaş Avrupa'da 45'tir. Türkiye AB'den 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz gerekli tedbirleri almaya, 3 çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.
AİLE DESTEKLERİ
Hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla politikalar uyguluyoruz. 2025 yılı aile merkezli politikalarımızda dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu'nu tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. 150 bin liralık destek tutarını 250 bin liraya yükselettik. 2 yıl geri ödemesiz kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibariyle doğum yardımlarını yükselttik. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve çok çocuklu ailelere öncelik tanıdık. Doğum izni sürelerini yeniden düzenledik.
2026-2035 AİLE VE NÜFUS 10 YILI
2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bilinçlenmeye sebep olduk. Bunu toplum ve siyasetin gündemine taşıdık. 2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus 10 Yılı olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı, toplumun temeli ve milletin geleceği olarak gören güçlü devlet iradesinin tezahürüdür.
Belgemizi 5 stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci önceliğimiz aile kurumunun ve nesillerin korunması. İkincisi evliliğin teşviği. Üçüncü doğurganlığın artırılması, dördüncüsü ise gençlerin yetiştirilmesi ve yaşlı refahı. Beşincisi ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır.
Mayıs ayının son haftasını Milli Aile Haftası olarak kutlamayarak toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız."